Davanın kabulüne
Taraflar arasındaki tapu iptal ve tescil davasından dolayı yapılan yargılama sonunda verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonunda Yargıtay 8. Hukuk Dairesince İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kabulüne karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
Dava Sakarya ili ... ilçesi ... Köyü'nde bulunan dava konusu 141 ada 12 parsel sayılı taşınmaz, 2.502,11 m2’lik yüzölçümü ile tarla vasfında, 06.11.2006 tarihinde davalı ... adına tapuya tescil edilmiştir.
Davacı Hazine vekili, 141 ada 12 parsel sayılı taşınmazın, 27/06/2005 tarihinde idari yoldan Hazine adına tescil edilen 4.211,37 m2’lik taşınmazın sınırları içinde kaldığını, ancak ... köyünde yapılan kadastro çalışmaları sırasında yapılan tespite istinaden dava konusu yerin davalı adına tescil edildiğini belirterek davalı adına olan tapu kaydının iptali ile Hazine adına tesciline karar verilmesini istemiştir.
Davalı, dava konusu yerin babasından kalan yer olduğunu belirterek davanın reddini savunmuştur.
İlk Derece Mahkemesince, ilk hükümle, toplanan delillerden davaya konu yerin ormanla bir ilgisinin olmadığı, nizasız ve fasılasız bir biçimde davalı ve öncesi babası tarafından zilyet edinilen yer olduğu kazandırıcı zamanaşımı ile iktisap şartlarının davalı lehine oluştuğu gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı Hazine vekili tarafından temyiz edilmiş, karar Daire'nin 20.11.2018 tarihli ve 2018/2322 Esas 2018/8872 Karar sayılı ilamı ile, ''... Somut olayda, mahkemece, yazılı gerekçelerle davanın reddine karar verilmiş ise de, yapılan araştırma ve inceleme ile alınan bilirkişi raporları hüküm vermeye yeterli bulunmamaktadır. Şöyle ki, dava konusu taşınmazın bulunduğu yerde 1 fen bilirkişisi ile 1 ziraat bilirkişisinden oluşan heyet ile keşfe gidilmiş olup yapılan keşif sonrası dosya içerisine alınan 30/10/2012 tarihli teknik bilirkişi raporu ekinde bulunan krokiye göre nizalı taşınmazın güney sınırında orman bulunduğu tespit edilmiş, mahkemece ve bilirkişilerce usulüne uygun olarak orman araştırması yapılmamış, yine, Hazine'nin dayanağı olan ve az yukarıda bahsedilen 2 sıra nolu ve 4211,37 m2'lik yüzölçümlü tapu kaydı yapılan keşif sırasında uygulanmamıştır. O halde mahkemece yapılacak iş, 2 sıra nolu tapu kaydı ve 141 ada 12 parsel sayılı taşınmazın tapu kaydı yerel bilirkişiler ve tanıklar aracılığıyla Kadastro Kanun'nun 20/C maddesindeki esaslar doğrultusunda uyuşmazlık konusu taşınmaza uygulanmalı, Hazine'nin tapu kaydının davalıya ait tapu kaydını kapsayıp-kapsamadığı belirlenmeli, yine yöntemine uygun orman araştırması yapılmalı, taşınmazın orman sayılan yerlerden olmadığı belirlenirse taşınmazın zilyetlikle kazanmaya elverişli olup olmadığı, zilyetlikle kazanmaya elverişli ise davalı yönünden zilyetlik şartlarının oluşup oluşmadığı incelenmelidir. Bu bağlamda, yöreye ait en eski tarihli hava fotoğrafları ve memleket haritaları ile kadastro tespit tarihinden 20 yıl öncesine ait hava fotoğrafları ile bu fotoğraflardan üretilen memleket haritaları (Memleket haritalarının orijinalinden çekilmiş renkli örnek olmasına dikkat edilmeli), bulundukları yerlerden dosyaya getirtilmelidir. Dosya keşfe hazır hale getirtildikten sonra, bu konuda uzman bir orman mühendisi, bir ziraat mühendisi, bir harita mühendisi bilirkişiden oluşan bilirkişi heyeti marifetiyle yeniden keşif yapılmalıdır. Bu keşif sonrasında düzenlenecek raporlarda dava konusu yerin 6831 sayılı Kanunun 17/2. maddesi uyarınca orman içi açıklık olup olmadığını, öncesi de değerlendirilerek ormandan kazanılmış olup olmadığını, orman sayılan yerlerden olup olmadığını belirtir, bilimsel ve araştırma ve uygulamaya dayalı rapor alınmalıdır. O halde; mahkemece uzman orman yüksek mühendisi ile usulüne uygun orman araştırması yapılması ve Hazine tapusunun dava konusu yere uygulanması gerekirken, yazılı şekilde eksik araştırma ve inceleme ile hüküm kurulması yerinde görülmemiştir...''gerekçesi ile bozulmuştur.
İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyma kararı verilerek yeniden yapılan yargılama neticesinde, dava konusu taşınmazın devlet ormanı ile ilişkisinin bulunmadığı, ziraat alanında kaldığı, taşınmazın ormandan kazanılmadığı, en az 40 senedir davacı ve ataları tarafından tarımsal amaçlı olarak kullanıldığı ve halen kullanılmaya devam edildiğinin dosya kapsamı ile sabit olduğu, bu hali ile davalı yararına zilyetlikle edinim koşullarının oluştuğu kanaatine varıldığı,ancak, davacı Hazine tarafından sunulan ve mahallinde uygulanan tapu kaydında ... ilçesi ... Köyü, ... Mevkii, 946 yevmiye numaralı, ... Cilt Nolu, ... Sahife Nolu ve 27.06.2005 tarihli ve sınırları; Doğusu, yol olarak; Batısı, ..., ... tarlası olarak nitelendirilen taşınmazın dava konusu taşınmaz olduğunun tespit edildiği, buna göre dava konusu taşınmazın Hazine adına tapu kaydı oluşturulduktan sonra gerçekleşen kadastro çalışmaları sırasında davalı adına tespiti yapılarak tekrar tapu kaydının oluşturulduğu, bu hali ile davalı adana oluşturulan kaydın mükerrer kayıt olduğu gerekçeleri ile, davanın kabulü ile dava konusu Sakarya ili ... ilçesi ... Mahallesi 141 ada 12 parsel sayılı taşınmazın davalı ... adına olan tapu kaydının iptali ile, davacı İdare Hazine adına tapuya kayıt ve tesciline karar verilmiş, hüküm davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
İlk Derece Mahkemesince, dava konusu taşınmazın hazine adına tapu kaydı oluşturulduktan sonra gerçekleşen kadastro çalışmaları sırasında davalı adına tespiti yapılarak tekrar tapu kaydının oluşturulduğu, bu hali ile davalı adına oluşturulan kaydın mükerrer kayıt olduğu, iptalinin gerektiği belirtilerek davanın kabulü ile dava konusu 141 ada 12 parsel sayılı taşınmazın davalı ... adına olan tapu kaydının iptali ile, davacı Hazine adına tapuya kayıt ve tesciline karar verilmiş ise de, bu görüşe katılma olanağı bulunmamaktadır. Şöyle ki, dava tespit öncesi nedene dayalı olarak açılan tapu iptal ve tescil davası olup, davacı Hazine, davasını, idari yoldan oluşan tapu kaydına dayandırmıştır. Bu durumda, Hazine adına oluşan tapu kaydı tarihine kadar, davalı lehine, mülkiyet koşullarının oluştuğu saptandığı takdirde, Hazine tapusu davalıya karşı yolsuz hale gelecektir. Bu husus düşünülmeden, davalı adına olan oluşan kaydın mükerrer olarak kabul edilmesi doğru görülmemiştir. O halde, İlk Derece Mahkemesince yapılması gereken iş, Hazine adına oluşan 2005 tarihli tapu kaydının oluştuğu tarihe kadar davalı lehine zilyetlik şartlarının oluşup oluşmadığının tespit edilmesi olmalıdır.
Yine, İlk Derece Mahkemesince, gerekçede, davalı lehine zilyetlik şartlarının oluştuğunun sabit olduğu belirtilmiş ise de, yapılan inceleme ve araştırma yeterli değildir. Şöyle ki, her ne kadar 1998 ve 1979 hava fotoğraflarında taşınmazın açık alanda olduğu belirlenmiş ise de, mahkemece, bozma sonrası 20.11.2020 tarihinde yapılan keşif sırasında dinlenen mahalli bilirkişiler, dava konusu taşınmazda ilk kullanımın ne zaman başladığına dair hüküm vermeye yönelik beyanda bulunmamışlar, yine, Hazine adına idari yoldan oluşturulan tapu kaydına ilişkin 03.06.2005 tarihli tutanak incelendiğinde; taşınmazın üzerinde 10-15 yaşlarında 8-10 adet çam ağaçlarının bulunduğu tespit edilmiş, yıllardır boş ve atıl durumda olduğu belirtilmiş, ayrıca tutanakta imzası bulunan ... İlk Derece Mahkemesince yapılan keşifte mahalli bilirkişi olarak dinlenmiş, tutanakta belirtilen beyanlarla çelişen beyanlarda bulunmuştur. O halde, Hazine adına idari tapu kaydı oluştuğu tarihe kadar, zilyetlikle edinme şartlarının oluştuğunun her türlü tereddütten uzak bir şekilde ispatlandığını söyleyebilmek zordur.
Tüm bu açıklananlar ışığında, davalı Hazine adına idari yoldan oluşan tapu kaydının tesis tarihi olan 2005 yılından öncesine ait varsa en eski tarihli hava fotoğrafları ve uydu fotoğrafları Harita Genel Komutanlığından getirilerek dosya arasına konulmalı, dosya bu şekilde ikmal edildikten sonra, mahallinde yaşlı, tarafsız, yöreyi iyi bilen, davada yararı bulunmayan şahıslar arasından seçilecek yerel bilirkişiler, taraf tanıkları, jeodezi ve fotogrametri mühendisi, 3 kişilik ziraat mühendisi bilirkişi kurulu ve teknik bilirkişi katılımı ile yeniden keşif yapılmalıdır. Mahallinde yapılacak keşif sırasında yerel bilirkişi ve tanıklardan; dava konusu taşınmazların geçmişte ne durumda bulunduğu, ilk olarak ne zaman ve nasıl kullanılmaya başlandığı, kime ait olduğu, kimden nasıl intikal ettiği, taşınmazların imar-ihyaya konu edilecek yerlerden olması halinde imar-ihyaya konu edilip edilmediği, imar-ihyaya konu edilmiş ise ihyanın ne zaman başlayıp bitirildiği etraflıca sorulup maddi olaylara dayalı olarak açıklattırılmalı, komşu taşınmazların varsa dayanak kayıtlarının dava konusu taşınmazların yönünü ne okuduğu belirlenmeli, bilirkişi ve tanık sözleri komşu parsel tutanak ve dayanakları ile denetlenmeli, dinlenen mahalli bilirkişi ve tanık beyanlarının çelişmesi halinde gerektiğinde yüzleştirme yapılmak suretiyle çelişki giderilmeye çalışılmalı, (özelllikle az yukarıda da bahsi geçen 03.06.2005 tarihli tutanakta imzası bulunan ...'ın beyanları arasındaki çelişki de giderilmeli) teknik bilirkişiden keşfi takibe elverişli, krokili rapor alınmalı, ziraat mühendisi bilirkişi kurulundan dava taşınmazın toprak yapısı ve niteliğini, zirai durumunu, üzerinde sürdürülen zilyetliğin şekli ve süresini, taşınmazlar üzerindeki bitki örtüsü, taşınmazların imar-ihyaya konu olabilecek yerlerden olması halinde imar-ihyaya konu olmaya başladığı ve imar-ihyanın tamamlandığı tarihi bildirir ve komşu parsellerle karşılaştırmalı değerlendirmeyi ve taşınmazın değişik yönlerden çekilmiş fotoğraflarını da içerir ayrıntılı ve gerekçeli rapor alınmalı, jeodezi ve fotogrametri uzmanı bilirkişiden stereoskopik hava fotoğrafının stereoskop aletiyle incelenmesi neticesinde taşınmazın sınırlarını ve niteliğini açıklar, taşınmazda sürdürülen zilyetliğin başlangıcı, şekli ve süresini belirtir şekilde rapor alınmalı, temin edilebilen en eski tarihli uydu fotoğrafları değerlendirilmeli, bundan sonra toplanan tüm deliller birlikte değerlendirilerek Hazine adına tapu kaydının oluştuğu 2005 yılına kadar davalı lehine zilyetlikle iktisap şartlarının oluşup oluşmadığı tereddütsüz olarak belirlenmeli; toplanmış ve toplanacak tüm deliller birlikte değerlendirilmek suretiyle sonucuna göre bir karar verilmelidir. Tüm bu hususlar düşünülmeden, İlk Derece Mahkemesince, gerekçede, davalı lehine zilyetlik şartlarının oluştuğunun sabit olduğunun tespit edilmesi hatalı olmuştur.
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un Geçici 3 üncü maddesi yollaması ile 1086 sayılı Kanun'un 428 inci maddesi uyarınca BOZULMASINA,
İstek halinde peşin harcın temyiz edene iadesine,
1086 sayılı Kanun'un 440/I maddesi gereğince Yargıtay ilamının tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yoluna başvurulabileceğine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,
01.10.2024 tarihinde oybirliği ile karar verildi.