Mahkûmiyet

Sanık hakkında bozma üzerine kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla temyiz edilebilir olduğu, temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, temyiz isteğinin süresinde olduğu, temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle gereği düşünüldü:

Sanığın temyiz isteği; hapis cezasının para cezasına çevrilmesi, aftan ve denetimli serbestlikten faydalanma taleplerine ilişkindir.

Askerlik hizmetini yapmakta olan sanığın, 15.05.2012 tarihinde 10 gün süreli kanuni izne ayrıldığı, izin süresinin bitimi olan 25.05.2012 tarihinde Birliğine katılması gerekirken katılmayıp, daha sonra 08.06.2012 tarihinde kendiliğinden gelerek Birliğine katıldığı anlaşılmıştır.

Sanık hakkında izin tecavüzü suçundan, 1632 sayılı Askeri Ceza Kanunu'nun (1632 sayılı Kanun) 66/1-b ve 73 üncü maddeleri uyarınca cezalandırılması istemiyle kamu davası açılmıştır.

Sanık aşamalardaki savunmalarında babasının rahatsızlığından dolayı Birliğine süresinde katılış yapamadığını beyan etmiştir.

Ümraniye Polis Merkezi Amirliğinin 14.12.2012 tarihli yazısı ekinde sanık hakkında yapılan tahkikat raporunun gönderildiği belirlenmiştir.

İstanbul Haydarpaşa Numune Eğitim ve Araştırma Hastanesinin 12.10.2012 tarihli yazısı ve ekinde bulunan belgeler dava dosyasında mevcuttur.

Sanığa ait aile nüfus kayıt örneği Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi (UYAP) üzerinden temin olunarak dava dosyasına eklenmiştir.

Tetkik edilen tüm dosya kapsamına göre; suç tarihlerinde babasına bakacak kendisinden başka ve yaşça büyük kardeşlerinin de olduğu anlaşılan sanığın izin süresini geçirmesine ilişkin mazeret olarak ileri sürdüğü hususların kanuni ve geçerli mazeretlerden olmadığı anlaşılmakla atılı suça konu eyleminin Mahkemece sabit görülerek sanık hakkında mahkûmiyet hükmü kurulmasında hukuka aykırılık bulunmamıştır.

5237 sayılı Kanun'un 53 üncü maddesinin uygulanması ile ilgili olarak yapılan değişikliklerin infaz aşamasında gözetilebileceği değerlendirilmiştir.

Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç vasfı ile yaptırımın doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından, sanık hakkında kurulan hükümde hukuka aykırılık bulunmamış ve sanığın yerinde görülmeyen temyiz sebepleri reddedilmiştir.

Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle sanık tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve dikkate alınan sair hususlar yönünden herhangi bir hukuka aykırılık görülmediğinden sanığın temyiz sebeplerinin reddiyle hükmün, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle ONANMASINA, 30.04.2024 tarihinde karar verildi.