Koruma tedbirleri nedeniyle tazminat
Kısmen kabul
Davacı hakkında Mahkemece kurulan hükmün; davalı vekili tarafından temyizi üzerine yapılan ön inceleme neticesinde, 1086 sayılı HMUK'un 427. ve 1412 sayılı CMUK'un 317. maddeleri gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
Mahkemece; davacı vekilinin haksız gözaltı ve tutukluluk nedeniyle 2.500,00 TL maddi ve 7.500,00 TL manevi tazminat talebine ilişkin talebinin kısmen kabulü ile 2.212,12 TL maddi 3.000,00 TL manevi tazminatın davalıdan alınarak davacıya ödenmesine karar verilmiş, Dairemizin 23.05.2022 tarihli kararıyla davacı vasisine gerekçeli kararın ve davacı vekiline davalı vekilinin temyiz başvuru dilekçesinin tebliği için tevdine karar verilmesi üzerine mahkemece tebliğlerin yapılması üzerine, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca davalı vekilinin temyiz isteminin reddi ile hükmün onanmasına karar verilmesi görüşünü içeren Tebliğname ile dava dosyası Daireye tevdi edilmiştir.
Davalı vekilinin temyiz sebepleri; kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu, tazminat şartlarının oluşmadığını, tazminat isteminin yersiz olduğunu, davacının sabıka kaydının değerlendirilmesi gerektiğini, davacı vekilinin yetkili olup olmadığının araştırılması gerektiği, davalıya vekalet ücretine hükmedilmediği gibi davacıya vekalet ücreti ödenmesinin hatalı olduğunu, belirtmiştir.
III. DAVANIN KONUSU
Mahkemece, tazminat talebinin dayanağı olan İstanbul İzmir 9. Ağır Ceza Mahkemesinin 2015/33 Esas – 2015/90 Karar sayılı ceza dosyası kapsamında, davacının uyuşturucu veya uyarıcı madde ticareti yapma veya sağlama suçundan 27.11.2014 – 09.02.2015 tarihleri arasında 74 gün gözaltı ve tutuklu kaldığı, yapılan yargılama sonunda beraatine hükmedildiği, beraat hükmünün 21.04.2015 tarihinde kesinleştiği, kesinleşen beraat hükmünün davacı asile 26.05.2015 tarihinde tebliğ edildiği, tutuklama tarihi itibariyle yürürlükte bulunan 5271 sayılı CMK'nın 142. maddesinde öngörülen süre içinde yetkili ve görevli mahkemeye davanın açıldığı, davacı tarafından açılmış aynı konuda başkaca tazminat davası olup olmadığı, davacının maddi zararının net asgari ücret üzerinden hesap edildiği, dosya kapsamı, günün ekonomik koşulları, paranın satınalma gücü, davacının sosyal ve ekonomik durumu, üzerine atılı suçun niteliği, tutuklanmasına neden olan olayların cereyan tarzı, müsnet suçtan dolayı tutuklu kalmış olması, hükmedilecek miktarın zenginleşme sonucu doğurmayacak şekilde hak ve nesafet kurallarına uygun makul ve makbul bir miktar olarak tayin ve tespiti gerektiği hususu da göz önünde bulundurularak manevi tazminata hükmedildiği, davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Nesnel bir ölçüt olmamakla birlikte, davacı lehine hükmedilecek manevi tazminatın davacının sosyal ve ekonomik durumu, üzerine atılı suçun niteliği, tutuklanmasına neden olan olayın cereyan tarzı, tutuklu kaldığı süre ve benzeri hususlar ile tazminat davasının kesinleşeceği tarihe kadar faizi ile birlikte elde edeceği parasal değer dikkate alınıp, hak ve nesafet ilkelerine uygun, makul bir miktar olarak tayin ve tespiti gerekirken, belirlenen ölçütlere uymayacak miktarda eksik manevi tazminatlara hükmolunması temyiz eden sıfatına göre bozma nedeni yapılmamıştır.
Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, tazminat şartlarının oluştuğunun saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, tazminat miktarının doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından, davalı vekilinin yukarıda ilgili bölümde ileri sürdüğü tüm temyiz sebeplerinin reddi ile hükmün, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle ONANMASINA,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
23.09.2024 tarihinde karar verildi.