Davanın kabulüne
Taraflar arasındaki tapu iptal tescil, müdahalenin meni davasından dolayı yapılan yargılama sonunda verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonunda (Kapatılan) 20. Hukuk Dairesince İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kabulüne karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararı davalılar vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
Çekişmeli Manavgat ilçesi ... Köyünde bulunan 124 ada 21 parsel sayılı (eski 287 parsel) taşınmazın bulunduğu yörede 14.06.1968 tarihinde kesinleşen 766 sayılı Tapulama Kanunu (766 sayılı Kanun) uyarınca yapılan tapulama çalışmaları sırasında 6420.21 m2 yüz ölçümüyle tarlavasfında davalılar adına tescil edildiği, taşınmazın bulunduğu yerde 21.05.1982 tarihinde ilân edilerek kesinleşen 6831 sayılı Kanu'na göre orman kadastrosu ve 1744 sayılı Kanun'la değişik 2 nci madde uygulama çalışmaları ve 12.05.1992 tarihinde ilân edilerek kesinleşmiş 6831 sayılı Kanun'un 3302 sayılı Kanun'la değişik 2/B maddesi uygulama çalışması ve 14.11.2012-13.12.2012 tarihleri arasında ilân edilen 3402 sayılı Kanun'un 22/2-a maddesine göre yenileme çalışmaları bulunmaktadır.
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; ekte sunulan inceleme raporu ve ekinde yer alan belgelerden Manavgat ilçesi ... köyünde yapılan orman kadastro işlemi neticesinde 124 ada 21 parsel sayılı taşınmazın bir kısmının kesinleşmiş tahdit sınırları içerisinde kaldığını, bu kısmın davalılar adına olan tapu kaydının iptal edilmesini, davalıların müdahalelerinin önlenmesini, orman vasfıyla Hazine adına tapuya kayıt ve tescilini talep ve dava etmiş, mahkemece "davanın reddine" karar verilmiş, hüküm davacı ... İdaresi vekilince temyiz edilmiştir.
Yargıtay (Kapatılan) 20. Hukuk Dairesinin 12.02.2019 tarihli ve 22018/5363 Esas, 2019/928 Karar nolu kararıyla; "Dava konusu taşınmazın bulunduğu bölgede yapılan orman kadastrosu ve 2/B uygulamalarına ilişkin belgeler getirtilerek bir orman mühendisi ve bir harita mühendisinden veya olmadığı takdirde bir tapu fen memurundan oluşturulacak iki kişilik bilirkişi kurulu marifetiyle yeniden yapılacak keşifte orman kadastrosu, aplikasyon ve 2/B madde uygulama tutanak ve haritalarının düzenlenmesinde kullanılan hava fotoğrafları ve memleket haritalarından yararlanılarak, en az 6-7 adet orman sınır noktası bulunup röperlenerek çekişmeli taşınmazın orman kadastrosu aplikasyon ve 2/B madde haritalarına göre konumunun genel kadastro paftası ve 22/2-a paftası üzerinde, ayrı renkli kalemlerle gösterilip keşfi izleme olanağı sağlanması gerektiğinden" bahisle bozma kararı verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesince"Taşınmazın olduğu bölgede 1981-1983 yılları arasında yapılan çalışmaların itirazsız olarak kesinleştiği, 124 ada 21 nolu parselin 1538.49 m2 lik kısmının orman sınırları içerisine alındığı, davaya konu taşınmazın bilirkişi raporu ile de belirlendiği üzere kesinleşmiş orman kadastro tutanaklarına göre orman sınırları içerisinde olduğu anlaşıldığı gerekçesiyle davanın kabulü ile; davaya konu 124 ada 21 parsel sayılı taşınmazın (A) harfiyle gösterilen 1538,49 m2 lik kısmının tapusunun iptali ile başka bir parsel numarası verilmek suretiyle orman vasfıyla Hazine adına tapuya kayıt ve tesciline, 20.12.2019 tarihli fen bilirkişi raporu ve ekli krokinin kararın eki sayılmasına" karar verilmiş, hüküm davalılar vekilince temyiz edilmiştir.
Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyulan bozma ilamı doğrultusunda inceleme ve araştırma yapılarak, mevcut deliller takdir edilerek karar verildiğine, uygulanması gereken hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığına, bozmaya uyulmakla taraflar lehine ve aleyhine kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin yeniden incelenmesine hukukça imkan olmadığı gibi 6100 sayılı Kanun’un Geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Kanun’un 428 inci maddesi ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrasında yer alan sebeplerin biri de var olmadığına göre, İlk Derece Mahkemesi kararında yazılı gerekçeler dikkate alındığında temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davalılar vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
Yukarıda açıklanan nedenlerle; temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararının ONANMASINA, 59,30 TL peşin harcın onama harcına mahsubu ile kalan 368,30 TL'nin temyiz eden davalılardan alınmasına, 1086 sayılı Kanun'un 440/I maddesi gereğince Yargıtay ilamının tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yoluna başvurulabileceğine,
dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine, 22.04.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.