Mahkûmiyet

Sanık hakkında bozma üzerine kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ

1. Bursa 12. Asliye Ceza Mahkemesinin, 23.02.2016 tarihli ve 2015/231 Esas, 2016/116 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında dolandırıcılık suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 157 nci maddesinin birinci fıkrası, 62,52 ve 53 üncü maddeleri uyarınca 1 yıl 8 ay hapis 2.000,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir.
2 Anılan kararın sanık tarafından temyizi üzerine Yargıtay (Kapatılan) 15. Ceza Dairesinin 09.05.2019 tarihli ve 2019/2241 Esas, 2019/5301 Karar sayılı kararı ile uzlaştırma işlemleri yapılması için bozulmasına karar verilmiştir.

3. Bozma sonrası, Bursa 12. Asliye Ceza Mahkemesinin 05.02.2020 tarihli ve 2019/587 Esas, 2020/82 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında dolandırıcılık suçundan, 5237 sayılı Kanun’un 157 nci maddesinin birinci fıkrası, 62,52 ve 51 inci maddeleri uyarınca 10 ay hapis ve 100,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına ve hapis cezasının ertelenmesine karar verilmiştir.

4. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından, sanığın Bursa Şevket Yılmaz Devlet Hastanesinde çalıştığı ve 21.01.2015 tarihli polis tutanağında memur olarak belirtildiği, dolayısıyla sanığın Devlet Hastanesinde memur olup olmadığının araştırılması, memur olduğunun tespiti halinde hakkında soruşturma yapılmasının izne tabi bulunduğu, dosya içinde yetkili makamca verilmiş bir soruşturma izninin bulunmadığı cihetle; sanık hakkında yüklenen eylemlerden dolayı soruşturma izni verilip verilmeyeceğinin sorulması, soruşturma izni alınması ve izin koşulunun gerçekleşmesi halinde yargılamaya devamla sanığın hukuki durumunun takdir ve tayini gerektiği gerekçesiyle bozulması görüşünü içeren Tebliğname ile dava dosyası Daireye tevdi edilmiştir.

Sanığın temyiz isteği; kendisinin rapor verme yetkisi olmadığına, atılı suçu işlemediğine, tanıklarının dinlenmediğine ve tarafına müdafi tayin edilmediğine ilişkindir.

Sanığın suç tarihinde, Bursa Şevket Yılmaz Hastanesinde çalıştığı sırada hastaneye gelen katılana, eşinin emekli olabilmesi için heyet raporu alınması konusunda yardımcı olacağını belirttiği ve bunun için katılandan 3.000,00 TL aldığı, ancak sanığın heyet raporunu aldıramadığı, bu şekilde heyet raporu aldırmak için katılandan haksız menfaat temin eden sanık hakkında dolandırıcılık suçundan kamu davası açılmış, mahkemece sanık savunması, katılan ve tanık beyanları ile dosya kapsamından sanık hakkında temyize konu mahkûmiyet hükmü kurulmuştur.

A. Tebliğname Yönünden
Bursa ili Kamu Hastaneleri Birliği Genel Sekreterliği Yüksek İhtisas Eğitim ve Araştırma Hastanesinin 03.12.2015 tarihli yazısında, sanığın hastanenin hizmetli kadrosunda görev yaptığını belirtildiği ayrıca sanığın 01.10.2014 tarihli kolluk ifaresinde hastanenin fotokopi bölümünde çalıştığını beyan etmesi nedeniyle, heyet raporu aldırma vaadine ilişkin eyleminin görevi kapsamında değerlendirilemeyeceği, bu sebeple, tebliğnamedeki bozma isteyen görüşe iştirak edilmemiştir.

B. Sanığın Temyiz İstemi Yönünden
Sanığın üzerine atılı dolandırıcılık suçunun 6763 sayılı Kanun’un 34 üncü maddesi ile değişik 5271 sayılı Kanun'un 253 üncü ve 254 üncü maddeleri gereğince uzlaşma kapsamında olması nedeniyle, dosyanın uzlaştırma bürosuna tevdi edildiği ancak uzlaşmanın sağlanamadığı ve ilk uzlaştırma işleminin gerçekleştirildiği tarih ile uzlaştırmanın başarısız kaldığı tarih arasında zamanaşımı süresinin durduğu tespit edilerek yapılan incelemede;
1. 5271 sayılı Kanun'un 217 nci maddesi uyarınca duruşmadan edindiği kanaate göre delilleri değerlendirip yüklenen suçun sübutu yönünden vicdani kanıya ulaşan Mahkemenin kabulünde hukuka aykırılık bulunmamıştır.

2. Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç vasfı ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından, sanığın yerinde görülmeyen diğer temyiz sebepleri reddedilmiştir.

Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle Bursa 12. Asliye Ceza Mahkemesinin 05.02.2020 tarihli ve 2019/587 Esas, 2020/82 Karar sayılı kararında sanık tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve dikkate alınan sair hususlar yönünden herhangi bir hukuka aykırılık görülmediğinden sanığın temyiz sebeplerinin reddiyle hükmün, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle ONANMASINA,

Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,

24.04.2024 karar verildi.