İstinaf başvurusunun reddi, istinaf başvurusunun esastan reddi
Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 21. Ceza Dairesinin, 22.02.2021 (Asıl), 03.03.2021 (Ek) tarihli ve 2019/497 Esas, 2021/338 sayılı kararının sanık ... müdafii ile Hazine vekili tarafından temyizleri üzerine yapılan ön inceleme neticesinde gereği düşünüldü:
Sanık hakkında silahlı terör örgütüne üye olmak suçundan Hazinenin istinaf istemi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesi tarafından katılan kurum vekilinin istinaf başvurusunun 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 279 uncu maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi uyarınca verilen sıfat yokluğundan, 5271 sayılı Kanun'un 279 uncu maddesinin birinci fıkrasının son cümlesi uyarınca itiraz yoluna tabi olduğu ve temyizinin mümkün olmadığı, yargılama konusu resmi belgede sahtecilik suçu yönünden Hazinenin suçtan zarar gören sıfatının, 5271 sayılı Kanun’un 237 nci maddesinin birinci fıkrası uyarınca mezkûr suçtan açılan kamu davasına katılma hakkının ve aynı Kanun’un 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği bu suçtan kurulan hükmü temyize hak ve yetkisinin
bulunmadığı anlaşılmakla, anılan suç yönünden Hazine vekilinin temyiz isteminin, 5271 sayılı Kanun’un 298 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca reddine karar verilmesi gerektiği tespit edilmiştir.
Sanığın üzerine atılı nitelikli dolandırıcılık suçuna ilişkin verilen karara karşı Hazine vekilinin temyiz talebi yönünden; İlk Derece Mahkemelerince on yıl veya daha az hapis cezasını veya adli para cezasını gerektiren suçlardan verilen beraat kararları ile ilgili olarak istinaf başvurusunun esastan reddine dair Bölge Adliye Mahkemesi kararlarının, 5271 sayılı Kanun'un 286 ncı maddesinin ikinci fıkrasının (g) bendi uyarınca temyiz edilemez nitelikte olduğu anlaşıldığından, Hazine vekilinin temyiz talebinin 5271 sayılı Kanun'un 298 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca reddine karar verilmesi gerektiği belirlenmiştir.
İlk Derece Mahkemesince silahlı terör örgütüne üye olma suçu yönünden verilen hükme yönelik sanık müdafiinin istinaf istemi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından silahlı terör örgütüne üye olma suçu yönünden verilen kararın; 5271 sayılı Kanun'nun 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenlerin hükmü temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz istemlerinin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçelerinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
A. Ankara 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 13.02.2019 tarih ve 2018/1182 Esas, 2019/143 sayılı kararı ile sanık hakkında resmi belgede sahtecilik suçundan; 5271 sayılı Kanun'un 223 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (a) bendi ve nitelikli dolandırıcılık suçundan; 5271 sayılı Kanun'un 223 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (b) bendi uyarınca beraat, silahlı terör örgütüne üye olma suçundan; 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 314 üncü maddesinin ikinci fıkrası, 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu’nun 5 inci maddesinin birinci fıkrası, 5237 sayılı Kanun’un 62 nci maddesi, 53 üncü maddesinin birinci, ikinci ve üçüncü fıkraları ile 58 inci maddesinin dokuzuncu fıkrası uyarınca mahkûmiyet kararı verilmiştir.
B. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 21. Ceza Dairesinin, 22.02.2021 tarihli ve 2019/497 Esas, 2021/338 sayılı kararı ile İlk Derece Mahkemesince, Hazinenin silahlı terör örgütüne üye olma suçundan verilen hükme yönelik istinaf başvurusunun reddine, Hazinenin nitelikli dolandırıcılık ve resmi belgede sahtecilik suçlarından verilen beraat ve sanık müdafiinin silahlı terör örgütüne üye olma suçundan kurulan mahkumiyet hükümlerine yönelik istinaf başvurularının ise esastan reddine karar verilmiştir.
C. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 21. Ceza Dairesinin, 03.03.2021 tarihli ve 2019/497 Esas, 2021/338 sayılı (Ek) kararı ile, silahlı terör örgütüne üye olma suçundan verilen hükme yönelik istinaf başvurusunun reddine, nitelikli dolandırıcılık ve resmi belgede sahtecilik suçlarından verilen istinaf başvurusunun esastan reddine dair karara karşı Hazine vekilinin temyizi üzerine bu kararların
5271 sayılı Kanun'un 286 ncı maddesinin ikinci fıkrasının (g) bendi uyarınca temyiz edilemeyecek nitelikte bulunduğu cihetle, 5271 sayılı Kanunun 296 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca Hazine vekilinin temyiz isteminin reddine karar verilmiştir.
D. Dava dosyası Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca tanzim olunan 21.12.2021 tarihli, ret ve onama görüşünü içerir Tebliğname ile Dairemize tevdi olunmuştur.
A. Katılan ... vekilinin temyiz istemi özetle;
1.Sanığa atılı suçlardan üst sınırdan ceza verilmesi gerektiğine,
2.Atılı tüm suçların sübut bulduğuna,
3. Temyiz dilekçesinde belirtilen diğer sebepler ve sair hususlara,
İlişkindir.
B. Sanık ... müdafilerinin temyiz istemleri özetle;
1.Şüpheye dayalı mahkumiyet hükmü kurularak şüpheden sanık yararlanır ilkesinin ihlal edildiğine,
2.Atılı suçun unsurlarının oluşmadığına,
3.Lehe delillerin dikkate alınmadığına,
4.Savunma hakkının kısıtlandığına,
5.Eksik soruşturma ile karar verildiğine,
6.Sanığın 2006 KPSS sınavı ile sözleşmeli öğretmen olduğuna, 2010 KPSS sınavı ile atanmadığına, 2011 yılında çıkan KHK ile 14 Haziran 2011 tarihinde kadroya geçtiğine,
7. Temyiz dilekçesinde belirtilen diğer sebepler ve sair hususlara,
İlişkindir.
A. İlk Derece Mahkemesinin Kabulü
İlk Derece Mahkemesince sanık hakkında resmi belgede sahtecilik suçlarından yüklenen yüklenen fiilin kanunda suç olarak tanımlanmamış olduğunun kabulü ile sanık hakkında 5271 sayılı
Kanun'un 223 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (a) bendi, nitelikli dolandırıcılık suçundan yüklenen suçun sanık tarafından işlenmediğinin sabit olduğunun kabulü ile sanık hakkında 5271 sayılı Kanun'un 223 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (b) bendi uyarınca beraat ve sanığın eyleminin silahlı terör örgütüne üye olma suçunu oluşturduğunun kabulü ile sanık hakkında mahkûmiyet kararı verilmiştir.
B. Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü
İlk Derece Mahkemesince kabul edilen olay ve olgularda, Bölge Adliye Mahkemesi tarafından bir isabetsizlik görülmediği anlaşılmıştır.
A. Katılan ...'nin Silahlı Terör Örgütüne Üye Olma Suçundan Verilen Hükme Yönelik Temyiz İstemi Yönünden;
Sanık hakkında silahlı terör örgütüne üye olmak suçundan katılan Hazinenin istinaf istemi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesi tarafından katılan kurum vekilinin istinaf başvurusunun 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 279 uncu maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi uyarınca verilen sıfat yokluğundan, red kararının 5271 sayılı Kanun'un 279 uncu maddesinin birinci fıkrasının son cümlesi uyarınca itiraz yoluna tabi olduğu ve temyizinin mümkün olmadığı belirlenmiştir.
B. Katılan ... Vekilinin Nitelikli Dolandırıcılık ve Resmi Belgede Sahtecilik Suçlarından Verilen Hükümlere Yönelik Temyiz İstemi Yönünden:
Sanığın üzerine atılı nitelikli dolandırıcılık suçuna ilişkin verilen karara karşı Hazine vekilinin temyiz talebi yönünden; İlk Derece Mahkemelerince on yıl veya daha az hapis cezasını veya adli para cezasını gerektiren suçlardan verilen beraat kararları ile ilgili olarak istinaf başvurusunun esastan reddine dair Bölge Adliye Mahkemesi kararlarının, 5271 sayılı Kanun'un 286 ncı maddesinin ikinci fıkrasının (g) bendi uyarınca temyiz edilemez nitelikte olduğu, resmi belgede sahtecilik suçu yönünden ise hem Hazine'nin suçtan zarar gören sıfatının, 5271 sayılı Kanun’un 237 nci maddesinin birinci fıkrası uyarınca mezkûr suçtan açılan kamu davasına katılma hakkının ve aynı Kanun’un 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği bu suçtan kurulan hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunmadığı, hem de İlk Derece Mahkemelerince on yıl veya daha az hapis cezasını veya adli para cezasını gerektiren suçlardan verilen beraat kararları ile ilgili olarak istinaf başvurusunun esastan reddine dair Bölge Adliye Mahkemesi kararlarının, 5271 sayılı Kanun'un 286 ncı maddesinin ikinci fıkrasının (g) bendi uyarınca temyiz edilemez nitelikte olduğu anlaşılmakla, anılan suçlar yönünden Hazine vekilinin temyiz isteminin, 5271 sayılı Kanun’un 298 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca reddine karar verilmesi gerektiği tespit edilmiştir.
C. Sanık ... Müdafilerinin Silahlı Terör Örgütüne Üye Olma Suçundan Verilen Hükme Yönelik Temyiz İstemi Yönünden:
Ayrıntıları Yargıtay 16. Ceza Dairesinin 26.10.2017 tarih ve 2017/1809 Esas 2017/5155 sayılı kararında ve Dairemizce de benimsenen, istikrar kazanmış yargısal kararlarda açıklandığı üzere;
Örgüt üyesi, örgüt amacını benimseyen, örgütün hiyerarşik yapısına dahil olan ve bu suretle verilecek görevleri yerine getirmeye hazır olmak üzere kendi iradesini örgüt iradesine terk eden kişidir. Örgüt üyeliği, örgüte katılmayı, bağlanmayı, örgüte hakim olan hiyerarşik gücün emrine girmeyi ifade etmektedir. Örgüt üyesi örgütle organik bağ kurup faaliyetlerine katılmalıdır. Organik bağ, canlı, geçişken, etkin, faili emir ve talimat almaya açık tutan ve hiyerarşik konumunu tespit eden bağ olup, üyeliğin en önemli unsurudur. Örgüte yardımda veya örgüt adına suç işlemede de, örgüt yöneticileri veya diğer mensuplarının emir ya da talimatları vardır. Ancak örgüt üyeliğini belirlemede ayırt edici fark, örgüt üyesinin örgüt hiyerarşisi dahilinde verilen her türlü emir ve talimatı sorgulamaksızın tamamen teslimiyet duygusuyla yerine getirmeye hazır olması ve öylece ifa etmesidir.
Silahlı örgüte üyelik suçunun oluşabilmesi için örgütle organik bağ kurulması ve kural olarak süreklilik, çeşitlilik ve yoğunluk gerektiren eylem ve faaliyetlerin bulunması aranmaktadır. Ancak niteliği, işleniş biçimi, meydana gelen zarar ve tehlikenin ağırlığı, örgütün amacı ve menfaatlerine katkısı itibariyle süreklilik, çeşitlilik ve yoğunluk özelliği olmasa da ancak örgüt üyeleri tarafından işlenebilen suçların faillerinin de örgüt üyesi olduğunun kabulü gerekir. Örgüte sadece sempati duymak ya da örgütün amaçlarını, değerlerini, ideolojisini benimsemek, buna ilişkin yayınları okumak, bulundurmak, örgüt liderine saygı duymak gibi eylemler örgüt üyeliği için yeterli değildir.(Evik, Cürüm İşlemek İçin Örgütlenme, s. 383 vd).
Örgüt üyesinin, örgüte bilerek ve isteyerek katılması, katıldığı örgütün niteliğini ve amaçlarını bilmesi, onun bir parçası olmayı istemesi, katılma iradesinin devamlılık arz etmesi gerekir. Örgüte üye olan kimse, bir örgüte girerken örgütün kanunun suç saydığı fiilleri işlemek amacıyla kurulan bir örgüt olduğunu bilerek üye olmak kastı ve iradesiyle hareket etmelidir. Suç işlemek amacıyla kurulmuş örgüte üye olmak suçu için de saikin "suç işlemek amacı" olması aranır(Toroslu Özel Kısım s. 263-266, Alacakaptan Cürüm İşlemek İçin Örgüt s. 28).
Kuruluş, amaç, örgüt yapılanması ve faaliyet yöntemleri Dairemizin 2015/3 Esas sayılı kararında anlatılan ve nihai amacı, Devletin Anayasal nizamını cebir ve şiddet kullanarak değiştirmek olduğu anlaşılan FETÖ/PDY terör örgütünün başlangıçta bir ahlak ve eğitim hareketi olarak ortaya çıkması ve toplumun her katmanının büyük bir kesimince de böyle algılanması, amaca ulaşmak için her yolu mübah gören fakat sözde meşruiyetini sivil alanda dinden, kamusal alanda ise hukuktan aldığı izlenimi vermek için yeterli güce ulaşıncaya kadar alenen kriminalize olmamaya özen göstermesi gerçeği nazara alındığında;
Oluş, iddia, mahkeme kabulü ve dosya kapsamına göre, sanığın 2006 yılında (120) sorudan (89) soruyu, 2007 yılında (120) sorudan (84) soruyu, 10.07.2010 tarihinde düzenlenen ve iptal edilen KPSS Eğitim Bilimleri Testinde (120) sorudan (114) soruyu doğru cevapladığı, nazara alındığında, 18.03.2015 tarihli Eğitimde Ölçme ve Değerlendirme bilirkişi inceleme raporunda belirtildiği üzere 2010 yılındaki başarı grafiğindeki anormal yükselişin şüpheli olduğu, 31.10.2010 tarihinde tekrarlanan Eğitim Bilimleri Testinin ise zorluk derecesi bakımından daha kolay olduğu bilirkişi raporlarıyla ve ... yazısıyla sabit olmasına rağmen başarısında büyük bir düşüş olduğu ve ikinci sınavda (120) sorudan (79) soruyu soruyu doğru cevapladığı nazara alındığında iptal edilen
sınavdaki yüksek başarının kendi başarısı olmadığı kanaatine varıldığı, tekrarlanan sınavdaki düşüşün sanığın savunmasında belirttiği gibi sürenin kısa olmasından yeniden hazırlanamamış olması nedeniyle kötü şekilde sınava girmiş olması ile açıklanamayacak derecede yüksek olduğu, yine Genel Yetenek Testinde 2006 yılında (60) sorudan (31) soruyu, 2007 yılında (60) sorudan (26) soruyu, 2010 yılında ise (60) sorudan (46) soruyu doğru cevapladığı, Genel Kültür Testinde 2006 yılında (60) sorudan (34) soruyu, 2007 yılında (60) sorudan (29) soruyu, 2010 yılında ise (60) sorudan (49) soruyu doğru cevapladığı, Eğitimde Ölçme ve Değerlendirme bilirkişi inceleme raporunda belirtildiği üzere 2010 yılında önceki yıla nazaran başarı grafiğindeki anormal yükselişin şüpheli olduğu nazara alındığında sanığın FETÖ tarafından çalınan sınav sorularının sınav öncesinde örgüt tarafından kendisine verilmesi üzerine sınava hazırlandığı ve 2010 KPSS sınavındaki iptal edilen Eğitim Bilimleri ile iptal edilmeyen Genel Kültür-Genel Yetenek testlerindeki başarısının bundan kaynaklandığı belirlenerek kamu kurum ve kuruluşlarının zararına neden olacak şekilde dolandırıcılık suçunun varit olduğunun dikkate alındığı ve bu hususun silahlı terör örgütü suçuna dayanak teşkil ettiğinin kabul edildiği somut olayda; silahlı terör örgütü üyesi olduğuna ilişkin suçlamayı kabul etmeyen sanığın kod adı kullanmaması, ByLock kullanıcısı olmaması, örgütle organik ilişki içine girip süreklilik, çeşitlilik ve yoğunluk gösteren örgütsel eylem ve faaliyetlerde bulunduğuna ilişkin her türlü şüpheden uzak, kesin ve yeterli delil bulunmadığı dikkate alındığında, atılı silahlı terör örgütüne üye olma suçundan beraati yerine yeterli olmayan gerekçe ile yazılı şekilde mahkumiyetine karar verilmesi hukuka aykırı bulunmuştur.
A. Katılan Hazinenin Silahlı Terör Örgütüne Üye Olma Suçundan Verilen Hükme Yönelik Temyiz İstemleri Yönünden;
Gerekçe bölümünün (A) bendinde açıklanan nedenle temyiz incelemesine yer olmadığına, dava dosyasının, Tebliğname'ye aykırı olarak oy birliğiyle İNCELENMEKSİZİN İADESİNE,
B. Katılan ... Vekilinin Nitelikli Dolandırıcılık ve Resmi Belgede Sahtecilik Suçlarından Verilen Hükümlere Yönelik Temyiz İstemi Yönünden:
Gerekçe bölümünün (B) bendinde açıklanan nedenlerle Hazine vekilinin temyiz isteminin 5271 sayılı Kanun’un 298 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle REDDİ ile ek kararın ONANMASINA,
C. Sanık ... Müdafilerinin Silahlı Terör Örgütüne Üye Olma Suçundan Verilen Hükme Yönelik Temyiz İstemi Yönünden;
Gerekçe bölümünün (C) bendinde açıklanan nedenlerle sanık ... müdafilerinin temyiz istemleri yerinde görüldüğünden Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 21. Ceza Dairesinin, 22.02.2021 tarihli ve 2019/497 Esas, 2021/338 sayılı kararının 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin ikinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,
Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesi uyarınca Ankara 2. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 21. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
30.09.2024 tarihinde karar verildi.