İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun (5271 sayılı Kanun) 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:

I. HUKUKÎ SÜREÇ

1. İnegöl Cumhuriyet Başsavcılığının 22.01.2019 tarihli iddianamesiyle sanık ... hakkında kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 37 inci maddesinin birinci fıkrası, 109 uncu maddesinin ikinci fıkrası, üçüncü fıkrasının (b) bendi, 35 inci maddesi uyarınca cezalandırılması talebiyle dava açılmıştır.

2. İnegöl 2. Asliye Ceza Mahkemesinin 30.10.2019 tarihli kararı ile sanık hakkında kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan, 5237 sayılı Kanun' un 109 uncu maddesinin ikinci fıkrası, üçüncü fıkrasının (b) bendi, 35 inci maddesi, 62 nci maddesi uyarınca 1 yıl 8 ay hapis cezası ile mahkumiyetine, hak yoksunluklarına ve tekerrür hükmünün uygulanmasına karar verilmiştir.

3. İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik sanık ... ve katılan kurum vekilinin istinaf itirazları üzerine Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 7. Ceza Dairesinin 19.10.2021 tarihli ve 2020/1182 Esas, 2021/1944 Karar sayılı kararı ile sanık ... hakkında, kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan İlk Derece Mahkemesinin mahkumiyet kararı çıkartılarak, 5271 sayılı Kanun'un 223 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (e) bendi uyarınca beraat kararı verilmiştir.

Katılan kurum vekilinin temyiz sebepleri;
Verilen kararın hukuka ve kanuna aykırı olduğuna, sanığın üzerine atılı suçu işlediğinin sabit olduğuna, sanık hakkında üst sınırdan ceza tayin edilmesi gerektiğine, eksik incelemeye dayalı karar verildiğine, kurum lehine vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiğine ilişkindir.

Dava konusu olay, sanık ...'ın, haklarında hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı bulunan diğer sanıklar Güllü ve ... ile birlikte fikir ve ... birliği içinde cebir kullanmak suretiyle müştekinin hürriyetini kısıtlamak istedikleri, ancak müştekinin ellerinden kaçması ve olay yerine hızlı bir şekilde polis ekiplerinin intikal etmesi ile eylemlerini tamamlayamadıkları, bu şekilde birden fazla kişi ile birlikte cebir, tehdit veya hile kullanarak kişiyi hürriyetinden yoksun kılmaya teşebbüste bulundukları iddiasına ilişkindir.
Temyizin kapsamına göre;

A. İlk Derece Mahkemesinin Kabulü
İlk Derece Mahkemesince; "...sanıkların fikir ve ... birliği içerisinde katılanın kolundan tutmak ve ittirmek suretiyle zorla arabaya bindirmeye çalışmak şeklinde gerçekleşen ... ile üzerlerine atılı cebir kullanmak suretiyle kişiyi hürriyetinden yoksun kılmaya teşebbüs suçunu işledikleri..." sabit kabul edilerek mahkumiyet kararı verilmiştir.
B. Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü
İlk Derece Mahkemesince kabul edilen olay ve olgularda, Bölge Adliye Mahkemesi tarafından yapılan incelemede; "...Sanığın ve yanındaki diğer sanıkların mağdur ile konuşmak istedikleri şeklindeki savunmaları aksine mağduru kaçırmaya çalıştıkları yönünde mahkumiyete yeterli delil bulunmadığından ve dolayısıyla suçun işlendiği şüphede kaldığından, ''şüpheden sanık yararlanır'' ceza hukuku genel prensibinden hareketle sanık hakkında suçu işlediği sabit olmadığı..." gerekçesiyle kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan 5271 sayılı Kanun'un 223 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (e) bendi gereğince beraat kararı verilmiştir.

1. Ceza Genel Kurulunun 17.05.2022 gün ve 2020/248 Esas, 2022/359 Karar sayılı ilamı ve 5271 sayılı Kanun'un 280 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendinde ''İlk derece mahkemesinin kararında usule veya esasa ilişkin herhangi bir hukuka aykırılığın bulunmadığını, delillerde veya işlemlerde herhangi bir eksiklik olmadığını, ispat bakımından değerlendirmenin yerinde olduğunu saptadığında istinaf başvurusunun esastan reddine, 303 üncü maddenin birinci fıkrasının (a), (c), (d), (e), (f), (g) ve (h) bentlerinde yer alan ihlallerin varlığı hâlinde "hukuka aykırılığın düzeltilerek istinaf başvurusunun esastan reddine'' duruşma açılmasına gerek olmadan karar verilebileceğinin düzenlenmiş olması ve aynı Kanun'un 303 üncü maddesinin birinci fıkrasının (a) bendinde ''Olayın daha ziyade aydınlanması gerekmeden beraate veya davanın düşmesine ya da alt ve üst sınırı olmayan sabit bir cezaya hükmolunması gerekirse'' şeklinde yer alan düzenleme birlikte değerlendirildiğinde istinaf mahkemesince dosya üzerinden verilen beraat kararında usul ve kanuna aykırılık olmadığından Tebliğnamenin bu yöndeki bozma görüşüne iştirak olunmamıştır.

2. Oluşa ve dosya kapsamına göre sanık ... ile imam nikahıyla evli olan mağdur ...'nin, sanık ile arasında çıkan tartışma sonrası müşterek konutlarından ayrıldığı ve Yenice'de çay bahçesinde yalnız başına otururken tanık ...'nın babasının mağduru gördüğü ve ona yardım etmek için evinde iki gün misafir ettiği, bu süreçte mağdurun sıkıntılarını tanık ... ile paylaştığı ve olay günü de İnegöl Devlet Hastanesi'ne muayene olmak için gittikleri sırada hastane önünde sanıklarla karşılaştıkları, sanık ...'ın, haklarında hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı bulunan diğer sanıklarla birlikte hareket ederek mağduru kolundan tutarak ve ittirerek araca zorla bindirmeye çalışmak suretiyle kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçuna teşebbüste bulunduğunun, mağdurun aşamalardaki istikrarlı anlatımları ve mağdur beyanını destekleyen tanık ...'nın beyanlarıyla sabit olduğu anlaşılmakla, sanık ... hakkında İlk Derece Mahkemesince atılı suçtan verilen mahkumiyet hükmüne yönelik istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hükmün düzeltilerek sanığın beraatine karar verilmesi hukuka aykırı bulunmuştur.

Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle katılan kurum vekilinin temyiz istemi yerinde görüldüğünden Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 7. Ceza Dairesinin 19.10.2021 tarihli ve 2020/1182 Esas, 2021/1944 Karar sayılı kararının 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin ikinci fıkrası gereği, Tebliğnameye uygun olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,

Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesi gereğince Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 7. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 01.10.2024 tarihinde karar verildi.