Mahkumiyet

Sanık hakkında kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteminin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ

1. Seferihisar Cumhuriyet Başsavcılığının 18.06.2015 tarihli ve 2015/541 Esas sayılı iddianamesiyle, sanık ... hakkında resmi belgede sahtecilik suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 204 üncü maddesinin birinci fıkrası ve 53 üncü ve 58 inci maddeleri uyarınca cezalandırılması talebiyle Seferihisar Asliye Ceza Mahkemesine kamu davası açılmıştır.

2. Seferihisar Asliye Ceza Mahkemesinin, 01.06.2016 tarihli ve 2015/582 Esas, 2016/516 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında resmi belgede sahtecilik suçundan, 5237 sayılı Kanun’un 204 üncü maddesinin birinci fıkrası, 62 nci maddesinin birinci fıkrası, 53 üncü 58 inci maddeleri uyarınca 1 yıl 8 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, tekerrür hükümlerinin uygulanmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir.

3. Dava dosyası, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca tanzim olunan 09.04.2021 tarihli ve 11-2016/343373 sayılı bozma görüşlü Tebliğname ile Daireye tevdi olunmuştur.

Sanığın temyiz isteği; kararın temyiz edilmesi ve tarafına lehe olan hükümlerin uygulanması talebinden ibarettir.

1. Olay tarihinde Seferihisar İlçe Emniyet Müdürlüğü Polis Merkezi Amirliği ekipleri tarafından yapılan kimlik kontrolünde sanığın kendisini ... olarak tanıttığı ve ... adına oluşturulmuş kendi fotoğrafını havi sürücü belgesini verdiği, anlaşılmıştır.

2. Emniyet Genel Müdürlüğü İzmir Kriminal Polis Laboratuvarı Müdürlüğünün 29.04.2015 tarihli uzmanlık raporunda suça konu sürücü belgesinin "tamamen sahte olarak üretildiği ve ilk nazarda ve kolaylıkla fark edilemeyecek nitelikte olduğu cihetle aldatma (iğfal) niteliğine haiz bulunduğu" belirtilmiştir.

3. Sanık, açık cezaevinden firar ettiğini, yakalanmamak için arkadaşı olan ...'nun sürücü belgesi fotokopisini mağdurun bilgisi dahilinde temin edip bu bilgilere göre suça konu sürücü belgesini Gaziosmanpaşa'da bir şahsa yaptırdığını, beyan ile atılı suçlamayı ikrara yönelik savunmada bulunmuştur.

4. Mağdur, sanığın arkadaşı olduğunu, sanığa araç kiralayabilmesi için sürücü belgesinin fotokopisini verdiğini başka bir maksatla vermediğini beyan etmiştir.

5. Mahkemece adli emanetin 2015/71 sırasında kayıtlı bulunan suça konu sürücü belgesinin aldatıcılık niteliği konusunda herhangi bir gözlem yapılmadığı tespit edilmiştir.

6. Mahkemece, sanık savunmaları, mağdur beyanları, kolluk tarafından tutulan tutanaklar, alınan uzmanlık raporu ve tüm dosya kapsamına göre, sanığın resmi belgede sahtecilik suçunu işlediği kabul edilerek, temyiz incelemesine konu mahkumiyet hükmü kurulmuştur.

7. Sanığın güncel adlî sicil kaydı, Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi (UYAP) üzerinden temin olunarak denetlenmiştir.

1. Belgede sahtecilik suçlarında, aldatma niteliğinin bulunup bulunmadığının takdiri hâkime ait olduğundan, suça konu belgenin duruşmaya getirtilip özelliklerinin duruşma tutanağına yazıldıktan sonra aldatıcılık niteliğinin bulunup bulunmadığının tespit edilmesi gerekiyor ise de, soruşturma aşamasında alınan uzmanlık raporuna göre; tamamen sahte olarak üretildiği ve ilk nazarda ve kolaylıkla fark edilemeyecek nitelikte olduğu cihetle aldatma (iğfal) niteliğine haiz olduğunun belirlendiği, bu hususun iddianamede de belirtildiği ve duruşmada sanığa tüm bilgi ve belgelerin okunduğu anlaşılmakla, 5271 sayılı Kanun'un 217 nci maddesi uyarınca duruşmadan edindiği kanaate göre delilleri değerlendirip vicdani kanıya ulaşan Mahkemenin takdir ve kabulünde bir isabetsizlik görülmediğinden, Tebliğnamedeki bozma isteyen görüşe iştirak edilmemiştir.

2. Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç vasfı ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından, sanığın yerinde görülmeyen diğer temyiz sebepleri reddedilmiştir.

3. Sanık hakkında kurulan hükümde, Yargıtay tarafından düzeltilmesi mümkün görülen; adli emanetin 2015/71 sırasında kayıtlı suça konu sürücü belgesinin dosyada delil olarak saklanması yerine, 5237 sayılı Kanun'un 54 üncü maddesi uyarınca müsaderesine karar verilmesi, dışında bir hukuka aykırılık görülmemiştir.

Gerekçe bölümünde (4) numaralı bentte açıklanan nedenlerle Seferihisar Asliye Ceza Mahkemesinin, 01.06.2016 tarihli ve 2015/582 Esas, 2016/516 Karar sayılı kararına yönelik sanığın temyiz isteği yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi gereği BOZULMASINA, bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden aynı Kanun’un 322 nci maddesi gereği hüküm fıkrasından "TCK 54/4 maddesi gereğince müsaderesine" ibaresinin çıkartılarak yerine “dosyada delil olarak saklanmasına” ibaresinin eklenmesi suretiyle hükmün, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA,

Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,

30.04.2024 tarihinde karar verildi.