Mahkûmiyet

Bolu 3. Asliye Ceza Mahkemesinin, 12.02.2018 tarihli ve 2017/387 Esas, 2018/78 Karar sayılı kararının sanık tarafından temyizi üzerine yapılan ön inceleme neticesinde gereği düşünüldü:

(Kapatılan) Deniz Kuvvetleri Komutanlığı Askerî Mahkemesinin, 16.01.2014 tarihli ve 2013/533 Esas, 2014/10 Karar sayılı kararı ile; sanığın 01.10.2013 tarihinde işlediği üste fiilen taarruz suçundan, 1632 sayılı Askeri Ceza Kanunu'nun (1632 sayılı Kanun) 91/1 maddesinin az vahim hal cümlesi ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 62. maddesi uyarınca 5 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 231/5 maddesi uyarınca sanık hakkındaki hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına, aynı maddenin 8. fıkrası uyarınca 5 yıllık denetim süresine tabi tutulmasına karar verildiği, söz konusu kararın yasal süresi içerisinde taraflarca itiraz edilmemek suretiyle 26.03.2014 tarihinde kesinleştiği; ardından 5 yıllık denetim süresi içerisinde 30.05.2014 tarihinde alkol veya uyuşturucu madde etkisi altındayken araç kullanma suçunu işlediğinin Turgutlu 2. Asliye Ceza Mahkemesinin, 26.12.2014 tarihli ve 2014/882 Esas, 2014/1011 Karar sayılı kararı ile ihbar edilmesi üzerine Bolu 3. Asliye Ceza Mahkemesinin, 12.02.2018 tarihli ve 2017/387 Esas, 2018/78 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında açıklanması geri bırakılan (Kapatılan) Deniz Kuvvetleri Komutanlığı Askerî Mahkemesinin, 16.01.2014 tarihli ve 2013/533 Esas, 2014/10 Karar sayılı kararının açıklanarak sanığın mahkûmiyetine karar verildiği anlaşılmakla;

5320 sayılı Ceza Mahkemesi Kanunu'nun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun'un (5320 sayılı Kanun) 8 inci maddesinin birinci fıkrası "Bölge adliye mahkemelerinin 26.09.2004 tarihli ve 5235 sayılı Adli Yargı İlk Derece Mahkemeleri ile Bölge Adliye Mahkemelerinin Kuruluş, Görev ve Yetkileri Hakkında Kanun'un (5235 sayılı Kanun) geçici 2 nci maddesi uyarınca Resmî Gazete'de ilan edilecek göreve başlama tarihinden önce verilen kararlar hakkında, kesinleşinceye kadar 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 322 nci maddesinin dördüncü, beşinci ve altıncı fıkraları hariç olmak üzere, 305 ile 326 ncı maddeleri uygulanır. (Ek cümle: 6723 sayılı Danıştay Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun'un (6723 sayılı Kanun) 33 üncü maddesi) Bu kararlara ilişkin dosyalar bölge adliye mahkemelerine gönderilemez." şeklinde düzenlendiği, buna göre Bölge Adliye Mahkemelerinin faaliyete başlama tarihi olan 20.07.2016 tarihinden önce verilen kararlar hakkında, kesinleşinceye kadar 1412 sayılı Kanun'un 322 nci maddesinin dördüncü, beşinci ve altıncı fıkraları hariç olmak üzere, 305 ilâ 326 ncı maddelerinin uygulanacağı, 20.07.2016 tarihinden sonra verilen kararlar hakkında ise 5271 sayılı Kanun hükümlerinin uygulanacağı, ayrıca 5271 sayılı Kanun'un 231 inci maddesinin 5 inci fıkrasının son cümlesindeki "Hükmün açıklanmasının geri bırakılması, kurulan hükmün sanık hakkında bir hukukî sonuç doğurmamasını ifade eder" hükmüne göre, hükmün ancak açıklandıktan sonra hukuki sonuç doğuracağı dikkate alındığında;

Dosyanın daha önceden sanık yönünden Yargıtay incelemesinden geçmediği, 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesi ile değiştirilen 5320 sayılı Kanun'un 8 inci maddesinin birinci fıkrasının uygulanma koşullarının bulunmadığı, temyize konu hükmün Bölge Adliye Mahkemelerinin göreve başladığı 20.07.2016 tarihinden sonra açıklanması nedeniyle kanun yolu incelemesinin istinaf olduğu anlaşılmakla, temyiz dilekçesi istinaf talebi mahiyetinde kabul edilerek, gereği mahallince değerlendirilmek üzere dosyanın incelenmeksizin iadesi için Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı'na TEVDİİNE, oy birliğiyle, 30.04.2024 tarihinde karar verildi.