Atılı suçtan doğrudan zarar görmeyen ...'nın davaya katılma ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği sanık hakkındaki hükmü temyize hak ve yetkisinin olmadığı anlaşılmıştır.
Sanık hakkında kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun'un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun'un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu'nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz eden katılan ... vekilinin hükmü temyize hak hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun'un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun'un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
Bakırköy 28. Asliye Ceza Mahkemesinin, 16.06.2016 tarihli ve 2016/64 Esas, 2016/392 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında hakaret suçundan, 5271 sayılı Kanun'un 223 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (c) bendi uyarınca beraat kararı verilmiştir.
Katılanlar vekilinin temyiz sebepleri, usûl ve yasaya aykırı karar verildiğine, suçun unsurlarının oluştuğuna, olay nedeniyle Sağlık Bakanlığının hizmet sunumunun geciktiğine ve hastane işleyişinin aksadığına ve resen belirlenecek nedenlere ilişkindir.
Rahatsızlığı nedeniyle hastaneye giden sanığın, doktor olan katılana "Hepinizin Allah belasını versin." diyerek hakaret ettiğinden bahisle açılan kamu davasına ilişkin, sanık savunması, katılan beyanı ve tüm dosya kapsamıyla Yerel Mahkemece sanığın yüklenen suça ilişkin kastı bulunmadığı kabul olunup beraatine karar verildiği anlaşılmıştır.
A. ... Vekili Sıfatıyla Yapılan Temyiz Yönünden
Atılı suçtan doğrudan zarar görmeyen ...'nın davaya katılma ve 5271 sayılı Kanun'un 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği sanık hakkındaki hükmü temyize hak ve yetkisinin olmadığı, Mahkemece Kanun'a aykırı gerekçeyle kamu davasına katılan olarak kabulünün, şikâyetçiye bu niteliği ve dolayısıyla Kanun yoluna başvurma hak ve yetkisini kazandırmadığı anlaşılmakla, ... vekilinin temyiz isteğinin reddine karar verilmesi gerektiği anlaşılmıştır.
B. Katılan ... Vekilinin Temyizi Yönünden
Sanık savunması, katılan beyanı, 20.02.2015 tarihli beyaz kod olay bildirim formu içeriği ve tüm dosya kapsamı dikkate alındığında, Yerel Mahkemenin, beraat hükmüne dair takdir ve gerekçesinde hukuka aykırılık bulunmamıştır.
Yapılan duruşmaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, Yerel Mahkemenin yargılama sonuçlarına uygun şekilde oluşan inanç ve takdirine, incelenen dava dosyası içeriğine göre, katılan vekilinin yerinde görülmeyen temyiz sebeplerinin reddine karar verilmesi gerektiği anlaşılmıştır.
A. ... Vekili Sıfatıyla Yapılan Temyiz Yönünden
Gerekçe bölümünün (A) bendinde açıklanan nedenle Yerel Mahkemenin kararına yönelik ... vekilinin temyiz isteğinin, 1412 sayılı Kanun'un 317 nci maddesi gereği oy birliğiyle REDDİNE,
B. Katılan ... Vekilinin Temyizi Yönünden
Gerekçe bölümünün (B) bendinde açıklanan nedenle, Yerel Mahkemenin kararında, katılan vekili tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve dikkate alınan sair hususlar yönünden herhangi bir hukuka aykırılık görülmediğinden temyiz sebeplerinin reddiyle HÜKMÜN, Tebliğname'ye uygun olarak, oy birliğiyle ONANMASINA,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
30.04.2024 tarihinde karar verildi.