Taraflar arasındaki rücuen tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
Davacı vekili dava dilekçesinde; dava dışı hasta ...'a hatalı teşhis ve tedavi uyguladığı iddiasıyla hastanın yakınları tarafından davacı kurum aleyhine idare mahkemesinde dava açıldığını, açılan dava sonucunda tazminata hükmedilmesi nedeniyle davacının ödeme yaptığını, davalının olay tarihinde İzmir Torbalı Devlet Hastanesi'nde pratisyen hekim olarak görev yaptığını, davalı doktorun görevini yerine getirirken kusurlu davranarak idareyi tazminat ödemek zorunda bıraktığını belirterek, fazlaya ilişkin haklar saklı kalmak kaydıyla ödenen bedel olan 117.645,03 TL'nin ödeme tarihi olan 29.12.2009 tarihinden itibaren, 39.177,98 TL'nin ödeme tarihi olan 11.08.2015 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte rücuen tahsilini istemiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde; davalının olayda kişisel ya da mesleki herhangi bir kusuru bulunmadığını, davacının talebinin zamanaşımına uğradığını, rücu davasının şartlarının oluşmadığını, davalı hakkında soruşturma izni verilmediğini belirterek davanın reddini savunmuştur.
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, alınan raporlara itibar edilerek davalının davaya konu olayda kusur ya da ihmalinin bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
Davacı vekili istinaf dilekçesinde; idare mahkemesince hükme esas alınan Adli Tıp Kurumu (ATK) raporuna göre davalının açık ve net olarak kusurlu bulunduğu tespit edilerek hüküm kurulduğunu, bu hükmün kesinleştiğini, İlk Derece Mahkemesi tarafından alınan kusur raporunun hatalı olduğunu, ATK raporunun kesin hüküm oluşturmasa da kuvvetli bir delil olduğunu, hükme esas alınacak raporun da ATK'dan alınması gerektiğini, iki dosyada bulunan raporların çelişkili olması nedeniyle yeniden inceleme yaptırılması gerektiğini belirterek kararın kaldırılmasını talep etmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; öğretim üyesi olmamakla birlikte konularında uzman bilirkişi heyetinden alınan raporun hükme esas alınması ve oluşa, dosya kapsamına uygun olan rapora göre davalı doktorun kusuru bulunmadığı gerekçesi ile davanın reddedilmesinin isabetli olduğu gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-b-1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
Davacı vekili temyiz dilekçesinde; idare mahkemesince hükme esas alınan ATK raporuna göre davalının açık ve net olarak kusurlu bulunduğu tespit edilerek hüküm kurulduğunu, bu hükmün kesinleştiğini, İlk Derece Mahkemesi tarafından alınan kusur raporunun hatalı olduğunu, ATK raporunun kesin hüküm oluşturmasa da kuvvetli bir delil olduğunu, hükme esas alınacak raporun da ATK'dan alınması gerektiğini, iki dosyada bulunan raporların çelişkili olması nedeniyle yeniden inceleme yaptırılması gerektiğini belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir.
İzmir/Torbalı Devlet Hastanesinde hekim olarak görev yapan davalının hatalı teşhis ve tedavi iddiasına dayalı olarak dava dışı hasta yakınlarına davacı tarafından ödenen tazminatın davalı doktordan rücuen tahsili istemine ilişkindir.
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 7406 sayılı Türk Ceza Kanunu ve Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun’un 15 inci maddesi, 3359 sayılı Sağlık Hizmetleri Temel Kanunu’na eklenen geçici 13 üncü maddesi.
1. Resmi Gazetede 27.05.2022 tarihinde yayınlanarak aynı gün yürürlüğe giren 7406 sayılı Türk Ceza Kanunu ve Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun’un 15 inci maddesi ile 3359 sayılı Sağlık Hizmetleri Temel Kanunu’na eklenen geçici 13 üncü madde “Ek 18 inci maddenin birinci fıkrası hükümleri, 4483 sayılı Kanun hükümleri uyarınca haklarında kesinleşmiş bir soruşturma izni verilenler bakımından uygulanmaz ve soruşturma veya kovuşturmalara devam olunur. Kamu kurum ve kuruluşları ve Devlet üniversitelerinde görev yapan hekim ve diş hekimleri ile diğer sağlık meslek mensuplarının sağlık mesleğinin icrası kapsamında yapmış oldukları muayene, teşhis ve tedaviye ilişkin tıbbi işlem ve uygulamalar nedeniyle idare tarafından ödenen tazminattan dolayı açılan rücu davalarından, bu maddenin yürürlüğe girdiği tarih itibarıyla yargılaması devam edenler bakımından ek 18 inci maddenin ikinci fıkrası uyarınca karar verilmek üzere Mesleki Sorumluluk Kuruluna başvurması için davacıya iki aylık süre verilir. Başvuru yapılmaması hâlinde dava usulden reddedilir. Bu durumda yargılama gideri taraflar üzerinde bırakılır ve davacı aleyhine vekâlet ücretine hükmedilmez.” hükmünü haizdir.
Dosya kapsamından, davalı doktorun olay tarihinde İzmir/Torbalı Devlet Hastanesi'nde pratisyen hekim olarak görev yaptığı, dava dışı hastaya uyguladığı teşhis ve tedavi nedeniyle idare aleyhine dava açıldığı, davacı idarenin hak sahiplerine ödemeler yaptığı, eldeki dava ile davacının ödenen bedeli davalıdan rücuen tahsil talebinde bulunduğu anlaşılmaktadır. Şu durumda mahkemece, yukarıda gösterilen mevzuat hükmü gereğince Mesleki Sorumluluk Kuruluna başvurması için davacıya süre verilmesi; başvuru yapılmaması halinde ise davanın usulden reddine karar verilmesi gerekir. Kararın bu nedenle re'sen bozulması gerekir.
2. Bozma nedenine ve şekline göre davacı vekilinin temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına karar verilmiştir.
1. Değerlendirme bölümünün (1) numaralı bendinde açıklanan sebeplerle, davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,
İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,
2. Değerlendirme bölümünün (2) numaralı bendinde açıklanan sebeple, davacı vekilinin temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına,
Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
30.04.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.