466 sayılı Kanun gereğince tazminat

İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; davacı tarafından temyizi üzerine yapılan ön inceleme neticesinde 6100 sayılı HMK'nın 361/1. ve 5271 sayılı CMK'nın 298/1. maddesindeki temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmekle, işin esasına geçildi, gereği düşünüldü:

I. HUKUKÎ SÜREÇ
İlk Derece Mahkemesince davacının gözaltında kaldığı dönemde işkence ve kötü muameleye maruz kaldığından bahisle ıslah ile 200.000 TL maddi ve 300.000 TL manevi tazminatın ödenmesine ilişkin talebinin reddine karar verilmiş, Bölge Adliye Mahkemesince davacının istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca davacının temyiz istemlerinin esastan reddi ile hükmün onanmasına karar verilmesi görüşünü içeren Tebliğname ile dava dosyası Daireye tevdi edilmiştir.

Davacı vekilinin temyiz sebepleri; Malatya 2. Devlet Güvenlik Mahkemesinin 1994/89 Esas, 1996/5 Karar sayılı dosyası kapsamında yargılandığını, bu yargılama süresinde 09.10.1994 tarihinde gözaltına alındığını ve gözaltındaki süreçte ağır işkence ve kötü muameleye maruz kaldığını, bu nedenle tazminata hükmedilmesi gerektiğinden bahisle temyiz isteminde bulunmuştur.

III. DAVANIN KONUSU
İlk Derece Mahkemesince, tazminat talebinin dayanağı olan Malatya 2. Devlet Güvenlik Mahkemesinin 1994/89 Esas – 1996/5 Karar sayılı ceza dosyası kapsamında, davacının silahlı terör örgütüne üye olma suçundan 16.10.1994 tarihinde gözaltına alındığı, 19.10.1994 tarihinde tutuklandığı, 07.03.1995 tarihinde tahliye edildiği, yapılan yargılama sonunda 25.01.1996 tarihinde ceza tertibine yer olmadığına karar verildiği, davacının gözaltında kaldığı süreçte ağır işkence ve kötü muameleye uğradığından bahisle tazminat talebinde bulunduğu, davacı hakkında verilmiş beraat ya da kovuşturmaya yer olmadığına dair bir karar olmadığı, aynı zamanda davanın 10 yıllık süre geçtikten açıldığı, bu suretle CMK 141 ve devamı maddelerinde düzenlenen yasal şartların oluşmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.

İlk Derece Mahkemesince reddedilen davada, Bölge Adliye Mahkemesi tarafından bir isabetsizlik görülmediği anlaşılmıştır.

Davacının 16.10.1994 tarihinde gözaltına alındığı ve bu suretle tedbirin 01.06.2005 tarihinden önce gerçekleşmiş olması nedeniyle davanın 466 sayılı Kanuna tabi olduğu anlaşılmakla;

Gerekçeli Karar başlığında ''466 sayılı Kanun gereğince tazminat'' yerine ''Koruma tedbirleri nedeniyle tazminat'' yazılması mahallinde düzeltilebilir yazım hatası olarak kabul edilmiştir.

Her ne kadar davanın 5271 sayılı Kanun'a tabi olduğu kabulüyle davanın reddine karar verilmişse de; söz konusu davanın 466 sayılı Kanun'a tabi olduğu ve davacı hakkında ceza verilmesine yer olmadığına dair verilen karar üzerinden 10 yıl geçtikten sonra davanın açıldığı anlaşılmakla, bu husus sonuca etkili olmadığından bozma nedeni yapılmamıştır.

Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı anlaşılmakla, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 19. Ceza Dairesinin kararında eleştirilen husus dışında davacı tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve 5271 sayılı CMK'nın 289/1. maddesi ile sınırlı olarak yapılan temyiz incelemesi sonucunda hukuka aykırılık görülmediğinden CMK'nın 302/1. maddesi gereği, Tebliğnameye uygun olarak, oy birliğiyle TEMYİZ İSTEMLERİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKMÜN ONANMASINA,

Dava dosyasının, 5271 sayılı CMK'nın 304/1. maddesi uyarınca Bakırköy 17. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 19. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,

30.09.2024 tarihinde karar verildi.