Mahkûmiyet
Sanık hakkında bozma üzerine kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla temyiz edilebilir olduğu, temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, temyiz isteğinin süresinde olduğu, temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle gereği düşünüldü:
Sanık müdafiin temyiz isteği; sanığın suç işleme kastının bulunmadığına ilişkindir.
Yapılan incelemede; sanığın, 20.02.2013 tarihinde Birliğini izinsiz terk edip firar ettiği ve 02.03.2013 tarihinde kendiliğinden Kıtasına döndüğü anlaşılmıştır.
Sanık hakkında firar suçundan, 1632 sayılı Askeri Ceza Kanunu'nun (1632 sayılı Kanun) 66/1-a ve 73 üncü maddeleri uyarınca cezalandırılması istemiyle kamu davası açılmıştır.
Sanığın aşamalardaki savunmalarında atılı suçlamayı ikrar ettiği belirlenmiştir.
İzmir Asker Hastanesi Baştabipliğinin 27.04.2016 tarihli ve 5730 sayılı Türk Silahlı Kuvvetleri sağlık kurulu raporunda; sanığın barışta ve seferde askerliğe elverişli olmadığı, askerliğe elverişsizlik halinin suç tarihlerini kapsamadığı, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 32/1-2 nci maddesinden faydalanamayacağı tespitlerine yer verilmiştir.
İzmir Asker Hastanesi Baştabipliğinin sanık hakkında tanzim etmiş olduğu adli rapor, sanığın Birliğinden izinsiz ayrıldığına ve kendiliğinden katılış yaptığına dair tutanaklar dosyada mevcuttur.
Tetkik edilen tüm dosya kapsamına göre; 1632 sayılı Kanun'un 66/1-a maddesinde yazılı firar suçu, asker kişinin, kıtasından veya görevi icabı hazır bulunmak zorunda olduğu yerden bilerek ve isteyerek izinsiz olarak altı günden fazla bir süreyle uzaklaşmasıyla oluşan, özel kastın (saikin) aranmadığı, genel kastla işlenen ve unsurları arasında mazeret hâline yer verilmeyen suçlardan olduğu göz önüne alındığında; sanığın, 20.02.2013-02.03.2013 tarihleri arasında kesintisiz süren ve kendiliğinden gelmekle son bulan firar suçunu işlediği belirlenmekle, atılı suça konu eyleminin Mahkemece sabit görülerek sanık hakkında mahkûmiyet hükmü kurulmasında hukuka aykırılık bulunmamıştır.
Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç vasfı ile yaptırımın doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından, sanık hakkında kurulan hükümde hukuka aykırılık bulunmamış ve sanık müdafiin yerinde görülmeyen diğer temyiz sebepleri de reddedilmiştir.
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle sanık müdafii tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve dikkate alınan sair hususlar yönünden herhangi bir hukuka aykırılık görülmediğinden sanık müdafiin temyiz sebeplerinin reddiyle hükmün, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle ONANMASINA,
30.04.2024 tarihinde karar verildi.