Davanın reddine
Taraflar arasında Suşehri Kadastro Mahkemesinde görülen tespite itiraz (aktarılan) davası sonunda, yerel mahkemece davanın reddine ilişkin olarak verilen karar davacı vekili tarafından yasal süre içerisinde temyiz edilmiş olmakla dosya incelendi, gereği görüşüldü:
Dava konusu taşınmazın bulunduğu bölgede, dava tarihinden sonra, 2007 yılında orman kadastrosu ve genel arazi kadastrosunun yapıldığı ve davalı taşınmazın bir bölümünün 111 ada 1 parsel numarası verilerek ...ilçesi, ... Köyü'nde; bir bölümünün ise 106 ada 1 parsel numarası verilerek Gölova ilçesi ... Köyü'nde 5304 sayılı Kanunla değişik 3402 sayılı Kanun'un 4 üncü maddesi gereğince orman kadastrosu kapsamına alındığı anlaşılmaktadır.
Davacı ... Köyü Tüzel Kişiliği 22.11.2004 havale tarihli dava dilekçesi ile, sınırlarını belirttiği taşınmazın kadimden beri kendi köylülerince mera olarak kullanıldığını, ancak kendilerine ait olan bu yeri davalı Köy Tüzel Kişiliğinin bölgenin ağaçlandırılması amacıyla sürdüğü iddiasıyla elatmanın önlenmesi ve mera niteliği ile Hazine adına köy yararına özel siciline tescili istemiyle dava açmıştır. Yargılamanın devamı sırasında taşınmazın bir bölümü ...ilçesi ... köyü kadastro çalışma alanı içerisinde 111 ada 1 parsel sayısı ve orman niteliği ile tespit edilmiş, bir bölümü ise Gölova ilçesi ... köyü kadastro çalışma alanı içerisinde 106 ada 1 parsel sayısı ve orman niteliği ile tespit edilmiş olduğundan husumet orman yönetimine yaygınlaştırılmıştır.
İlk Derece Mahkemesince, davanın kabulüne ve dava konusu ...ilçesi ... köyü 111 ada 1 parsel sayılı taşınmazın tapu kaydının iptali ile mera niteliğiyle tapuya kayıt ve tesciline, davalılar tarafından ağaçlandırma amacıyla yapılan elatmanın önlenmesine dair verilen karar Yargıtay (Kapatılan) 20. Hukuk Dairesince "dava konusu taşınmaz hakkında yargılama esnasında 111 ada 1 ve 106 ada 1 parsel sayısı verilerek tespit tutanakları düzenlendiğinden 3402 sayılı Kanun'un 26 ve 27 nci maddeleri gereğince, davaya bakma görevinin kadastro mahkemesine ait olduğu” gerekçesiyle bozulmuş, bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonucunda aktarım sonrası Kadastro Mahkemesince, davanın reddi ile 106 ada 1 ve 111 ada 1 parsel sayılı taşınmazların tespit gibi tesciline karar verilmiş ve iş bu karar davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
İlk Derece Mahkemesince, dava konusu taşınmazların orman sayılan yerlerden oldukları gerekçesiyle, yazılı şekilde karar verilmiş ise de, yapılan araştırma ve inceleme karar vermek için yeterli olmadığı gibi, aktarılan davanın kapsamı tam olarak tespit edilmeden, mera ve orman araştırması usulünce yapılmadan, davanın esası hakkında karar verilmiş olması nedeniyle verilen karar usul ve yasaya uygun da bulunmamaktadır.
Şöyle ki; dava, genel mahkemede tapusuz taşınmazın mera olarak özel siciline tescili ve el atmanın önlenmesi istemiyle açıldıktan sonra, dava konusu taşınmazlar hakkında kadastro tutanağı düzenlenmesi nedeniyle kadastro mahkemesine aktarılmıştır. Bu nedenle, 3402 sayılı Kanun'un 30/2 nci maddesi gereğince kadastro hakimi, iddia ve savunma çerçevesinde hüküm kurarken, davanın tarafları ile bağlı kalmaksızın hak sahibi olduklarını saptadığı takdirde dava dışı üçüncü şahıslar lehine de tescil hükmü vermekle yükümlü olduğundan, bu çerçevede re'sen araştırma yapmak ve gerçek hukuki durumu tespit etmek zorundadır. Her ne kadar, somut olayda dava konusu taşınmazların kadastro tutanaklarının malik haneleri orman vasfıyla doldurulmuş ise de, davanın anılan niteliği gereği, kadastro tutanağının malik hanesinin hukuken boş olduğunun kabulü gerekmektedir. Ne var ki, Kadastro Mahkemesince, davanın aktarılmasından önce Asliye Hukuk Mahkemesinde yapılan keşif sonucunda düzenlenen 28.05.2007 tarihli fen bilirkişi raporundaki kroki ile kadastro paftasının ölçekleri eşitlenmek suretiyle çakıştırma yapılmak suretiyle, aktarılan davanın kapsamının kesin olarak olarak belirlenmesi ve tutanakların davalı hale getirilmesi gerekirken, bu gereğe riayet edilmeksizin, aktarılan davanın kapsamı tam olarak belirlenmeden davanın esasına girilerek karar verilmiştir.
Diğer taraftan; zilyetlik, orman ve araştırması araştırması yönünden, çekişmeli taşınmazlara komşu taşınmazların kadastro tutanaklarının örnekleri ve dayanakları getirtilerek çekişmeli taşınmazların yönünü ne olarak okudukları üzerinde durulmamış, dosya içindeki hava fotoğrafları, bu konuda uzmanlığı bulunmayan orman bilirkişisi tarafından incelenmiş ve taşınmazın niteliği tam olarak belirlenmeden karar verilmesi cihetine gidilmiştir.
Hal böyle olunca; doğru sonuca ulaşılabilmesi için, İlk Derece Mahkemesince öncelikle, dava konusu taşınmazları dıştan çevreleyen komşu parselleri bir arada gösterir geniş çaplı kadastral kroki ve bu taşınmazların kadastro tespit tutanaklarının onaylı suretleri ile varsa dayanaklarını oluşturan kayıt ve belgeler tesislerinden itibaren tüm tedavülleri ile birlikte getirtilmeli, tarafların dayandığı tüm belgeler açıklattırılıp ilgili yerlerden celp edilmeli, ayrıca yöreye ait en eski tarihli memleket haritası ve hava fotoğrafları ile aktarılan varsa amenajman planı Orman İdaresi ve Harita Genel Müdürlüğünden celp edilerek dosya keşfe hazır hale getirildikten sonra mahallinde, elverdiğince yaşlı, tarafsız, yöreyi iyi bilen ve davada yararı bulunmayan, taşınmazların bulunduğu yerde ve komşu köylerde yaşayan şahıslar arasından seçilecek üç kişilik mahalli bilirkişi kurulu, tespit bilirkişileri ve taraf tanıkları ile fen bilirkişisi, jeodezi ve fotogrametri uzmanı bilirkişisi, orman bilirkişi ve üç kişilik ziraatçi bilirkişi kurulunun katılımıyla, taşınmazlar tek tek gezilmek ve her bir parselle ilgili mahkeme hakiminin gözlemi tutanağa geçirilmek suretiyle yeniden keşif yapılmalı, yapılacak bu keşifte öncelikle, aktarılan davanın kapsamı belirlenmeli, bu hususta fen bilirkişisinden Asliye Hukuk Mahkemesi'nde yapılan keşif neticesinde sunulan fen bilirkişi raporundaki kroki ile taşınmazlara ilişkin kadastro paftasının ölçekleri eşitlenmek suretiyle çakıştırma yapması ve davaya konu yapılan taşınmaz ya da taşınmazların hangi taşınmaz ya da taşınmazlar olduğu ada ve parsel sayıları duraksamaya meydan vermeyecek biçimde göstermesi istenilmeli ve bu yolla aktarılan davanın kapsamı sağlıklı biçimde saptanmalı; aktarılan davanın kapsamında kalıpta kadastro tespitleri yanılgı ile kesinleştirilmiş taşınmazların bulunduğunun anlaşılması halinde, bu taşınmazların kadastro tespitlerinin kesinleştirilmiş olmasının hukuksal bir değer taşımayacağı düşünülmeli; böylelikle aktarılan davanın kapsamında kalan taşınmazlar belirlendikten sonra, getirtilen belgeler çekişmeli taşınmaz bölümleriyle birlikte çevre araziye de uygulanmak suretiyle, taşınmaz bölümlerinin öncesinin bu belgelerde ne şekilde nitelendirildiği belirlenmeli; 3116 Sayılı Orman Kanunu (3116 Sayılı Kanun), 4785 Sayılı Orman Kanununa Bazı Hükümler Eklenmesine ve Bu Kanunun Birinci Maddesinde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun (4785 Sayılı Kanun) ve 5658 Sayılı Orman Kanununun Bazı Maddelerinin Değiştirilmesine Ve Bu Kanuna Bazı Maddeler Eklenmesine Dair Kanun (5658 Sayılı Kanun) karşısındaki durumu saptanmalı; zilyetlikle veya hukuki değeri kalmamış olan tapu kayıtlarıyla ormandan yer kazanılamayacağı, öncesi orman olan bir yerin üzerindeki orman bitki örtüsü yokedilmiş olsa dahi, salt orman toprağının orman sayılan yer olduğu düşünülmeli; taşınmaz bölümlerinin toprak yapısı, bitki örtüsü ve çevresi incelenmeli; hakim gözetiminde, taşınmazın dört yönden renkli fotoğrafları çektirilip, onaylanarak dosyaya eklenmeli; yukarıda değinilen diğer belgeler fen, jeodezi ve fotogrametri mühendisi bilirkişi ile uzman orman bilirkişiler eliyle yerine uygulattırılıp, orijinal-renkli (renkli fotokopi) hava fotoğrafları ve memleket haritasının ölçeği kadastro paftası ölçeğine, yine kadastro paftası ölçeği de hava fotoğrafları ve memleket haritası ölçeğine (Net-Cad veya benzeri programlar kullanılarak) denetime elverişli olacak şekilde çevrildikten sonra, komşu ve yakın komşu parselleri de içine alacak şekilde birbiri üzerine aplike edilmek suretiyle çekişmeli taşınmaz bölümleri, çevre parsellerle birlikte memleket haritası ve hava fotoğrafları üzerinde gösterilmeli; taşınmaz bölümlerinin gerçek eğimleri klizimetre aletiyle ölçülerek, memleket haritalarındaki münhanilerden (yükseklik eğrilerinden) de faydalanılmak suretiyle belirlenmeli; hava fotoğraflarının stereoskop vasıtasıyla üç boyutlu incelemesi yapılarak, temyize konu taşınmaz bölümlerinin niteliği ve kullanım durumu ile tasarruf sınırlarının belirgin olarak görünüp görünmediği belirlenmeli; taşınmaz bölümlerinin üzerindeki bitki örtüsünün cinsi, yaşı, dağılımı, kapalılık oranı ile taşınmazın imar-ihyaya konu olup olmadığı, olmuş ise imar-ihyaya en erken ne zaman başlanıldığı ve imar-ihyanın hangi tarihte tamamlandığı, taşınmazın ekonomik amacına uygun olarak tarım arazisi niteliğiyle zilyetliğine ne zaman başlanıldığı, dava konusu taşınmazların 6831 sayılı Kanun'un 17/2 nci maddesinde belirtilen orman içi açıklık vasfında olup olmadığı hususlarını belirten, müşterek imzalı, tereddüte mahal bırakmayacak şekilde, yalnız büro incelemesine değil, uygulamaya ve araştırmaya dayalı, bilirkişilerin onayını taşıyan krokili bilimsel verileri bulunan yeterli ve dosyadaki belgeler ile karşılaştırıldığında denetime elverişli rapor alınmalıdır.
Bundan sonra, çekişme konusu taşınmaza ilişkin yöntemine uygun tahsisli ve kadim mera araştırması yapılmalı, keşif sırasında dava konusu taşınmazın öncesinin geleneksel biçimde kullanılan kadim mera olup olmadığı araştırılmalı, mahkemece yapılacak gözlem tutanağa geçirilmeli, ziraat mühendisi bilirkişilerden dava konusu taşınmazın öncesinin geleneksel biçimde kullanılan kadim mera olup olmadığını, taşınmazın toprak yapısı, eğimi, bitki deseni ve diğer yönlerden mera parselinden nasıl ayrıldığını, aralarında doğal ya da yapay ayırt edici bir sınır bulunup bulunmadığını, taşınmazın meradan açılan bir yer olup olmadığını, meranın devamı niteliğinde olup olmadığını, taşınmazın toprak yapısını, önceki ve halen mevcut niteliğini ve zilyetlikle mülk edinilebilecek yerlerden olup olmadığını, imar-ihyaya konu edilip edilmediğini, edilmiş ise imar-ihyanın hangi tarihte tamamlandığını ve taşınmaz üzerindeki zilyetliğin hangi tasarruflarla sürdürüldüğünü komşu taşınmazlarla karşılaştırmalı şekilde açıklayan, bilimsel esaslara ve somut verilere dayalı, ayrıntılı ve gerekçeli, taşınmazın değişik yönlerden çekilmiş fotoğrafları ile desteklenmiş, fen bilirkişisinden ise, keşfi takibe ve denetlemeye olanak verir rapor ve kroki düzenlemesi istenilmeli; jeodezi ve fotogrametri uzmanı bilirkişiye yukarıda belirtilen tarihlerde çekilmiş stereoskopik çift hava fotoğraflarının stereoskop aletiyle incelemesi yaptırılarak dava konusu taşınmazın önceki ve şimdiki niteliğinin ne olduğu hususunda ayrıntılı rapor aldırılmalıdır.
Ayrıca keşifte dinlenecek yerel bilirkişi ve tanıklardan, taşınmazın öncesinin ne olduğu, kim veya kimler tarafından, hangi tarihten beri ve ne şekilde kullanıldığı, imar-ihya gerektiren yerlerden olup olmadığı, böyle yerlerden ise imar-ihyaya konu edilip edilmediği ve edilmiş ise imar-ihyasının hangi tarihte tamamlandığı, taşınmazın öncesinin mera olup olmadığı, zaman içinde sınırlarında genişleme olup olmadığı hususları etraflıca sorulup maddi olaylara dayalı olarak açıklattırılmalı; komşu parsellere ait tespit tutanağı ve dayanağı kayıtlar uygulanarak çekişmeli taşınmaz yönünü ne olarak gösterdikleri tespit edilmeli ve bu yolla yerel bilirkişi ve tanık sözleri denetlenmeli; yerel bilirkişiler ve tanıkların sözleri arasında doğabilecek çelişkiler gerektiğinde yüzleştirme yapılarak giderilmeye çalışılmalı; tanık ve yerel bilirkişi ifadeleri bilimsel esaslara ve maddi bulgulara dayanılarak hazırlanan söz konusu bilirkişi raporlarıyla denetlenmeli; ulaşılacak sonuca göre bir hüküm kurulmalıdır.
İlk Derece Mahkemesince, belirtilen hususlar gözardı edilerek, eksik araştırma ve incelemeye dayalı olarak karar verilmesi isabetsiz olduğundan hükmün bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
S O N U Ç: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA,
Peşin alınan temyiz karar harcının istek halinde ilgiliye iadesine,
1086 sayılı Kanun'un 440/I maddesi gereğince Yargıtay ilamının tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yoluna başvurulabileceğine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,
22.04.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.