İstinaf başvurusunun esastan reddi

Taraflar arasındaki kadastro öncesi nedene dayalı tapu iptali ve tescil davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.

Kararın davalı Hazine vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı Hazine vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

kadastro öncesi nedene dayalı tapu iptali ve tescil davasıdır.
Davacı; Konya ili, ... ilçesi, ... Mahallesinde bulunan 308 ada 9 parsel ve 373 ada 68 parsel sayılı taşınmazları yıllar önce satın aldığı, bu taşınmazların zilyeti olduğu, bu taşınmazların doğal sit alanı içerisinde kaldığı gerekçesi ile davalı adına tespit gördüğü, daha sonra doğal sit alanı sınırlarının daraltıldığı, 30.05.2007 tarihli resmi gazetede 1. derecede arkeolojik sit alanı dışında kalan yerlerin hak sahiplerine verileceğinin bildirildiği iddiasıyla dava konusu taşınmazların tapuda adına kayıt ve tesciline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

İlk Derece Mahkemesinin 19.09.2017 tarihli kararında; dava konusu taşınmazların 1. ve 2. derece sit alanı içerisinde kalmadığı, doğal sit alanı içerisinde olduğu, taşınmazların arkeolojik açıdan incelenmesinde, taşınmazlar yüzeyinde herhangi bir kültür varlığına rastlanmadığı, tarla olarak kullanılan dava konusu taşınmazların, arazi kullanım kabiliyetine göre tarım toprağı olduğu, bitki örtüsü yönünden orman vasıfları ve toprak muhafaza karakteri taşımadığı, bu bağlamda dava konusu taşınmazların kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği ile edinilmesi mümkün yerlerden olduğu, zilyetlikle kazanım koşullarını sağladığı gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.

davalı Hazine vekili tarafından dava konusu taşınmazların... Milli Parkı Koruma sahası içinde kaldığı, Milli Park olarak ilan edilen... Milli Parkı sınırları içinde kalan taşınmazların zilyetlik yoluyla mülkiyetinin kazanılmasının mümkün olmadığı, yargılama sırasında dava konusu taşınmazların Milli Park sınırları dışına çıkarılmış olsa da zilyetlikle kazanım koşullarının oluşmadığını gerekçesiyle istinaf edilmiştir.

Ankara Bölge Adliye Mahkemesinin 26.12.2017 tarihli kararında; taşınmazların... Milli Parkı sınırları içinde kalıp kalmadığının saptanması, kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğinin şartlarının oluşup oluşmadığının araştırılması ve eksik hususların giderilmesi için davalı Hazine vekilinin istinaf talebinin kabulüne karar verilerek Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/(1)-a.6 maddesi gereğince İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına karar verilmiştir.

Yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesinin 25.02.2020 tarihli kararında; dava konusu taşınmazların 2863 sayılı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kanunu'nun 11/1 maddesi kapsamında yer almadıkları, orman veya mera olmadıkları, zilyetlikle kazanımı mümkün olan yerlerden oldukları, eklemeli zilyetlik ile kazandırıcı zaman aşımını sağladığı, bu durumun kadastro tutanakları, mahalli bilirkişi ve tanık beyanları ile doğrulandığı gerekçesiyle davacının davasının kabulüne karar verilmiştir.

Ankara Bölge Adliye Mahkemesinin 06.04.2022 tarihli kararıyla; dava konusu taşınmazların doğal sit alanı ve Milli Park sınırları içinde kaldığının tespit edildiği, 27.11.2018 tarihli ve 30608 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan 26.11.2018 tarih ve 378 sayılı Cumhurbaşkanı kararı ile onaylanan... Milli Park sınırlarına göre taşınmazların... Milli Park sınırları dışına çıkarıldığı, çekişmeli taşınmazların tamamının kesinleşen orman tahdidi dışında kaldıkları, birinci grup olarak tarif edilen korunması gerekli kültür varlığı bulunmadığı, birinci ve ikinci derece arkeolojik sit alanlarındaki taşınmazlardan olmadığı, taşınmazların 1. Derece Doğal Sit alanında kaldığı, zilyetlikle iktisaplarının mümkün olduğu, dava konusu taşınmazların 1956 yılından... Milli Park statüsüne geçirilen 1993 yılına kadar yaklaşık 37 yıllık zaman aralığında tarımsal alan olarak kullanıldığı, ayrıca parsellerdeki kullanıma Milli Park ilanı olan 1993 yılından sonra da devam edildiği, çekişmeli taşınmazların 1993 yılından geriye doğru 20 yılı aşkın süredir davacının tarım arazisi olarak zilyetliğinde bulunduğu ve söz konusu taşınmazların içinde yer aldığı bölgenin milli park olarak ilan edildiği tarihten çok önce davacı lehine 3402 sayılı Kadastro Kanununun 14.maddesinde öngörülen kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği ile edinme koşulları gerçekleştiği gerekçesiyle davalı Hazine vekilinin istinaf başvurusunun Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-b.1 maddesi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir. Davalı Hazine vekili istinaf gerekçesiyle kararı temyiz etmiştir.

Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile İlk Derece Mahkemesi ve Bölge Adliye Mahkemesi kararlarındaki gerekçelere, 6100 sayılı Kanun’un 369/1 inci maddesi de gözetilerek yapılan incelemede aynı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden biri de bulunmadığına göre, temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davalı vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

Açıklanan sebeplerle;

Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,

Harçtan muaf olduğundan Hazineden harç alınmasına yer olmadığına,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

30.09.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.