HÜKÜMLER: İstinaf başvurusunun reddine, istinaf
başvurusunun esastan reddine, düzeltilerek istinaf
başvurusunun esastan reddine

Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen hükümler temyiz edilmekle dosya incelenerek, gereği düşünüldü:

II. Şikâyetçi ... vekilinin temyiz incelenmesinde;
Şikâyetçi ... ve vekilinin kovuşturma aşamasında 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun (5271 sayılı Kanun) 237 vd. maddeleri uyarınca usulüne uygun şekilde davaya katılma talebinde bulunmadıklarının anlaşılması karşısında, katılan sıfatı bulunmayan mağdur vekilinin hükmü temyiz ... bulunmadığından temyiz isteminin 5271 sayılı Yasa'nın 298. maddesi uyarınca tebliğnameye uygun olarak REDDİNE,

II-Sanık hakkında şikâyetçi ...'e yönelik yağma suçundan kurulan hükme yönelik temyiz incelenmesinde;
Hükmolunan cezanın miktar ve türü gözetildiğinde, 5271 sayılı Yasa'nın 286/2-a maddesi uyarınca, ilk derece mahkemelerinden verilen beş yıl veya daha az hapis cezaları ile miktarı ne olursa olsun adli para cezalarına ilişkin istinaf başvurusunun esastan reddine dair bölge adliye mahkemesi kararlarının temyizi mümkün olmadığından, sanık ... müdafiinin temyiz isteminin 5271 sayılı Yasa'nın 298. maddesi uyarınca tebliğnameye uygun olarak REDDİNE,

III-Sanık hakkında şikâyetçi ...'ya yönelik yağma suçundan kurulan hükme yönelik temyiz incelenmesine gelince;
5271 sayılı Yasa'nın 288. maddesinin ''Temyiz, ancak hükmün hukuka aykırı olması nedenine dayanır. Bir hukuk kuralının uygulanmaması veya yanlış uygulanması hukuka aykırılıktır.'', aynı Kanunun 294. maddesinin ''Temyiz eden, hükmün neden dolayı bozulmasını istediğini temyiz başvurusunda göstermek zorundadır. Temyiz sebebi ancak hükmün hukuki yönüne ilişkin olabilir.'' ve aynı Kanunun 301. maddesinin ''Yargıtay, yalnız temyiz başvurusunda belirtilen hususlar ile temyiz istemi usule ilişkin noksanlardan kaynaklanmışsa, temyiz başvurusunda bunu belirten olaylar hakkında incelemeler yapar.'' şeklinde düzenlendiği de gözetilerek sanık müdafiinin temyiz isteminin sanığın suç kastıyla hareket etmediğine, yağma suçunun yasal unsurlarının oluşmadığına, sanık hakkında etkin pişmanlık hükümlerinin uygulanması gerektiğinin gözetilmediğine ve sanığın beraatine karar verilmesi gerektiğine ilişkin olduğu belirlenerek anılan sebeplere yönelik yapılan incelemede;

Dosya ve duruşma tutanakları içeriğine, toplanıp karar yerinde incelenerek tartışılan hukuken geçerli ve elverişli kanıtlara, gerekçeye ve hakimin takdiri ile Bölge Adliye Mahkemesi'nin kararına göre; diğer temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.

Ancak;

Somut olayda tehdit içeren sözler bulunmadığı gibi cebir de kullanılmadığı, şikâyetçi Edip’in aşırı korkaklığı nedeniyle içinde 20,00 TL bulunan cüzdanının sanık tarafından elinden alınması şeklinde gerçekleşen eylemin hırsızlık suçunu oluşturduğu gözetilmeden, delillerin takdirinde ve suç vasfında yanılgıya düşülerek yazılı şekilde karar verilmesi,

Bozmayı gerektirmiş, sanık ... müdafiinin temyiz istemi bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükmün açıklanan nedenle tebliğnameye aykırı olarak BOZULMASINA, 5271 sayılı Yasa'nın 304/2-b maddesi uyarınca yeniden incelenmek ve hüküm verilmek üzere dosyanın Ordu 1. Ağır Ceza Mahkemesine gönderilmesine, kararın bir örneğinin Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 4. Ceza Dairesi’ne gönderilmesine, 01.10.2024 gününde oy çokluğuyla karar verildi.

K A R Ş I O Y

Olay günü cezaevinden izinli çıkan sanık ...'in elinde alkol şişesi ile alkollü vaziyette 15 yaşında olan mağdur ... ile karşılaştığı, ona sigara uzattığı, mağdurdan oturmasını istediği, elindeki alkol şişesini ona verdiği, okul bahçesine girdikleri, Atatürk büstünün arkasına gidip mağdur ...'e dayısından bahsederek onun mafya olduğunu, kendisinin yanında ona kimsenin birşey yapamayacağını, koluna jileti millet için kestiğini söyleyerek, ondan para istediği, elleri ile ceplerini dışarıdan yokladığı, cüzdanından 20,00 TL parayı aldığı olayda; olay anında alkollü olan sanığın dayısının mafya olduğunu, kolunu jilet ile millet için kestiğine ilişkin sözlerinin mağdur ...'i korkutup parasını almaya yönelik olduğu, sanığın söylem ve hareketleri ile mevcut ortamın fiziki koşulları bir bütün halinde değerlendirildiğinde, yağma suçunun unsuru olan tehdit boyutuna ulaştığının kabulü gerektiği anlaşıldığından, sanığın eyleminin yağma suçunu oluşturduğundan sayın çoğunluğun görüşüne katılmıyoruz.