Taraflar arasında görülen davada Ankara 5. Asliye Ticaret Mahkemesi'nce verilen 19.01.2017 tarih ve 2012/24 E- 2017/27 K. sayılı kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, istinaf isteminin esastan reddine dair Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi'nce verilen 27.09.2019 tarih ve 2018/1418 E- 2019/935 K. sayılı kararın duruşmalı olarak Yargıtay'ca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, duruşma için belirlenen 30.11.2021 günü başkaca gelen olmadığı yoklama ile anlaşılıp hazır bulunan davalı vekilleri Av. ... ile Av. ...dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçeler, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, dava dışı EPDK’nın kararı ile müvekkiline Bursa Büyükşehir Belediyesi mücavir alan sınırları içerisinde, doğal gaz dağıtımı ve satış faaliyetlerini yapmak üzere, 30 yıl süre ile dağıtım lisansı verildiğini, fiyatları ve tarife esaslarının EPDK tarafından belirlendiğini, EPDK'nın bu yetkisini kullanarak belirlediği tarifelerden 3 tanesinin İdare Mahkemesi kararları ile iptal edildiğini, bunun üzerine EPDK'nın, 27/01/2004 tarih ve 291 sayılı kararının taşınma bedeline ilişkin hükümlerinin uygulanması gerektiğinin taraflara bildirilmesine karar verdiği, bu karar doğrultusunda 2004/Ekim-Kasım-Aralık ayları, 2005 ve 2006 yıllarının tamamına ilişkin olarak düzenlenen, son ödeme tarihleri 04/01/2008 olan- 27/12/2007 tarihli ve 0209594 nolu KDV dahil 43.418.346,62 TL tutarındaki taşıma bedeli fiyat farkı faturası ile aynı tarihli ve 0209596 nolu KDV dahil 24.292.355,56 TL tutarındaki taşıma bedeli fiyat farkı gecikme bedeli faturasının BOTAŞ'a gönderildiğini, ancak davalı BOTAŞ tarafından iki faturaya da itiraz edilerek iade edildiğini, davalı BOTAŞ'ın iki faturayı ödememesi üzerine müvekkilinin 17/01/2008 tarihli yazısında 28/12/2007 tarih 0209694 nolu faturanın BOTAŞ'ın Aralık 2008 dönemi sanayi aboneleri tüketim faturasından takas yöntemi ile tahsil edileceği, alacağın bu takas işlemi ile karşılanmayan kısmının ise BOTAŞ'ın Aralık 2007 dönemi konut-ticari aboneleri tüketim faturasından takas edilmek sureti ile tahsil edileceğinin belirtildiğini ve takas hakkının kullanıldığını, takas sonrası kalan bakiye 8.158.469,04 TL'nin ise 04/02/2008 tarihinde ödendiğini, davalı BOTAŞ'ın müvekkiline gönderdiği 19/02/2009 tarihli ödeme emri ile 43.426.089,53 TL asıl borç ve 10.409.005,25 TL gecikme zammının ödenmesinin talep edildiğini, ancak takas işlemlerinin hukuka uygun olduğunu ileri sürerek davalı BOTAŞ tarafından düzenlenen 31/12/2007 tarihli 5779 nolu 44.705.014,61 TL tutarındaki ve 31/12/2007 tarihli 5796 nolu 6.879.453,96 TL tutarındaki 2 fatura ile ilgili olarak 19/02/2009 tarihi itibariyle davalı BOTAŞ'a borcun bulunmadığının tespitine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, işbu dava ile menfi tespiti talep edilen 53.835.094,78 TL doğal gaz bedeli ve haksız yere takas mahsup edilen bu bedelin davacı tarafından müvekkiline ödenmesi için gecikme zammı da dahil toplam 53.835.094,78 TL bedelli 19/02/2009 düzenleme tarihli ödeme emri gönderildiğini, ardından davacı tarafından BOTAŞ aleyhine Ankara 16. İdare Mahkemesi'nde söz konusu ödeme emrinin iptali istemli açılan davanın reddedildiğini, davanın derdestlik yönünden dava şartı yokluğu ve zamanaşımı nedeniyle reddi gerektiğini, davacının BOTAŞ'dan satın aldığı doğal gaz bedelini haksız yere ödemediğini, ödeme emrinin hukuka uygunluğu ve haklılığının Mahkemece tevsik edildiğini, takasa ilişkin muacceliyet ve beyan şartının gerçekleşmediğini savunarak, davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
İlk Derece Mahkemesince tüm dosya kapsamına göre; davacının takasa konu ettiği taşıma bedeli fiyat farkı gecikme bedeli faturalarındaki miktarın davalı BOTAŞ tarafından 19/02/2009 tarihli ödeme emrinde asıl borç olarak gecikme zammı dahil 53.835.094,78 TL olarak talep edildiği, ödeme emrinin iptali istemli açılan idari yargıdaki davanın reddedilerek kararın kesinleştiği ve davacının takasa konu ettiği bedel kadar davalıya borçlu olduğu anlaşılmakla davanın reddine karar verilmiştir.
Karara karşı, davacı vekili istinaf kanun yoluna başvurmuştur.
Bölge Adliye Mahkeme’since yapılan değerlendirme sonucunda davacı vekilinin istinaf başvurularının HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince esastan redidne karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına, davacının alacak talebine dayanak yapılan EPDK’nın 30.10.2007 tarih ve 1360-4 sayılı kararın iptaline dair mahkeme kararının Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu’nun 2018/2973 esas 2019/3423 karar sayılı ilamı ile kesinleşmiş olmasına ve davacının talep edebileceği muaccel bir alacağının bulunmamasına göre davacı vekilince yapılan istinaf başvurusunun HMK'nın 353/b-1 maddesi uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından davacı vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.
Yukarda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın HMK'nın 370/1. maddesi uyarınca ONANMASINA, HMK'nın 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, takdir olunan 3.815,00 TL duruşma vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine aşağıda yazılı bakiye 14,90 TL temyiz ilam harcının temyiz eden davacıdan alınmasına, 22/12/2021 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.