SUÇLAR: Konut dokunulmazlığının ihlâli, kasten yaralama

HÜKÜMLER: Mahkûmiyet

Sanık hakkında kurulan hükümlerin; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33. maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8. maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun 305. maddesi uyarınca temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 260/1. maddesi gereği temyiz edenin hükümleri temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310. maddesi uyarınca temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317. maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:

I. Sanık Hakkında Kasten Yaralama Suçundan Kurulan Hükümlere Yönelik Temyiz İstemi Yönünden

Gerekçeli karar başlığında suç tarihinin "27.07.2014" yerine "27.07.2014,2015" şeklinde yanlış yazılması, mahallinde düzeltilebilir maddi hata kabul edilmiş; sanığın adlî sicil kaydında, kesinleşme tarihi 02.01.2014 tarihi olan kasıtlı suçtan mahkûmiyet hükümleri bulunduğu belirlendiğinden, 5271 sayılı Kanun'un 231/6-a. maddesi uyarınca hükmün açıklanmasının geri bırakılması koşullarının bulunmaması nedeniyle Tebliğname'deki "3. No.lu" bozma düşüncesine iştirak edilmemiştir.
Yapılan duruşmaya, toplanan delillere, gerekçeye, hâkimin kanaat ve takdirine göre temyiz itirazları yerinde olmadığından reddiyle hükümlerin isteme aykırı olarak ONANMASINA,

II. Sanık Hakkında Konut Dokunulmazlığının İhlâli Suçundan Kurulan Hükme Yönelik Temyiz İstemi Yönünden

Gerekçeli karar başlığında suç tarihinin "27.07.2014" yerine "27.07.2014,2015" şeklinde yanlış yazılması, mahallinde düzeltilebilir maddi hata kabul edilmiş; katılanların aşamalardaki ifadelerinde eve birden fazla erkek şahsın girdiğine dair istikrarlı beyanları ve tanık ...'ın olay yerine sonradan geldiği hususları bir arada nazara alındığında, konut dokunulmazlığının ihlâli suçunun birden fazla kişi tarafından birlikte işlendiğine ilişkin Mahkemenin kabul ve uygulamasında herhangi bir isabetsizlik görülmediğinden, Tebliğname'deki "2. No'lu" bozma düşüncesine iştirak edilmemiş; sanığın adlî sicil kaydında, kesinleşme tarihi 02.01.2014 tarihi olan kasıtlı suçtan mahkûmiyet hükümleri bulunduğu belirlendiğinden, 5271 sayılı Kanun'un 231/6-a. maddesi uyarınca hükmün açıklanmasının geri bırakılması koşullarının bulunmaması nedeniyle Tebliğname'deki "3. No'lu" bozma düşüncesine iştirak edilmemiş; dosya içeriğine göre diğer temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. Ancak;
5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 116/4. maddesinde düzenlenen cebir veya tehdit suretiyle konut dokunulmazlığının ihlâli suçunun oluşabilmesi için, sanık tarafından kişilere karşı yöneltilen cebir eylemi ile konut dokunulmazlığının ihlâli arasında nedensellik bağının bulunması, cebirin konut dokunulmazlığının ihlâli amacına yönelmiş olması ve bu amacın gerçekleşmesi için araç olarak kullanılması gerekir. Olay esnasında kullanılan cebir veya tehdidin kişiye yönelik olarak kullanılması halinde, 5237 sayılı Kanun'un 116/4. maddesinde düzenlenen nitelikli hâlin oluşacağı, cebir ve tehdidin mala yönelik olarak kullanılması hâlinde, aynı Kanun'un 116/1. maddesi uyarınca suçun basit hâlinin ihlâli niteliğinde olacağı nazara alındığında;
Yargılamaya konu somut olayda, suç tarihinde gündüz vakti sanığın eşi ... ile katılanlar arasında tartışma yaşandığını öğrenen sanığın sinirlenerek, yanında kimliği belirlenemeyen bir başka kişiyle birlikte katılanların dairesinin önüne demir sopayla gittiği, sanığın zili çalmasının ardından katılanların kapıyı açtıkları ve sanığın konuta girdikten sonra katılan ...'ye karşı sopayla vurduğu ve ardından diğer katılan ...'ye vurduğunun anlaşıldığı, her ne kadar katılanların kovuşturma aşamasında kırık kapı kolunu dosyaya sundukları anlaşılmış ise de, gerek yukarıdaki paragrafta yapılan açıklamalar ve gerekse soruşturma aşamasında kolluk görevlilerince düzenlenen 27.07.2014 tarihli tutanakta, ikâmetin kapısında ve içerisinde herhangi bir zarar ve ziyana, iz ve emareye rastlanmadığının belirtilmesi, katılanların da soruşturma aşamasında alınan ifadelerinde kapı zilinin çalınması üzerine katılan ...'nin kapıyı açtığını beyan etmeleri karşısında, sanığın eylemini cebir veya tehdit kullanarak gerçekleştirmediği ve 5237 sayılı Kanun'un 116/4. maddesinin uygulanma koşulllarının oluşmadığı gözetilmeden, sanık hakkında 5237 sayılı Kanun'un 116/1. maddesi yerine aynı Kanun’un 116/4. maddesi ile uygulama yapılması suretiyle fazla ceza tayini,
Bozmayı gerektirmiş, sanığın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebepten dolayı farklı gerekçeyle istem gibi BOZULMASINA, 30.04.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.