Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtayca incelenmesi davacı ... ve paydaşları,, ... ve paydaşları, ...ve davalı Hazine tarafından istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dosya incelendi, gereği görüşüldü:
Dava konusu dava konusu 148,149,153,155,175,647,648,652,653 ve 566 parsel sayılı taşınmazların davalı tarafın tutundukları ayrı ayrı iskan tapu kayıtları ile davacı tarafın tutunduğu yüzölçümü ile geçerli olan 27.10.1958 tarih ve 39 sayılı tapu kaydı kapsamında kaldıkları, ancak taşınmazların davalı tarafa iskanen dağıtımından itibaren 1 yıl içinde davacılar tarafından iskan tapularının iptali istemiyle dava açılmadığı, dava konusu taşınmazlar üzerinde davacı tarafın zemini ekonomik amacına uygun olarak kullanmak koşuluyla iktisap sağlayan süreye ulaşan zilyetliklerinin bulunmadığı, hal böyle olunca davalı tarafın tapu kayıtlarına değer verilerek hüküm kurulmasında bir isabetsizlik bulunmamaktadır.
Dava ve temyize konu 618,621 ve 659 parsel sayılı taşınmazların davacı tarafın tutunduğu 27.10.1958 tarih ve 39 sayılı tapu kaydının yüzölçümü itibariyle kapsamında kalmadığı, davacıların tutunduğu sabit hudutlu olmayan tapu kaydının doğu, batı ve kuzey sınırı esas alındığında yüzölçümü itibariyle kapsamadığı, 618 ve 659 parsel sayılı taşınmazlar üzerinde davalı taraf yararına 3402 sayılı Kadastro Kanununun 14. maddesi hükmünde öngörülen kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği ile taşınmaz edinme koşullarının gerçekleştiği, 621 parsel sayılı taşınmazın ise davalı tarafın tutunduğu 14.3.1960 tarih ve 24 sayılı tapu kaydı kapsamında kaldığı, 620 parsel sayılı taşınmazın geleneksel biçimde kullanılagelen kamu malı niteliğinde mera olduğu, 630 ve 631 parsel sayılı taşınmazlar üzerinde kimsenin zilyetliğinin bulunmadığı ve hükmen Hazine adına tescil edildikleri mahkemece yapılan keşif, uygulama ve toplanıp değerlendirilen delillerle belirlenmiştir. Bu nedenler ve hükümde gösterilen diğer gerekçelere göre davacı .... ve paydaşları, ..., ... ve paydaşları, ... ve davalı Hazinenin sair temyiz itirazları yerinde değildir.
Ne var ki, Kadastro Hakimi infazı mümkün doğru sicil oluşturmakla yükümlüdür. Doğru sicil oluşturmak kamu düzenine ilişkindir. 3402 sayılı Yasanın 16/B maddesi hükmüne göre meranın sınırlandırılması ile yetinilmesi gerekirken hüküm yerinde meranın aidiyetini doğuracak şekilde hüküm kurulması isabetsiz, davacı ... ve paydaşları, ..., ... ve paydaşları, Nihal Kumrular ve davalı Hazine'nin temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde ise de yanılgının giderilmesi yargılamanın tekrarını gerektirmediğinden hükmün 8.bendinin hüküm yerinden çıkarılmasına, yerine “Dava konusu 620 parsel sayılı taşınmazın mera niteliği ile sınırlandırılmasına ve özel siciline yazılmasına,” sözlerinin yazılmasına, hükmün düzeltilen bu şekliyle ONANMASINA, hüküm düzeltilerek onandığından ve Hazine harçtan muaf olduğundan harç alınmasına yer olmadığına, peşin alınan harcın istek halinde ilgililerine ayrı ayrı iadesine, 22.09.2011 gününde oybirliği ile karar verildi.