Taraflar arasında görülen davada Antalya 1. Asliye Ticaret Mahkemesince verilen 19.04.2018 tarih ve 2017/29 E. - 2018/304 K. sayılı kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, istinaf isteminin esastan reddine dair Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi'nce verilen 03.12.2019 tarih ve 2019/559 E. - 2019/2293 K. sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçeler, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili; müvekkili banka ile dava dışı Proje Ajans Rek. Tan. ve Org. Tur. Tic. ve İşl. Ltd. Şti arasında 25/05/2015 tarihli "Kredi Çerçeve Sözleşmesi" imzalandığını, borçlu şirketin ortağı ve yetkilisi olan davalıların da müşterek borçlu müteselsil kefil sıfatıyla sözleşmeyi imzaladığını, dava dışı borçlu şirkete müvekkili banka tarafından kredi kullandırıldığını, kredi borcunun ödenmemesi üzerine davalılara gönderilen Beşiktaş 17.Noterliğinden 09/12/2016 tarih 79659 yevmiye numaralı kat ihtarnamesinde 08/12/2016 tarihi itibariyle 156.314,35 TL nakit, 27.090,00 TL gayri nakit borçlarının bulunduğu belirtilerek hesabın kat edildiğini, borcun ödenmemesi üzerine Antalya 2.Asliye Ticaret Mahkemesinin 2014/4 D.İş sayılı dosyasından ihtiyati haciz kararı alındığını ve Antalya 15.İcra Müdürlüğünün 2017/205 esas sayılı dosyasında takibe geçildiğini, davalıların haksız itirazları nedeniyle takibin durdurulduğunu ileri sürerek, davalıların icra takibine yaptıkların itirazların iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı ...; borç hakkında bilgi verilmeden, asıl kredi sözleşmesi imzalatıldıktan çok sonra imzalatılan kefalet sözleşmesinin hukuken bir geçerliliğinin bulunmadığını, ayrıca, kendisinden kefalet alınırken eşinin rızası olduğuna ilişkin eş rıza formunun da alınmadığını, davacı tarafından hesap kat edilmeden ve takipten önce kendisine herhangi bir ihtarname gönderilmeden takip yapıldığını, bu nedenle davacının temerrüt faizi talep etmesinin de yasaya aykırı olduğunu, akdi faiz oranları ve temerrüt faiz oranlarının da fahiş olduğunu, davacının kötü niyet tazminatı talep edemeyeceğini savunarak, davanın reddini istemiştir.
Davalı ... vekili; 11.05.2017 tarihli dilekçesi ile müvekkilinin geçerli bir kefalet iradesinin bulunmadığı, eşinin rızasının alınmadığı, hesap kat edilmeden alacağa faiz yürütülemeyeceği, müvekkilinin sadece 500,00 TL'ye kefil olduğu savunularak, davanın reddi istenmiştir.
İlk derece mahkemesi, iddia, savunma, toplanan deliller ve tüm dosya kapsamına göre; davacı bankanın Antalya Üçkapılar Şubesi ile dava dışı Proje Ajans Ltd. Şti. arasında 25/05/2015 tarih ve 500.000,00 TL limitli Kredi Çerçeve Sözleşmesi imzalandığı, davalı ...'in 25/05/2015 tarihli ve diğer davalı ...'ın ise 17/08/2016 tarihli 500.000,00 TL limitli kredi sözleşmesinin devamı niteliğinde olan kefalet sözleşmelerini kendi el yazılarıyla yazıp imzaladıkları ve ayrıca kredi çerçeve sözleşmesinin tüm sayfalarını da imzaladıkları, kefalet sözleşmelerinin imzalandıkları tarih itibariyle 6098 sayılı Kanun'a tabi olduğu, sözleşmelerin TBK'nın 583. ve 584. maddelerine uygun ve geçerli olduğu, davacı bankaca "Kredi Çerçeve Sözleşmesi" kapsamında borçlu şirkete hesap kredisi şeklinde krediler kullandırıldığı, bu kredilerden dolayı, davacı bankanın, 08/12/2016 hesap kat tarihi itibariyle 139.642,00 TL asıl alacak tutarında alacaklı olduğu, ayrıca, dava dışı şirkete kredili mevduat hesabı kredisi kullandırıldığı, bu krediden dolayı ise, davacı bankanın, 27/12/2017 tarihi itibariyle 9.767,72 TL asıl alacaklı olduğu, yapılan bilirkişi incelemesinde, davacı bankanın, borçlu cari hesap kredisi ve kredili mevduat kredisi hesabı kredisinden dolayı takip tarihi itibariyle 149.409,72 TL asıl alacak, 748,48 TL işlemiş temerrüt faizi, 37,42 TL gider vergisi, 494,07 TL ihtar masrafı, 400,00 TL ihtiyati haciz vekalet ücreti ve 87,70 TL ihtiyati haciz masrafı olmak üzere toplam 151.177,39 TL alacaklı olduğunun tespit edildiği, bilirkişi raporunun dosya kapsamına uygun ve denetime elverişli olduğu gerekçeleriyle, tahsilde tekerrür olmamak kaydıyla davanın kısmen kabulüne karar verilmiş; davacı tarafından çek depo bedeli yönünden depo talebinde bulunulmuş ise de, taraflar arasındaki kredi sözleşmesinde, gayri nakdi çek kredisi yönünden depo talep edilebileceğine ilişkin açık hüküm bulunmadığından, davacı bankanın depo talebinin reddine karar verilmiştir.
Karara karşı davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.
Bölge Adliye Mahkemesince tüm dosya kapsamına göre yapılan istinaf incelemesi sonucunda; kefillerin çek bedellerinin depo edilmesinden sorumlu tutulabilmesi için sözleşmede açık hüküm bulunması gerektiği, ayrıca talep edilen temerrüt faizi oranının sözleşmeye dercedilmediği, taraflar arasındaki çerçeve sözleşmesinin "kredi" başlıklı 2.5.1.maddesinde müşteri ile ayrıca mutabakata varılmamışsa faizin T.C Merkez Bankası'na bildirilen faiz oranlarını geçmemek kaydıyla fiilen kullanım tarihinde aynı tür krediler ve hesaplar için cari olan en yüksek faiz oranı üzerinden bankaca belirleneceği kararlaştırılmış olup, kredilerin dava dışı şirkete fiilen %16,75 - %18,00 arasında değişken faizlerle kullandırıldığı, kredi lehdarının kredisine uygulanan akdi faizi bilerek mutabakata vardığı, davalıların temerrüt tarihinde davacı bankanın fiilen uyguladığı cari faiz oranına göre bilirkişi tarafından tespit edilen temerrüt faizi oranında sözleşme ve yasaya aykırı bir yön bulunmadığı gerekçesi ile davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
Karara karşı, davacı vekili tarafından temyiz kanun yoluna başvurulmuştur.
Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun HMK'nın 353/b-1 maddesi uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.
Yukarda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz isteminin reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın HMK'nın 370/1. maddesi uyarınca ONANMASINA, HMK'nın 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, aşağıda yazılı bakiye 4,90 TL temyiz ilam harcının temyiz eden davacıdan alınmasına, 22/12/2021 tarihinde kesin olarak oybirliğiyle karar verildi.