TALEBİNDE BULUNAN: Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı
İstinaf başvurusunun düzeltilerek esastan reddi
Sanık hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan mahkumiyet hükmüne yönelik Bölge Adliye Mahkemesi tarafından yapılan istinaf incelemesi üzerine verilen karar temyiz edilmekle yapılan ön inceleme neticesinde;
Sanığa yüklenen 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 314 üncü maddesinin ikinci fıkrasında düzenlenen silahlı terör örgütüne üye olma suçlarının niteliği itibariyle doğrudan doğruya zarar görmeyen ve bu nedenle anılan suçlarla ilgili davaya katılma hakkı bulunmayan Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığının hükmü temyiz yetkisi bulunmadığından vekilin temyiz talebinin, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 298 inci maddesi gereğince REDDİNE,
İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz eden sanık müdafiinin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291
inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1. Ankara 15. Ağır Ceza Mahkemesinin 20.12.2017 tarihli ve 2017/89 Esas, 2017/141 sayılı kararı ile, sanık hakkında silahlı terör örgütüne üye olma suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 314 üncü maddesinin ikinci fıkrası, 3713 sayılı Kanun'un 5 inci maddesinin birinci fıkrası, 5237 sayılı Kanun'un 62 nci maddesinin birinci fıkrası, 53 üncü maddesi, 58 inci maddesinin dokuzuncu fıkrası delaletiyle 58 inci maddesinin altıncı fıkrası ve 63 üncü maddesi uyarınca mahkumiyet kararı verilmiştir.
2. İlk Derece Mahkemesi kararının sanık müdafii tarafından istinafı üzerine, Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 19. Ceza Dairesinin, 26.06.2019 tarihli ve 2018/451 Esas, 2019/434 sayılı kararı ile, sanık hakkında verilen hükme yönelik istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
3. Bölge Adliye Mahkemesi kararının sanık müdafii tarafından temyizi üzerine, dava dosyası Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca tanzim olunan 25.12.2021 tarihli ve onama görüşünü içerir Tebliğname ile Daireye tevdi olunmuştur.
Sanık müdafiinin temyiz sebepleri özetle:
1. Mahkemeye sundukları dilekçe ile reddi hakim talebinde bulunulmasına rağmen bu konuda bir karar verilmediğine,
2. Mahkeme kararlarının kanunda öngörülen yeterli gerekçeyi içermediğine,
3. Atılı suçun unsurlarının oluşmadığına,
4. Suçun sanık tarafından işlendiğinin sabit olmadığına,
5. Sanığın ByLock kullanmadığına, dosyadaki ByLock tespit ve değerlendirme tutanağının içeriklerinin mahkemece denetlenmesinin gerektiğine,
6. Dijital verilerin hukuka aykırı olarak elde edildiğine, hatalı düzenlendiklerine,
7. Sair temyiz itirazlarına ilişkindir.
Temyizin kapsamına göre;
A. İlk Derece Mahkemesinin Kabulü
İlk Derece Mahkemesince sanığın eyleminin silahlı terör örgütüne üye olma suçunu oluşturduğunun kabulü ile sanık hakkında mahkûmiyet kararı verilmiştir.
B. Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü
İlk Derece Mahkemesince kabul edilen olay ve olgularda, Bölge Adliye Mahkemesi tarafından bir isabetsizlik görülmediğinden istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
Yargılama yapan hakimler kurulu ile ilgili kişisel ve somut olgulara dayalı ret sebepleri içermeyen ve fakat genel olarak Hakimler ve Savcılar Kurulu ve yargıya ilişkin bir takım düzenlemelerden bahsetmek ve eleştirmek suretiyle tamamen soyut gerekçelerle kurulu çekilmeye davet, duruşmalarda dile getirilmeyen celse arasında UYAP'a yüklenen talep yönünden safahatta bir karar verilmemesi, 5271 sayılı Kanun'un 287 nci maddesi kapsamında hükme müessir bulunmadığından bozma sebebi yapılmamıştır.
Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 26.09.2017 tarihli ve 2017/16-956 Esas, 2017/970 sayılı kararı ile onanarak kesinleşen, Yargıtay (Kapatılan) 16. Ceza Dairesinin İlk Derece Mahkemesi sıfatıyla verdiği 24.04.2017 tarihli ve 2015/3 Esas, 2017/3 sayılı kararında; ByLock iletişim sisteminin FETÖ/PDY silahlı terör örgütü mensuplarının kullanmaları amacıyla oluşturulan ve münhasıran bir suç örgütünün bir kısım mensupları tarafından kullanılan bir ağ olması nedeniyle örgüt talimatı ile bu ağa dahil olunduğunun ve gizliliği sağlamak için haberleşme amacıyla kullanıldığının her türlü şüpheden uzak kesin kanaate ulaştıracak teknik verilerle tespiti halinde kişinin örgütle bağlantısını gösteren delil olacağının kabul edildiği gözetilerek;
ByLock kullanıcısı olduğunu kabul etmeyen sanığın ByLock uygulamasını kullandığına dair delilin suçun sübutu açısından belirleyici nitelikte olması karşısında, dosyadaki ... ID Nolu ByLock tespit ve değerlendirme tutanağında ile istinaftan sonra gelen ... ID nolu ByLock tespit ve değerlendirme tutanağında ekli kişiler hakkında soruşturma ya da kovuşturma bulunup bulunmadığı araştırılarak varsa bu kişilere ait soruşturma/dava dosyalarının onaylı örneklerinin getirilerek incelenmesi, UYAP örgütlü suçlar veri bankasından araştırma yapılıp sanık hakkında tanık beyanı olduğunun saptanması halinde bilgi ve belgelerin onaylı örneklerinin denetime elverişli şekilde dosyaya derci ile 5271 sayılı Kanun’un 217 nci maddesi uyarınca duruşmada okunması, mümkün olması halinde ilgili tüm şahısların tanık sıfatıyla doğrudan aleni duruşmada sanığın huzurunda veya 5271 sayılı CMK’nın 180/1-2-5 maddesi gereğince SEGBİS kullanılmak ya da anılan Kanun'un 181/1 maddesinde öngörülen usule riayet edilmek suretiyle istinabe yoluyla dinlenmesi suretiyle elde edilen tüm bilgi ve belgelerin tartışılmasından sonra sanığın hukuki durumunun tayin ve takdiri gerekirken eksik araştırma ve yetersiz belgelere dayanarak yazılı şekilde hüküm kurulması,
Bozmayı gerektirmiştir.
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle, sanık müdafiinin temyiz istemleri yerinde görüldüğünden Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 19. Ceza Dairesinin, 26.06.2019 tarihli ve 2018/451 Esas, 2019/434 sayılı kararının 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin ikinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,
Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin ikinci fıkrası (a) bendi uyarınca Ankara 15. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 19. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
19.09.2024 tarihinde karar verildi.