Mahkûmiyet

Sanık hakkında bozma üzerine kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle gereği düşünüldü:

I. HUKUKÎ SÜREÇ

1. İzmir 18. Asliye Ceza Mahkemesinin, 28.10.2014 tarihli ve 2014/184 Esas, 2014/643 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında, özel belgede sahtecilik suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 207 nci maddesinin birinci fıkrası, 43 ve 53 üncü maddeleri uyarınca 2 yıl 6 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir.

2. İzmir 18. Asliye Ceza Mahkemesinin, 28.10.2014 tarihli ve 2014/184 Esas, 2014/643 Karar sayılı kararının sanık tarafından temyizi üzerine Yargıtay 11. Ceza Dairesinin 07.07.2020 tarihli ve 2018/1977 Esas, 2020/4056 Karar sayılı kararı ile eksik araştırma ve inceleme ile hüküm kurulması nedeniyle bozma kararı verilmiştir.

3. Bozma üzerine, İzmir 18. Asliye Ceza Mahkemesinin 20.10.2020 tarihli, 2020/431 Esas, 2020/464 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında özel belgede sahtecilik suçundan, 5237 sayılı Kanun'un 207 nci maddesinin birinci fıkrası, 43,62 ve 53 üncü maddeleri uyarınca 2 yıl 1 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir.

Sanığın temyiz istemi, dosyanın yeniden incelenerek verilen cezanın kaldırılması talebine ilişkindir.

1. Sanığın üyesi ve genel sekreteri olarak görev yaptığı, ... Sanatsal Faaliyetler ve Kültür Derneğinin karar defterinde değişik tarihlerde yönetim kurulu toplantısı yapılmış gibi kararlar yazıp, derneğin başkan ve diğer yönetim kurulu üyeleri adına sahte imza atarak özel belgede sahtecilik suçunu işlediği iddiasıyla kamu davası açılmıştır.

2. Sanık, söz konusu kararları kendisinin yazdığını ancak imzaları kendisinin atmadığını beyan ederek atılı suçlamayı kabul etmemiş, bozma sonrası alınan beyanında ise; Derneğin 17.09.2012 tarihli kararlarını, iktisadi işletme açmak amacıyla vergi dairesine, belediyeye ve İzmir Valiliği Dernekler Müdürlüğüne ibraz ettiğini beyan etmiştir.

3. Alınan bilirkişi raporunda; Dernek karar defterinin ilgili sayfalarındaki yönetim kurulu başkanı İ.Ç., başkan yardımcısı T.Y. ve üye S.S.K. adına atılı bulunan imzaların, adı geçenlerin eli ürünü olmadığı, söz konusu imzaların, karar metinlerindeki el yazılarını yazan şahıs tarafından atılmış olduğu belirtilmiştir.

4. Mahkemece, sanık savunması, tanık ve katılan beyanları, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirilerek, sanığın sahte belgeler oluşturduğu ve kullandığı, bu nedenle zincirleme suç hükümlerinin uygulanma koşullarının oluştuğu belirtilerek, sanık hakkında temyize konu mahkumiyet hükmü kurulmuştur.

Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç vasfı ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından, kararda hukuka aykırılık bulunmamıştır.

Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle, İzmir 18. Asliye Ceza Mahkemesinin 20.10.2020 tarihli, 2020/431 Esas, 2020/464 Karar sayılı kararında, sanık tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve dikkate alınan sair hususlar yönünden herhangi bir hukuka aykırılık görülmediğinden sanığın temyiz sebeplerinin reddiyle hükmün, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle ONANMASINA,

Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,

30.04.2024 tarihinde karar verildi.