İstinaf başvurusunun kabulü ile yeniden hüküm kurulmak suretiyle davanın reddine
Taraflar arasındaki tapu iptali ve tescil davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
Davacı vekili dava dilekçesinde; Sinop ili Durağan ilçesi ... Köyünde yapılan kadastro çalışmaları esnasında müvekkilinin zilyetliğinde ve kullanımında bulunan 276 ada 1 parselde kayıtlı taşınmaz içine dahil edilen 5-6 dönüm büyüklüğündeki taşınmazın orman vasfıyla davalı Hazine adına tespit ve tescil edilerek kayıt altına alındığını, dava konusu yerin müvekkili ve önceki malikleri tarafından yüz yılı aşkın süredir kullanıldığını, taşınmazda 2001 yılına kadar tarımsal faaliyet yapıldığını, uzunca bir süredir de ceviz ağacı yetiştirildiğini belirterek, hatalı şekilde gerçekleştirilen bu işleme dayalı tapu kayıtlarının kısmen iptali ile müvekkilinin zilyedi bulunduğu yaklaşık 5-6 dönümlük kısmın ifraz edilerek müvekkili adına tapuya kayıt ve tesciline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
İlk Derece Mahkemesince, çekişmeli taşınmazın orman sayılan yerlerden olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. Karara karşı davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.
Bölge Adliye Mahkemesi, Anayasa Mahkemesi tarafından 22.05.2013 tarihli ve 2012/108 Esas, 2013/64 Karar sayılı ilâm ile 31.8.1956 tarihli ve 6831 sayılı Orman Kanun'un, 5.11.2003 tarihli ve 4999 sayılı Orman Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun'un 6 ncı maddesiyle değiştirilen 11 nci maddesinin birinci fıkrasının “Bu müddet içinde itiraz olmaz ise komisyon kararları kesinleşir. Bu süre hak düşürücü süredir.” biçimindeki üçüncü ve dördüncü cümlelerinin Anayasa'nın 13,35 ve 36 ncı maddelerine aykırı görülerek iptallerine karar verildiği, kararın 13.01.2014 tarihi itibariyle yürürlüğe girdiği, Anayasa Mahkemesi iptal kararından sonra, 26.2.2014 tarihli ve 6527 sayılı Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanunla 31.08.1956 tarihli ve 6831 sayılı Orman Kanun'un 11 inci maddesinin somut davayı ilgilendiren birinci fıkrasının "Orman kadastro komisyonlarınca alınan kararlara ilişkin düzenlenen tutanak ve haritalar askı suretiyle otuz gün süre ile ilân edilir. Bu ilân ilgililere şahsen yapılan tebliğ hükmündedir. Tutanak ve haritalara karşı itirazı olanlar; askı tarihinden itibaren otuz gün içinde kadastro mahkemelerinde, kadastro mahkemesi olmayan yerlerde kadastro davalarına bakmakla görevli mahkemelerde dava açabilirler. İlân süresi geçtikten sonra, dava açılmayan kararlara ilişkin düzenlenen tutanak ve haritalar kesinleşir. Orman kadastro komisyonlarınca düzenlenen tutanak ve haritaların kesinleştiği tarihten itibaren on yıl geçtikten sonra, kadastrodan önceki hukukî sebeplere dayanarak Hazine hariç itiraz olunamaz ve dava açılamaz." şeklinde değiştirildiği, değişiklik sonucunda 11 inci maddenin birinci fıkrasında yer alan tapu kavramının kanun metninden çıkartıldığı ve her ne kadar Anayasa Mahkemesi iptal kararı ve yasal mevzuat sonucunda, 6831 sayılı Kanun uyarınca yapılan orman tahditlerine karşı 10 yıl içinde zilyetliğe dayanarak dava açılabilir hale gelmiş ise de Anayasa Mahkemesi iptal kararlarının geriye yürümezliği ilkesi, kanunlarda yapılan değişikliklerin yürürlüğe girdikten sonra doğacak olaylara ve yapılacak çalışmalara uygulanacak olması ve konuya ilişkin değişiklik yapan 6527 sayılı Kanunda, 6831 sayılı Kanunda yapılan değişikliğin geçmişe etkili olacak ve eldeki davalara da uygulanacağı yönünde bir düzenleme bulunmaması sonucunda, yasal değişikliğin değişiklik öncesinde 6831 sayılı Kanuna göre yapılan ve askı ilâna çıkartılmak sureti ile kesinleşen tahdit çalışmalarını etkilemeyeceği, yörede orman kadastrosunun 6831 sayılı Kanun gereğince yapılarak, 12.12.2006 - 12.06.2007 tarihleri arasında ilân edildiği, eldeki davanın ise 10.08.2017 tarihinde açıldığı, dava tarihi itibariyle 6 aylık askı ilân süresi, dolayısıyla kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayalı olarak dava açmaya ilişkin hak düşürücü sürenin geçirildiği, davacının da dava tarihi itibari ile 10 yıl içerisinde tapu kaydına dayanmaksızın, kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayalı olarak dava açtığı ve olayda Anayasa Mahkemesi iptal kararı ve yasal değişikliğin uygulanma imkanı bulunmadığı gerekçesiyle İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, yeniden esas hakkında hüküm kurmak suretiyle zilyetliğe dayalı olarak açılan davanın hak düşürücü süre nedeniyle reddine karar vermiştir. Hüküm, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Davacı vekili temyiz dilekçesinde; keşif mahallinde dinlenen tanık ve mahalli bilirkişilerin beyanlarında dava konusu taşınmazın yaklaşık 40 yılı aşkın süredir müvekkilinin babası ve vefatıyla da müvekkili tarafından kullanıldığını ifade ettiklerini, orman bilirkişisi tarafından hazırlanan raporda taşınmazın hava fotoğraflarında, memleket haritasında ve amenajman haritasında orman sayılmayan yerlerden olduğunun tespit edildiğini, dava konusu taşınmazda hiçbir orman örtüsü bulunmadığını, 80 yıla yakın zamandır bu taşınmazın ekilip biçildiğini, şuan ise müvekkilinin ceviz yetiştiriciliği yaptığını, taşınmazın 2014 yılı uydu görüntülerinin de dava konusu yerin orman olmadığı, bu parsele ulaşmak için patika yolların olduğu ve tarımsal faaliyet yapılarak tarımsal amaçlı kullanıldığını gösterdiğini, ancak raporun sonuç kısmında dava konusu yerin orman sayılan arazilerden olduğu şeklinde görüş ve kanaat bildirildiğini, bilirkişi raporuna karşı itirazlarının mahkemece nazara alınmadığını, rapordaki çelişkinin giderilmediğini, eksik ve hatalı inceleme ile yanlış şekilde davanın reddine karar verildiğini, hak düşürücü sürenin geçtiğinden bahisle davanın reddine dair verilen istinaf kararının da usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesince, yazılı olduğu şekilde davanın hak düşürücü süre nedeniyle reddine karar verilmiş ise de, verilen karar usul ve Kanuna uygun bulunmamaktadır.
Dava, kadastro öncesi nedene dayalı tapu iptali ve tescil isteğine ilişkindir.
Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yörede 186 nolu Orman Kadastro Komisyonu tarafından 6831 sayılı Orman Kanunu'na göre orman kadastrosu ve 2/B uygulama çalışmaları yapılmış olup sonuçları 12.12.2006 tarihinde askı ilanı suretiyle ilan edilmiş, o tarihte yürürlükte bulunan 4999 sayılı Kanun'un 6 ncı maddesi ile değişik 6831 sayılı Orman Kanunu'nun 11 inci maddesi uyarınca dava açma süresi altı ay olarak belirlenmiştir.
01.03.2014 tarihinde yürürlüğe giren 6527 sayılı Kanun ile 6831 sayılı Orman Kanunu'nun 11 inci maddesinin birinci fıkrası değiştirilmiş olmakla, tapulu-tapusuz taşınmaz sahipleri yönünden ayrım yapılmaksızın genel mahkemelerde kadastrodan önceki hukuki sebeplere dayanarak dava açma süresi on yıl olarak düzenlenmiştir. Ne var ki, somut olayda çekişmeli taşınmazın tapuya orman kadastrosu sonucu idari yoldan mı yoksa kadastro tutanağı düzenlenmek suretiyle mi tescil edildiği dosya kapsamından anlaşılamamaktadır. Zira, dosyada mübrez askı mazbatasına göre kadastro tutanağının kesinleşme tarihi 13.06.2007 olması gerekirken, dava konusu 276 ada 1 parsel sayılı taşınmazın tapu kaydında edinme sebebi ve tescil tarihinin "Tesis Kadastrosu-30.08.2007" olarak yazıldığı görülmüştür.
O halde, Bölge Adliye Mahkemesince öncelikle çekişmeli taşınmazın tapuya tesciline esas bilgi, belge, harita ve krokiler getirtilerek taşınmazın tapuya ne şekilde tescil edildiği duraksamaya yer vermeyecek şekilde belirlenmeli, bundan sonra taşınmazın orman kadastrosu sonucunda idari yoldan tapuya tescil edildiğinin anlaşılması halinde, tapu kaydında yazan tescil tarihi ile bağlı kalınmaksızın, 6527 sayılı Kanun ile değiştirilen 6831 sayılı Orman Kanunu'nun 11/1 inci maddesinde düzenlenen on yıllık hak düşürücü sürenin derdest dosyalara da uygulanması gerektiği yönündeki Dairemizin yerleşmiş uygulamaları da gözetilerek, hak düşürücü sürenin geçip geçmediği tespit edilmeli ve ulaşılacak sonuca göre uyuşmazlık hakkında bir karar verilmelidir.
Bölge Adliye Mahkemesince, bu hususlar gözetilmeksizin eksik araştırma ve incelemeye dayalı olarak yazılı şekilde karar verilmesi isabetsiz olduğundan, hükmün bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
Yukarıda açıklanan sebeplerle;
Davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile; temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULMASINA,
Peşin harcın istek halinde temyiz edene iadesine,
Dosyanın kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
23.09.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.