İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
Sanık müdafiinin duruşmalı inceleme talebinin, 7079 sayılı Kanun’un 94 üncü maddesiyle değişik 5271 sayılı Kanun’un 299 uncu maddesinin birinci fıkrası gereği takdîren reddine karar verilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ

1. Adana 2.Ağır Ceza Mahkemesinin 23.10.2018 gün ve 2018/64 E., 2018/367 sayılı kararı ile sanık hakkında silahlı terör örgütüne üye olma suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 314 üncü maddesinin ikinci fıkrası, 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu'nun 5 nci maddesinin birinci fıkrası, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 62 nci maddesi ve 53 üncü maddesi uyarınca 6 yıl 3 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir.

2.Adana Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesinin 28.10.2019 gün ve 2018/2707 Esas 2019/1044 sayılı kararı ile sanık hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik sanık müdafii ve O yer Cumhuriyet savcısının istinaf başvurularının 5271 sayılı Kanun’un 280 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir.

3.Dava dosyası, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca tanzim olunan, 12.12.2021 tarih ve onama görüşünü içerir Tebliğname ile Daireye tevdii olunmuştur.

Sanık müdafiinin temyiz istemi özetle,

1.Sanığın ilçe imamlığı yaptığına dair kesin delil bulunmadığına,

2.Sanığın 17/25 Aralık sürecinde Antep ilinde bulunmadığına,

3.Örgüt üyeliği suçu için aranan yoğunluluk ve çeşitliliğin oluşmadığına,

Temyiz dilekçesinde belirtilen sair temyiz sebepleri ve sair hususlara ilişkindir.

Temyizin kapsamına göre;

A. İlk Derece Mahkemesinin Kabulü
"Bu açıklamalar ışığında sanık yönünden yapılan delil değerlendirilmesinde; tanık ...'in beyanlarından anlaşılacağı üzere, sanığın 2013-2014 yılları arasında FETÖ/PDY terör örgütünün hiyerarşik yapısı içerisinde Gaziantep ili ... İlçesinin imamlığını yapması, örgüt toplantılarını organize etmesi, bu toplantılarda himmet adı altında para toplayarak örgüte yardımda bulunması, örgütün parasını aklamada kullandığı Bankasya isimli bankada aktif bir hesabının bulunması ve bankanın işlem hacmini artıracak hareketlerde bulunması, örgütle iltisakı bulunan dernek ve sendikalara üyeliğinin bulunması, ögüt ile iltisaklı şahısların genellikle konaklama kaydının bulunduğu otellerde suç örgütü üyeliğinden işlem yapılan bir çok şüphelinin de bulunduğu şahıslarla birlikte konaklama kayıtlarının bulunması hususları bir bütün halinde değerlendirildiğinde, sanığın örgütün nihai amacını bildiği, bu bilinç doğrultusunda örgüt ile organik bağ kurduğu ve hiyerarşik yapısına dahil olduğu mahkememizce kabul edilmiş, her ne kadar sanığın silahlı terör örgütünün kurucu veya yönetici olduğundan bahisle TCK'nın 314/1 maddesi gereğince cezalandırılması talep edilmiş ise de; gerek Kanunun gerekse de yerleşik Yargıtay içtihatları dikkate alındığında; Mahkememizce sanık yönünden yapılan tesbitlerde sanığın örgüt adına emir ve talimat verebilecek bir konumda olmadığı, aksine örgütün verdiği talimatları yerine getiren bir örgüt mensubu statüsünde olduğu ve örgüt yöneticisi olmadığı sonucuna varılmış olup, tüm dosya kapsamından sanığın TCK 314/2 maddesinde subut bulan silahlı terör örgütüne üye olma suçunu işlediği anlaşıldığından, eylemine uyan TCK'nın 314/2,3713 sayılı Kanun'un 5/1 maddeleri gereğince cezalandırılmasına karar verilmiştir."
B. Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü
İlk Derece Mahkemesince kabul edilen olay ve olgularda, Bölge Adliye Mahkemesi tarafından bir isabetsizlik görülmediği anlaşılmıştır.

Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun 26.09.2017 tarih, 2017/16-956 Esas ve 2017/370 sayılı kararı ile onanarak kesinleşen, Yargıtay (Kapatılan) 16. Ceza Dairesinin İlk Derece Mahkemesi sıfatıyla verdiği 24.04.2017 tarih, 2015/3 Esas, 2017/3 sayılı kararında; "ByLock iletişim sisteminin FETÖ/PDY silahlı terör örgütü mensuplarının kullanmaları amacıyla oluşturulan ve münhasıran bir suç örgütünün bir kısım mensupları tarafından kullanılan bir ağ olması nedeniyle örgüt talimatı ile bu ağa dahil olunduğunun ve gizliliği sağlamak için haberleşme amacıyla kullanıldığının her türlü şüpheden uzak kesin kanaate ulaştıracak teknik verilerle tespiti halinde kişinin örgütle bağlantısını gösteren delil olacağı"nın kabul edildiği gözetilmekle,
ByLock kullanıcısı olduğunu kabul etmeyen sanığın, ByLock uygulamasını kullandığının kuşkuya yer vermeyecek şekilde teknik verilerle tespiti halinde, ByLock kullanıcısı olduğuna dair delilin atılı suçun sübutu açısından belirleyici nitelikte olması karşısında, ilgili birimlerden ByLock tespit ve değerlendirme tutanağının getirtilip, dosyaya sunulduğu takdirde ByLock tespit ve değerlendirme tutanağında ismi geçen şahısların kimlik bilgilerinin tespitine çalışılarak, bu suçtan sanık olup olmadıklarının ve dosya sanığı ile ilgili beyanlarda bulunup bulunmadıklarının araştırılması, var ise dosyalarının celp edilip incelenmesi, duruşmada tanık olarak dinlenmeleri ve temyiz aşamasında dosya içerisine geldiği anlaşılan ...'a ait ifade ve teşhis tutanaklarının 5237 sayılı Kanun’un 217 nci maddesi uyarınca duruşmada okunarak, diyecekleri sorulduktan ve tüm bu şahısların duruşmada tanık sıfatıyla dinlenmeleri ile tüm dosya kapsamının bir bütün halinde değerlendirilmesi, talimatla dinlenen tanık ...'in doğrudan aleni duruşmada sanığın huzurunda veya 5271 sayılı Kanun'un 180 inci maddesinin birinci, ikinci ve beşinci fıkraları gereğince SEGBİS kullanılmak suretiyle dinlenip AİHS’in 6/3-d ve Anayasanın 36. maddeleri ile teminat altına alınan “iddia/kamu tanıklarını sorguya çekmek veya çektirmek” hakkı tanınması suretiyle sanığın hukuki durumunun takdir ve tayini gerekirken yetersiz belgelere dayanarak eksik araştırma ile yazılı şekilde karar verilmesi, hukuka aykırı bulunmuştur.

Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle sanık müdafiinin temyiz istemleri yerinde görüldüğünden Adana Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesinin 28.10.2019 gün ve 2018/2707 Esas 2019/1044 sayılı kararının 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin ikinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,

Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin ikinci fıkrasının a bendi uyarınca uyarınca
Adana 2. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise Adana Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
23.09.2024 tarihinde karar verildi.