Mahkûmiyet
Sanık hakkında bozma üzerine kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla temyiz edilebilir olduğu, temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, temyiz isteğinin süresinde olduğu, temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
Sanığın temyiz sebebi; cezanın hukuka ve kanunlara aykırı olduğuna ilişkindir.
İstihbari çalışmalar sonucunda ... plakalı araçla sigara kaçakçılığı yapılacağı bilgisinin edinilmesi üzerine kara yolunda yapılan kontroller esnasında, ... plakalı araç ile bu aracı takip eden ... plakalı aracın kontrol noktasından kaçmaya başladığı, takip üzerine araçların durdurulduğu, ... plakalı araçta yapılan aramada, 2637 karton kaçak sigaranın ele geçirildiği, öncü olan ... plakalı aracın sanık ...'ın sevk ve idaresinde olduğu anlaşılmıştır.
Sanık ... hakkında 4733 sayılı Tütün, Tütün Mamulleri ve Alkol Piyasasının Düzenlenmesine Dair Kanun'un 8 inci maddesinin dördüncü fıkrasına muhalefet suçundan cezalandırılması istemiyle kamu davası açılmıştır.
Sanık savunmasında; diğer araçla ilgisinin olmadığını, kolluk kuvvetinden kaçmadığını, diğer araçtaki sigaralardan haberinin olmadığını beyan etmiştir.
Sanığın öncülük yaptığı araçta Dairemiz uygulamalarına göre ticari miktar ve mahiyette olan 2637 karton kaçak sigaranın ele geçirilmiş olması, öncü araçta bulunan kişiler ile sigara taşıyan araçtaki kişiler arasındaki yakın akrabalık ilişkileri, olay tutanağına göre bu araçların kontrol noktasından birlikte kaçmış olmaları ve tüm dosya kapsamına göre sanık ...'ın eyleminin sabit olduğu belirlenmekle, sanık ... hakkında mahkûmiyet hükmü kurulmasında bir isabetsizlik görülmemiştir.
Yargılama sürecindeki işlemlerin usul ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç vasfı ile yaptırımın doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından, sanık hakkında kurulan hükümde hukuka aykırılık bulunmamış ve sanığın yerinde görülmeyen diğer temyiz sebepleri reddedilmiştir.
Sanık hakkında kurulan hükümde, Yargıtay tarafından düzeltilmesi mümkün görülen aşağıda belirtilen husus dışında bir hukuka aykırılık görülmemiştir.
Sanık hakkında 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 43 üncü maddesi kapsamında değerlendirilen ve kesinleşen cezanın mahsubu ile yetinilmesi gerekirken netice cezadan düşülmesi ve sonuçta aynı Kanun'un 43 üncü maddesinin uygulanması ile mahsuben verilen gün adlî para cezasının aynı Kanun'un 52 nci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca adlî para cezasına çevrilmesinin mümkün olmadığının gözetilmemesi suretiyle hüküm kurulması isabetli bulunmamıştır.
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle sanığın temyiz istemi yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi gereği BOZULMASINA, bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden aynı Kanun’un 322 nci maddesi gereği hükmün kesinleşen cezanın mahsup edildiği bendinde bulunan "...mahsubu ile; sanığa verilen cezanın neticeten 11 AY 7 GÜN HAPİS ve 100 TAM GÜN ADLİ PARA CEZASI OLARAK İNFAZINA," ibaresinin çıkarılarak yerine "mahsubuna" ibaresinin eklenmesi, hükmün 3. bendinde yer alan "100 gün" ibaresinin "104 gün", yine hükmün 3. bendinde yer alan "2.000 TL" ibaresinin "2.080 TL" ibaresi olarak değiştirilmesi ve bu bendin "2 yıl 7 ay 7 gün hapis ve 104 tam gün adlî para cezası ile cezalandırılmasına" ilişkin paragraftan sonra gelmek üzere eklenmesine, bundan sonraki fıkraların buna göre teselsül ettirilmesi suretiyle hükmün, Tebliğname’ye kısmen uygun olarak, oy birliğiyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA,
30.04.2024 tarihinde karar verildi.