Mahalli mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle dosya incelendi;
Şikayetçi vekilinin dilekçesi içeriğine göre temyiz istemlerinin sanıklar Kenan ve Aziz haklarında kurulan beraet hükümlerine yönelik olduğu anlaşılmakla incelemenin sanıklar Kenan, Yaşar ve İbrahim haklarındaki mahkümiyet ve Kenan ile Aziz haklarında kurulan beraet hükümlerine yönelik olarak yapılmasına karar verildikten sonra gereği düşünüldü:
Sanıklar Kenan ve Aziz hakkında rüşvet almak ve vermek suçlarından kamu davası açıldığı, 3628 sayılı Yasanın 17 ve 18. maddelerine göre Hazinenin bu suçun zarar göreni olduğu, bu sıfatının gereği olarak CMK'nın 233 ve 234. maddeleri gereğince kovuşturma evresinde sahip olduğu davaya katılma ve öteki haklarını kullanabilmesi için Maliye Bakanlığı Baş Hukuk Müşavirliği ve Muhakemat Genel Müdürlüğü'nün duruşmadan haberdar edilmesi gerektiği halde, usulen dava ve duruşmalar bildirilmeden, davaya katılma ve Ceza Muhakemesi Kanununun mağdur ve katılanlar için öngördüğü haklardan yararlanma olanağı sağlanmadan yargılamaya devam edilerek yazılı biçimde sanıklar hakkında beraet kararları verilmesi,
CMK'nın 230/1. maddesi gereğince hükmün gerekçe bölümünde, sanıkların lehindeki ve aleyhindeki delillerin belirtilmesi, bu kapsamda sanıklar arasındaki konuşmaların nasıl yorumlandığının açıklanması, konuşma tarihleri ile ruhsat işlem tarihleri birlikte değerlendirilerek gerçekleşen somut olgularla konuşmaların bağlantısının gösterilmesi, karar içeriğine göre görüşmesi olmayan sanık ...’a ait suç delillerinin açıklanması, ruhsatlandırma işlemlerindeki hukuka aykırılıkların yasa ve yönetmelik hükümlerine göre belirtilmesi, gerektiğinde bu hususta konusunda uzman bilirkişilerden rapor alınması, tüm delillerin ayrı ayrı tartışılarak değerlendirilmesi, hükme esas alınan ve reddedilenlerin belirlenmesi, ulaşılan kanıya göre sanıkların sabit kabul edilen fiilleri açıklanarak bunun nitelendirilmesi, sonucuna göre sanıkların hukuksal durumlarının saptanması gerektiği gözetilmeden, kısmen yetersiz gerekçe ile yazılı şekilde hükümler kurulması,
Bursa 2. Sulh Ceza Mahkemesinin 2008/1093 Müt. ve Bursa 3. Sulh Ceza Mahkemesi'nin 2008/690 Müt. sayılı CMK'nın 140. maddesi uyarınca verilmiş kararların haklarında kamu davası açılmamış, Çiğdem Aslan ve ... isimli kişilerle ilgili olduğu anlaşılmakla haklarında kamu davası açılmış kişilerle ilgili olarak anılan madde uyarınca verilmiş karar var ise dosya arasında bulundurulması gerektiğinin gözetilmemesi,
Dosya arasında mevcut iletişimin tespitine dair kayıtların düzenlenmesine esas teşkil eden CMK'nın 135. maddesine göre verilmiş olan iletişimin tespitine dair mahkeme kararlarının denetime olanak verecek şekilde dosya içine konulması gerektiğinin nazara alınmaması,
Hükme esas alınan raporları düzenleyen bilirkişilere yemin verdirilmesine ilişkin 12/02/2008 günlü tutanakların zabıt katibi tarafından imzalanmaması suretiyle, CMK'nın 169/2. maddesine muhalefet edilmesi,
Hükümlerden sonra 05/07/2012 gün ve 28344 sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren 6352 sayılı Yasanın 87. maddesi ile 5237 sayılı TCK'nın 252. maddesinde değişiklik yapılması karşısında, 6352 sayılı Yasanın geçici 2. maddesi de dikkate alınarak mahkemesince yeniden değerlendirme yapılmasında zorunluluk bulunması,
Kabule göre de;
Suçun 5237 sayılı Yasanın 53/1-a maddesindeki yetkinin kötüye kullanılması suretiyle işlendiğinin kabul edilmesi karşısında sanık ... hakkında aynı Yasanın 53/5. maddesinin uygulanması gerektiğinin gözetilmemesi,
Hapis cezasının kanuni sonucu olarak "belirli haklardan yoksun bırakılma" hükmünün uygulanması sırasında, TCK'nın 53/l-c maddesi uyarınca, "velayet hakkından; vesayet veya kayyımlığa ait bir hizmette bulunmaktan" yoksunluğun, sanığın sadece kendi altsoyu bakımından koşullu salıverme tarihine kadar, altsoyu olmayanlar yönünden ise cezanın infazına kadar hükmedilmesi gerekirken; yazılı şekilde, altsoy ayrımı yapılmadan tüm sanıklar hakkında belirtilen hakları kullanmaktan koşullu salıverme tarihine kadar yoksun bırakılma kararı verilmesi,
Kanuna aykırı, sanıklar Kenan, Yaşar ve İbrahim müdafiileri ve şikayetçi vekilinin temyiz itirazları bu nedenle yerinde görülmüş olduğundan, esası incelenmeyen hükümlerin mahkümiyetler yönünden kazanılmış hak saklı kalmak kaydıyla 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi de gözetilerek CMUK'nın 321 ve 326. maddeleri uyarınca BOZULMASINA, 13/12/2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.