DURUŞMA TALEPLİ
Suç tarihinde on dört yaşını doldurmayan mağdure ile velayet hakkına sahip annesi ve babasının 30.12.2014 tarihli duruşmada sanıklardan şikayetçi ve davaya katılmak istediklerini belirtmiş iseler de 04.09.2014 tarihli duruşmada sanıklardan şikayetçi olmadıklarını beyan etmeleri karşısında, şikayetten vazgeçmeden vazgeçmenin mümkün olmaması nazara alındığında mağdureye tayin edilen vekilin ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 237 nci maddesinin ikinci fıkrasına göre kanun yolu muhakemesinde davaya katılma talebinde bulunulamayacağının anlaşılması karşısında, Bakanlık vekilinin davaya katılma ve hükmü temyize hakları bulunmadığı belirlenmiştir.
Sanıklar müdafiinin temyiz istekleri yönünden; sanıklar hakkında kurulan hükümlerin; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 Kanun'un 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenlerin hükümleri temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteklerinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteklerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmiştir.
Sanık müdafiinin duruşmalı inceleme talebinin, hükmedilen ceza miktarlarına göre 5320 sayılı Kanun'un 8 inci maddesinin birinci fıkrası gözetilerek 1412 sayılı Kanun'un 318 inci maddesi uyarınca reddine karar verilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ- OLAY VE OLGULAR
1.Sanıklar hakkında çocuğun cinsel istismarı ve kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçlarını işledikleri iddiası ile açılan kamu davasının yapılan yargılaması sonucunda, Nevşehir 1. Ağır Ceza Mahkemesinin, 31.12.2014 tarihli ve 2014/213 Esas, 2014/361 Karar sayılı kararı ile mevcut deliller değerlendirilerek 6545 sayılı Kanunla yapılan değişiklik öncesi (suç tarihi itibarıyla yürürlükte bulunan) çocuğun cinsel istismarı suçundan, her iki sanığın ayrı ayrı 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 103 ncü maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi ve 62 nci maddesinin birinci fıkrası uyarınca 2 yıl 6 ay hapis cezası ile kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan ise 5237 sayılı Kanun'un 109 uncu maddesinin birinci fıkrası, üçüncü fıkrasının (b) ve (f) bendi, beşinci fıkrası ve 62 nci maddesi uyarınca 2 yıl 6 ay hapis cezası ile cezalandırılmalarına ve 53 üncü maddesi uyarınca haklarında hak yoksunluklarına karar verilmiştir.
2. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca onama görüşünü içeren Tebliğname ile dava dosyası Daireye tevdi edilmiştir.
Sanıklar Müdafilerinin Temyiz İstekleri
Atılı suçların yasal unsurlarının oluşmadığına, sanıkların mağdurenin yaşı konusunda kaçınılmaz bir hataya düştüklerine, mağdurenin yaşının büyük gösterdiğine, dosya kapsamında bulunan raporların sanıklar lehine olduğuna, kararın usul ve yasaya aykırı olduğuna ve sair hususlara ilişkindir.
A. Mağdure Vekilinin Temyiz İsteği Yönünden
Suç tarihinde on dört yaşını doldurmayan mağdure ile velayet hakkına sahip annesi ve babasının 04.09.2014 tarihli duruşmada sanıklardan şikayetçi olmadıklarını beyan etmeleri ve şikayetinden vazgeçmeden vazgeçmenin mümkün olmaması nazara alındığında mağdureye tayin edilen vekilin hükümleri temyize hakkı bulunmadığı anlaşılmıştır.
B. Bakanlık Vekilinin Temyiz İsteği Yönünden
6284 sayılı Ailenin Korunması ve Kadına Karşı Şiddetin Önlenmesine Dair Kanun'un 20 nci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca davaya katılma hakkı bulunan Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığına yokluğunda yapılan yargılamaya ilişkin olarak mahkemelerce re'sen ihbarda bulunulmasının zorunlu olup olmadığı hususunda Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulunca yapılan toplantı sonucunda verilen 13.12.2019 gün ve 2019/6 Esas, 2019/7 sayılı içtihadı birleştirme kararı ile Bakanlığa bildirimde bulunulmasının zorunlu olmadığının kabul edilmesi ve 5271 sayılı Kanun'un 237 nci maddesinin ikinci fıkrasına göre kanun yolu muhakemesinde davaya katılma talebinde bulunulamayacağının anlaşılması karşısında, Bakanlık vekilinin davaya katılma ve hükümleri temyize hakkı bulunmadığından, vaki temyiz isteminin 5320 sayılı Kanunun 8 inci maddesinin birinci fıkrası gözetilerek 1412 sayılı Kanun'un 317 nci maddesi uyarınca reddine karar verilmesi gerektiği belirlenmiştir.
C. Sanıklar müdafilerinin Temyiz İsteği Yönünden
1. Mağdurenin soruşturma ve kovuşturma aşamasında sanıklara kendisini on yedi yaşında olarak tanıttığı şeklindeki beyanı, sanıkların aşamalarda istikrarlı şekilde mağdurenin yaşını büyük olarak bildiklerine ilişkin savunmaları ve tüm dosya içeriği nazara alınarak olayda 5237 sayılı Kanun'un 30 uncu maddesinde düzenlenen hata hükümlerinin tatbiki gerekirken mağdurenin resmi doğum tarihine ve sanıkların mağdureyi daha önceden de gördükleri ve her halükarda mağdurenin on sekiz yaşından küçük olduğunu ve evden kaçtığını bilmiş olmaları şeklindeki yetersiz ve eksik gerekçe ile yazılı şekilde mahkûmiyet hükümleri kurulması hukuka aykırı bulunmuştur.
2. Yukarıda açıklanan nedenle Tebliğname'deki onama isteyen düşünceye iştirak edilmemiştir.
A. Mağdure Vekili ve Bakanlık Vekilinin Temyiz İsteği Yönünden
Gerekçenin (A) ve (B) bölümünde açıklanan nedenlerle mağdure vekili ve Bakanlık vekilinin temyiz isteğinin, 1412 sayılı Kanun'un 317 nci maddesi uyarınca, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle REDDİNE,
B. Sanıklar müdafilerinin Temyiz İsteği Yönünden
Gerekçenin (C) bölümünde açıklanan nedenlerle Nevşehir 1. Ağır Ceza Mahkemesinin, 31.12.2014 tarihli ve 2014/213 Esas, 2014/361 Karar sayılı kararına yönelik sanıklar müdafilerinin temyiz isteği yerinde görüldüğünden hükümlerin, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
22.04.2024 tarihinde karar verildi.