Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiş olup, hükmün davalı ve aynı zamanda davalı vasisi ... tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.
Davacı vekili, önceki döneme ilişkin açtıkları ecrimisil davasının kabul edildiğini ve kararın kesinleştiğini ancak davalıların müdahalesinin devam ettiğini ve herhangi bir ödeme söz konusu olmadığını belirterek, fazlaya dair haklarını saklı tutarak 1.000 TL ecrimisilin tahsilini talep etmiş ve yargılama sırasında taleplerini 7.673,09 TL’ye yükseltmiştir.
Davalı ... vasisi ve aynı zamanda yargılama sırasında ölen davalı ...’in mirasçısı olarak sonradan davaya dahil edilen ... davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, 22.10.2007-09.01.2013 tarihinde zemin kat için davalılardan talep edilebilecek ecrimisil bedelinin 3.165,92 TL, 1. kat için ise 4.507,17 TL olduğu gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiş olup; hüküm, davalı aynı zamanda diğer davalı vasisi ... tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, ecrimisil istemine ilişkindir.
Dosya içeriği ve toplanan delillerden; dava konusu arsa nitelikli 825 ada 21 parselin taraflar ve dava dışı kişiler adına elbirliği mülkiyeti üzerine kayıtlı olduğu, taşınmazın üzerinde zemin+2 normal kat ve bu katların üzerinde 1 çatı katı yer alan bina olduğu, 2. normal katın tamamlanmamış halde olduğu anlaşılmıştır.
Gerek öğretide ve gerekse yargısal uygulamalarda ifade edildiği üzere ecrimisil, diğer bir deyişle haksız işgal tazminatı, hak sahibinin, hak sahibi olmayan kötüniyetli zilyetten isteyebileceği bir tazminat olup, 08.03.1950 tarihli ve 22/4 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararında; fuzuli işgalin tarafların karşılıklı birbirine uygun iradeleri ile kurduğu kira sözleşmesine benzetilemeyeceği, niteliği itibarı ile haksız bir eylem sayılması gerektiği, haksız işgal nedeniyle oluşan zararın tazmin edilmesi gerekeceği vurgulanmıştır.
Ecrimisil, haksız işgal nedeniyle tazminat olarak nitelendirilen özel bir zarar giderim biçimi olması nedeniyle, en azı kira geliri karşılığı zarardır. Bu nedenle, haksız işgalden doğan normal kullanma sonucu eskime şeklinde oluşan ve kullanmadan kaynaklanan olumlu zarar ile malik ya da zilyedin yoksun kaldığı fayda (olumsuz zarar) ecrimisilin kapsamını belirler. Haksız işgal, haksız eylem niteliğindedir. (YHGK'nin 25.02.2004 tarihli ve 2004/1-120-96 sayılı kararı)
İlke olarak, kira geliri üzerinden ecrimisil belirlenmesinde, taşınmazın dava konusu ilk dönemde mevcut haliyle serbest şartlarda getirebileceği kira parası, emsal kira sözleşmeleri ile karşılaştırılarak, taşınmazın büyüklüğü, niteliği ve çevre özellikleri de nazara alınarak yöredeki rayice göre belirlenir. Sonraki dönemler için ecrimisil değeri ise ilk dönem için belirlenen miktara ÜFE artış oranının tamamının yansıtılması suretiyle bulunacak miktardan az olmamak üzere takdir edilir. Bunun yanı sıra, Dairemizin yerleşmiş uygulamalarına göre; aynı yere ilişkin olarak önceki dönem ecrimisil bedeline ilişkin sonuçlanmış davalar bulunduğu takdirde; kural olarak önceki dönemin son dönemi için kabul edilen (ve kesinleşen) miktara ÜFE’nin tamamının yansıtılması suretiyle bulunacak miktar, sonraki dönem ecrimisil bedelini oluşturur. Kural bu olmakla beraber, ecrimisil bedelinin en az kira bedeli olması ve kira sözleşmelerinde TBK'nin 344. maddesine göre 5 yıl geçtikten sonra rayice göre kira tespitinin istenebilmesi nedeniyle daha önce rayice göre belirlenen dönem ile dava konusu edilen ilk dönem arasında 5 yıllık sürenin geçmesi veya taşınmazın bulunduğu yerde imar, sanayileşme, yerleşim vs. özel nedenlerle değişimden dolayı rayiç ve emsal kiralar arttığı takdirde kesinleşen döneme ilişkin değerler nazara alınmadan, toplanacak somut verilere göre yeniden bilirkişi incelemesi yapılarak yeni dönem (sonraki dönem) ecrimisil bedeli belirlenerek hüküm altına alınabilir.
Somut olaya gelince; eldeki temyize konu davadan önce, dava konusu taşınmaz hakkında Samsun 3. Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 2007/448 Esas sayılı dosyası ile 22.10.2002-22.10.2007 tarihleri arasındaki dönem için talepte bulunulduğu ve Mahkemece zeminin davalılar tarafından, 1. katın ise davalı ... tarafından kullanıldığı kabul edilerek, 15.10.2007 tarihinde intifadan menin gerçekleştiğinden bahisle 15.10.2007-22.10.2007 tarihleri arası için 2007 yılında zemin katın kirasının aylık 150 TL, 1. katın kirasının ise 250 TL olduğunun belirtildiği ancak zemin için 7 günlük ecrimisilin 35 TL, 1. kat için 58,33 TL olması gerektiği ancak hata sonucu zemin için 30 TL, 1. kat için 50 TL’ye hükmedildiği, bu kararın Yargıtay denetiminden geçerek kesinleştiği anlaşılmıştır. Mahkemece az yukarıda açıklanan ilke ve usuller çerçevesinde daha önce karara bağlanan ve 2007 yılında zemin için aylık 150 TL, 1. kat için aylık 250 TL belirlenen bedele ÜFE oranında artış uygulanarak takip eden dönem ecrimisil bedelinin belirlenmesi gerekirken, Daire uygulamasına aykırı olarak rayice göre belirlenen ilk dönemden itibaren 5 yıl süre geçmediği halde, son dönem için yeniden ecrimisil bedeli belirlenip hesap yapılması hatalıdır.
Mahkemece yapılması gereken iş; önceki kesinleşen dosyadaki son dönem aylık ecrimisil bedeline ÜFE oranında artış uygulamak suretiyle eldeki dosyadaki ecrimisil bedelini belirlemek olmalıdır.
Kabule göre de; hükme esas alınan raporda 09.01.2007-22.10.2007 tarihleri arası için mükerrer ecrimisil hesabı yapıldığı ve bu sebeple de mükerrer tahsile karar verildiği açıktır.
Davalı aynı zamanda davalı vasisi olan ...’nın temyiz itirazlarının yukarıda yazılı nedenlerle kabulüyle hükmün 6100 sayılı HMK'nin Geçici 3. maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK'un 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, HUMK'un 440/III-1,2,3 ve 4. bentleri gereğince ilama karşı karar düzeltme yolu kapalı bulunduğuna, peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 07.10.2020 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.