Taraflar arasındaki tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne yönelik verilen hükmün davalı ... vekilince duruşmasız ve davalı ... vekilince duruşmalı temyiz edilmesi üzerine ilgililere çağrı kağıdı gönderilmişti. 26.09.2023 gününde davalı ... vekili Avukat... ve davacılar vekili Avukat ... gelmiş tebligata rağmen başka gelen olmamış, davalı ... vekilinin mazeret dilekçesi gönderdiği, mazeret dilekçesinde temyiz incelemesinin yokluklarında yapılmasının talep ettiği görüldü. Onların yokluğunda duruşmaya başlanarak hazır bulunan avukatların sözlü açıklamaları dinlenildikten ve temyiz dilekçelerinin süresinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü

1- Mahkemece, arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesinden kaynaklanan eksik imalat bedeli, kira kaybı ve SSK priminin tahsili davasında, adi ortaklık şeklindeki sözleşmeye göre arsa sahibi davacıların ortak olarak yer aldıkları, davalıların hizmetlerine karşılık organizatör olarak görev verilip sözleşme yaptıkları, arsa sahibi davacıların organizatör davalılar ile dava dışı ortaklık üye daire sahiplerinin toplantılarına ve görevlendirmelerine herhangi bir müdahalede bulunmadıklarından inşaat işinin bu şekilde gecikmesinde zımni muvafakatlarının olduğu sonucunu doğurduğu, arsa sahibi davacıların inşaatın devamı sırasında hisselerine verilen daireleri yine dava dışı şahıslara satarak ilişiklerini kestiği, inşaatın yapımının dava dışı adi ortaklığa üye daire sahiplerinden sağlanacak paralarla yapılmakta olduğu gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.

2- Mahkeme kararına karşı davacılar vekilinin temyizi üzerine Yargıtay 3. Hukuk Dairesi’nin 13.03.2018 tarih ve 2016/13739 E., 2018/2358 K. sayılı ilamıyla ve bir davada hem usuli hem de esastan reddi gerektiren sebepler var ise davanın öncelikle usulden reddinin gerektiği, görülmekte olan davada hem usulden ve hem de esastan ret gerekçesi oluşturularak karar verilmesinin olanaksız olduğu, davanın usul kuralları uyarınca incelenip incelenmeyeceği değerlendirilip, usul hükümleri uyarınca davanın reddi mümkün ise usul yönünden davanın reddine karar verilmesi aksi takdirde davanın esasına girilip esas hakkında bir karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle, söz konusu kararın bozulmasına ve dosyanın mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir.

3- Mahkemece bozma ilamına uyularak, arsa sahibi davacıların, organizatör davalılar ile dava dışı ortaklığa üye daire sahiplerinin toplantılarına ve görevlendirmelerine herhangi bir müdahalede bulunmayarak inşaat işinin bu şekilde gecikmesinde zımnen muvafakat ettikleri, ayrıca arsa sahibi davacıların inşaatın devamı sırasında hisselerine verilen daireleri yine dava dışı şahıslara satarak ilişkilerini kestikleri, davalıların ise kat karşılığı inşaat sözleşmesinin yüklenicisi olmayıp sadece toplanılacak paralarla inşaatın yürütülmesinde görevlendirilen organizatör konumunda oldukları gerekçesiyle, davacının davada sıfatı kalmadığından sıfat yokluğundan davanın reddine karar verilmiştir.

4-Mahkemenin bozma üzerine verdiği ikinci karara karşı davacılar vekilinin temyizi üzerine, Yargıtay 3. Hukuk Dairesi’nin 22.10.2019 tarih ve 2019/1872 E., 2019/8262 K. sayılı ilamıyla ve davaya konu arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesi ile davalı yüklenicilerin, davacı arsa sahiplerine ait taşınmaz üzerinde bağımsız bölüm karşılığı inşaat yapımını üstlendikleri, davacıların, kat karşılığı inşaat sözleşmesinden doğan haklarını dava etme yetkisinin, davalıların ise aynı sözleşmeden doğan hakka uymakla yükümlü kişiler oldukları, davacılar ile davalıların davada taraf sıfatlarının bulunduğu gözetilerek işin esasının incelenmesi ve ulaşılacak sonuca göre bir karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle, söz konusu kararın bozulmasına ve dosyanın mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir.

5- Mahkemece bozma ilamına uyularak, her 3 davacı için 36.741,60 TL ortak alan eksik imalat bedeli, 31.225,00 TL dairelere dair eksik imalat bedeli, 50.384,49 TL iskan bedelinin alınması bedeli ve 326.000,00 TL kira bedeli olmak üzere toplam 444.351,09 TL alacaklarının olduğu, 31.500,00 TL SGK prim borcunun davacılar tarafından haciz baskısı altında ödendiği ve bu miktardan da davalıların sorumlu olduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne dair verdiği üçüncü karara karşı davalılar vekillerince süresinde temyiz yoluna başvurulması üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:

Kamu düzenine aykırılık halleri ile uyulan bozma ilamının içeriği ve usuli kazanılmış hak ilkesinin re'sen gözetildiği; kararın dayandığı gerektirici sebepler ve delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmadığı, keza; taraflar arasındaki 01.06.2001 tarihli arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesine davalıların yüklenici sıfatı ile imza attıkları, inşaatın yapımını üstlendikleri anlaşıldığından davalılar vekillerinin temyiz sebepleri yerinde görülmemiştir.

Yukarıda açıklanan nedenlerle Kahramanmaraş 2. Asliye Hukuk Mahkemesi kararına ilişkin davalılar vekillerinin tüm temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA, aşağıda yazılı harcın temyiz eden davalılardan müştereken ve müteselsilen alınmasına, Dairemizdeki duruşmada vekille temsil olunan davacılar yararına takdir olunan 17.100,00 TL duruşma vekalet ücretinin davalılardan ...’tan alınarak davacılara verilmesine, kararın tebliğinden itibaren 15 gün içerisinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, dosyanın Mahkemesine gönderilmesine, 30.09.2024 tarihinde kesin olarak oy birliği ile karar verildi.