İstanbul 32. Asliye Ceza Mahkemesinin 12.05.2016 tarihli, 2015/202 Esas, 2016/253 Karar sayılı kararının, sanık müdafii tarafından temyizi üzerine yapılan ön inceleme neticesinde;
11.01.2011 tarih ve 6099 sayılı Kanun'la değişik Tebligat Kanunu'nun 10/2. maddesi uyarınca tebligatın muhatabın bilinen en son adresine yapılması, bilinen en son adresinin tebligata elverişli olmaması veya tebligat yapılamaması halinde adres kayıt sistemindeki adresine aynı Kanunun 21/2. maddesine göre tebliğ edilmesi gerektiği, buna karşılık muhatabın beyan adresi ile mernis adresinin aynı olması durumunda ise öncelikle şerhsiz tebligatın aynı Kanun'un 21/1. maddesine göre tebliğe çıkarılıp, bila tebliğ iade edilmesi halinde aynı adrese 21/2. maddesine istinaden doğrudan şerhli tebliğ yapılması gerektiği nazara alındığında, yokluğunda verilen gerekçeli hükmün katılan ...'e öncelikle duruşmada belirttiği adres yerine başka bir adrese tebliğ yapıldığı ve yapılan tebliğin de usulsüz olduğu anlaşıldığından, katılan ...'e gerekçeli kararın usulünce tebliğiyle verildiği takdirde temyiz ve cevap dilekçelerinin eklenip, hükmün temyizi halinde bununla ilgili ek Tebliğname düzenlenmesinden sonra Dairemize iade edilmek üzere esası incelenmeyen dosyanın Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, Oy birliğiyle, 30.04.2024 tarihinde karar verildi.