Davanın kabulüne
Taraflar arasındaki kesinleşen orman sınırı içerisinde kaldığı iddiasına dayalı tapu iptal ve tescil davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararı ilanen tebliğ edilmekle 30.07.2007 tarihinde kesinleşme şerhi verilmiş, davalı vekili tarafından 16.06.2022 tarihinde tebliğden yeni haberleri olduğu ileri sürülerek temyiz edilmiştir.
İlk Derece Mahkemesince 23.06.2022 tarihli ek karar ile temyiz dilekçesinin süreden reddine karar verilmiştir.
Ek karar davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; süre, temyiz şartları ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
Temyiz istemi, davalı vekilinin temyiz dilekçesinin süre yönünden reddine yönelik Yalova 1.Asliye Hukuk Mahkemesinin 23.06.2022 tarihli ek kararına ilişkindir.
Bilindiği üzere; 7201 sayılı Tebligat Kanunu'nun (7201 sayılı Kanun) 10 ncu maddesi; "Tebligat, tebliğ yapılacak şahsa bilinen en son adresinde yapılır." hükmünü, 7201 sayılı Kanun'un 28 inci maddesi "Adresi meçhul olanlara tebligat ilanen yapılır. Yukarıdaki maddeler mucibince tebligat yapılamayan ve ikametgahı, meskeni veya işyeri de bulunmayan kimsenin adresi meçhul sayılır. Adresin meçhul olması halinde keyfiyet tebliğ memuru tarafından mahalle veya köy muhtarına şerh verilmek suretiyle tespit edilir. (Değişik ikinci cümle: 19.03.2003-4829/9 md) Bununla beraber tebliği çıkaran merci, muhatabın adresini resmi veya hususi müessese ve dairelerden gerekli gördüklerine sorar ve zabıta vasıtasıyla tahkik ve tespit ettirebilir." hükmünü, 7201 sayılı Kanun'un "Adres değiştirmenin bildirilmesi mecburiyeti" başlıklı 35 nci maddesi "Kendisine veya adresine kanunun gösterdiği usullere göre tebliğ yapılmış olan kimse, adresini değiştirirse, yenisini hemen tebliği yaptırmış olan kaza merciine bildirmeye mecburdur. Bu takdirde bundan sonraki tebliğler bildirilen yeni adrese yapılır. ... (Değişik ikinci cümle: 19.03.2003-4829/11 md) Bundan sonra eski adrese çıkartılan tebliğler muhataba yapılmış sayılır." hükmünü, Tebligat yapılan tarihlerde yürürlükte bulunan Tebligat Tüzüğünün 46 ncı maddesi ise, "Adresi meçhul olanlara tebligat ilanen yapılır. Bu Tüzük hükümlerine göre tebligat yapılamıyan ve 13 üncü madde mucibince yapılan soruşturmaya rağmen ikametgahı, meskeni veya iş yeri de bulunamıyan kimsenin adresi meçhul sayılır. Adresi meçhul olması halinde keyfiyet tebliğ memuru tarafından mahalle veya köy muhtarına tebliğ mazbatasına şerh verdirilmek suretiyle tesbit edilir. Bununla beraber tebliği çıkaran merci, lüzum görürse, muhatabın adresini resmi veya hususi müessese ve dairelerden veya zabıta vasıtasiyle tahkik ve tesbit ettirebilir. İlan, tebligatta başvurulacak son çaredir." hükmünü içermektedir.
Buna göre; İlk Derece Mahkemesince yargılamanın yapıldığı 2006-2007 yıllarında yürürlükte bulunan tebligat mevzuatına göre kural olarak tebligat, tebligat yapılacak kişiye bilinen en son adresinde yapılır. Kişi son adreste bulunamamışsa, tebliğ memuru bulunabileceği adresi araştırır. Bulamazsa, durumu, muhtarlığa onaylatmak suretiyle saptayıp tebliği çıkaran kuruluşa bildirir. İlgili kuruluş adresi, kişinin mensubu olduğu kurumlardan Tapu, Muhtarlık, Nüfus, Vergi Dairesi, Belediye İdaresinden araştırır. Buna rağmen, adres tespit edilemezse, adres meçhul sayılarak ilanen tebligat kararı verilebilir
Bu itibarla; eldeki davada, davalı adına tebliğe çıkarılan dava dilekçesinin bila tebliğ iade edilmesi ve tebliğe yarar adres bulunamaması üzerine, 7201 sayılı Kanun'un 10 ncu madde ve 35 nci madde hükmü uygulanamadığından, tapu, nüfus, belediye, vergi dairesine müzekkereler yazıldığı gibi, kolluk araştırması da yapılmakla, kararın tebliğ edildiği 2007 yılı itibariyle yürürlükte bulunan mevzuat kapsamında yöntemince adres araştırması yapılması sonrasında davalının adresi meçhul sayılarak usule uygun olarak ilanen tebligat yapıldığı anlaşılmaktadır.
Yine, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) Geçici 3 üncü maddesi uyarınca yürürlükte bulunan 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun 432/1nci maddesi uyarınca mahkemesince verilen kararlara karşı tebliğ tarihinden itibaren onbeş gün içinde, 4353 sayılı Kanuna tabi kamu kuruluşları ise otuz gün içinde temyiz yoluna başvurulabilir.
Temyiz dilekçesinin süresinden sonra verilmesi hâlinde anılan Kanun’un 432/4 üncü ve 5 inci fıkrası uyarınca temyiz dilekçesinin reddine karar vermek gerekir. Bu ret kararı tebliğ tarihinden itibaren yedi gün içinde temyiz edilebilir.
Yalova 1.Asliye Hukuk Mahkemesi tarafından verilen karar, davalı tarafa 13.07.2007 tarihinde tebliğ edilmiş; temyiz dilekçesi ise yasal süre geçirildikten sonra 22.06.2022 tarihinde verilmiştir.
Temyiz dilekçesinin süre aşımı sebebiyle reddine ilişkin Yalova 1.Asliye Hukuk Mahkemesince verilen ek karar yukarıda anılan Kanun hükümlerine uygun olduğundan temyiz isteminin reddi ile söz konusu kararın onanması gerekir.
S O N U Ç: Açıklanan sebeplerle;
Yalova 1.Asliye Hukuk Mahkemesince verilen 23.06.2022 tarihli ek kararın ONANMASINA,
80,70 TL peşin harcın onama harcına mahsubu ile kalan 346,90 TL'nin temyiz edenden alınmasına,
1086 sayılı Kanun'un 440/I maddesi gereğince Yargıtay ilamının tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,
23.09.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.