Davacı, kıdem tazminatı, fazla çalışma, yıllık izin, hafta tatil ve genel tatil ücret alacaklarının ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.

Mahkeme, isteği kısmen hüküm altına almıştır.

Hüküm süresi içinde taraflar avukatlarınca temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:

Davacı vekili, davacının davalı işverene ait otelde pide ustası olarak çalıştığını, müvekkilinin kendisine rızası olmadan serbest zaman kullandırılmak istenilmesi üzerine ... akdini haklı nedenle feshettiğini belirterek kıdem tazminatı, yıllık izin ücreti, fazla çalışma, hafta tatili ve genel tatil ücreti alacaklarının tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Davalı vekili, davacının mevsimlik işçi olarak çalıştığını, fesih gerekçelerinin yerinde olmadığını, işi gereği öğle saatlerinde çalışmasının zorunlu olduğunu ve restoranın 16.00’da kapandığını, ... sözleşmesinin işçinin gelmemesi üzerine işverence haklı feshedildiğini savunarak davanın reddini talep etmiştir.
Mahkemece, ... sözleşmesinin davacı tarafından haklı nedenle feshedildiği gerekçesiyle kıdem tazminatı isteği kabul edilmiş, yıllık izin ücreti, hafta tatili ve ... ücreti talepleri reddedilmiş, tanık beyanlarına dayanılarak fazla mesai ücreti hüküm altına alınmıştır.

Karar her iki taraf vekilince temyiz edilmiştir.
1- 5521 sayılı ... Mahkemeleri Kanununda katılma yoluyla temyiz düzenlenmemiştir. Aynı Kanun'un 8. maddesine göre ... mahkemesinden verilen kararlar tefhim ve tebliğ tarihinden itibaren sekiz gün içinde temyiz olunabilir.

Karar 8.2.2012 tarihinde davacı vekiline usulüne uygun olarak tefhim edilmiş, davacı vekili tarafından sekiz günlük temyiz süresi geçtikten sonra katılım yoluyla temyiz talepli olarak 24.4.2012 tarihinde temyiz edilmiş olduğundan Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 346/l. maddesi gereğince süre aşımı nedeniyle davacının temyiz isteminin REDDİNE, karar verildi.

2- Davalının temyizine gelince, bilirkişi raporunun ardından davacı vekili talebini ıslah etmiş, davalı vekili de ıslaha karşı zamanaşımı def’inde bulunmuştur. Mahkemece
davalı tarafın ıslaha karşı zamanaşımı def’i değerlendirilmeden hüküm verilmesi hatalı olup bozmayı gerektirmiştir.

Açıklanan nedenlerle temyiz olunan hükmün BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 13.12.2012 günü oybirliğiyle karar verildi.