Taraflar arasında görülen davada İstanbul 7. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 16/12/2010 gün ve 2010/226-2010/592 sayılı kararı bozan Daire’nin 04/06/2012 gün ve 2011/3284-2012/9651 sayılı kararı aleyhinde davacı vekili tarafından karar düzeltilmesi isteğinde bulunulmuş ve karar düzeltme dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya için düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra gereği görüşülüp düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkili bankanın dava dışı Modes Mob..Ltd. Şti.’ne genel kredi sözleşmesine müsteniden kredi kullandırdığını, davalıların sözleşmeyi müşterek borçlu ve müteselsil kefil sıfatıyla imzaladıklarını, borcun ödenmemesi üzerine davalılar hakkında başlatılan icra takibine itiraz edildiğini ileri sürerek, itirazın iptalini ve %40’tan az olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalılar vekili, dava dışı şirket hakkında iflasın ertelenmesine karar verildiğini, müvekkillerin ana paraya değil yalnızca faize itiraz ettiklerini, yapılan protokolle davacı bankanın alacak miktarının 749.030,60 TL aylık faiz oranın %1.40 olarak kabul ettiklerini, davacının davayı açmakta hukuki yararlarının bulunmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, davacı tarafından davalılar hakkında 26.03.2009 tarihinde 774.693,22 ana para ile faiz ve masraflarıyla toplam 784.614,36 TL'nın tahsili için başlatılan takipte, davalıların asıl borçlu şirketin iflas erteleme davası olduğu ve hakkındaki takipler durduğundan kefiller hakkında da takip başlatılamayacağı belirtilerek takibe, faiz oranı ve işlemiş faiz talebine itiraz ettikleri, taraflar arasında 25/06/2009 tarihinde borç tasfiye protokolü düzenlenerek ödeme planı düzenlendiği, bu şekilde taraflarca uyuşmazlığın çözüldüğü ve ödeme planı düzenlenmekle davanın konusunun kalmadığı, davalıların itiraz sebebi ve davacının protokolün düzenlendiği bilmesine rağmen dava açtığı gözetilerek davacının icra inkar tazminatı isteminde haklı olmadığı gerekçesiyle dava konusuz kalmakla karar verilmesine yer olmadığına dair verilen karar davalılar vekili ve katılma yoluyla davacı vekili tarafından temyizi üzerine Dairemizin 04/06/2012 tarihli kararı ile bozulmuştur.
Davacı vekili, karar düzeltme isteminde bulunmuştur.
Yargıtay ilamında benimsenen gerektirici sebeplere göre, davacı vekilinin HUMK’nun 440. maddesinde sayılan hallerden hiçbirini ihtiva etmeyen karar düzeltme isteğinin reddi gerekir.
Yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı, davacı vekilinin karar düzeltme isteğinin HUMK’nun 442. maddesi gereğince REDDİNE, davacı harç ve cezadan muaf olduğundan harç ve ceza alınmasına mahal olmadığına, 13/12/2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.