Davanın usulden reddine
Taraflar arasındaki tespite itiraz davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesi tarafından verilen karar, yapılan temyiz incelemesi sonunda Yargıtay (Kapatılan) 20. Hukuk Dairesince bozulmuştur.
İlk Derece Mahkemesince, bozma ilamına uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın usulden reddine karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkeme kararı, davacı tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
Kadastro çalışmaları sırasında Yozgat ili ... ilçesi ... köyü 101 ada 175 parsel sayılı 4.354.315,23 metrekare yüzölçümlü taşınmaz, belgesizden orman vasfıyla Hazine adına tespit edilmiştir.
Davacı ... dava dilekçesinde, kadastro çalışmaları sonucunda orman vasfıyla Hazine adına tespit edilen dava konusu 101 ada 175 parsel sayılı taşınmazın keşif sırasında gösterilecek 3.000 metrekarelik bölümünün orman olmayıp tarım arazisi vasfı taşıdığını, taşınmazın mirasbırakanı babasından intikal ettiğini, komşu 101 ada 214 nolu parselin de amcası adına tespit gördüğünü, çekişmeli taşınmazın toprak yapısı itibariyle de orman özelliği göstermediğini ileri sürerek, ırsen intikal, eklemeli zilyetlik ve kazandırıcı zamanaşımına dayalı olarak 101 ada 175 parsel sayılı taşınmazın sınırları keşif esnasında gösterilecek olan bölümünün tapu kaydının iptali ile Seyit Mehmet Karadavut mirasçıları adına tapuya tesciline karar verilmesini istemiştir.
İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda;"dava konusu taşınmazın kadastro müdürlüğü tarafından 3402 sayılı Kanuna göre genel kadastro çalışmalarının tamamlanmış olduğu ve 12.06.2001 ile 11.07.2001 tarihleri arasında askı ilânına çıkarıldığı, davacının davasını 27/11/2015 tarihinde açtığı, aradan 14 yıl 4 ay 16 gün geçtiği, davanın hak düşürücü süreden sonra açılmış olduğu " gerekçesiyle verilen davanın usulden reddine dair önceki karar, davacının temyizi üzerine Yargıtay (Kapatılan) 20. Hukuk Dairesinin 2019/5483-6877 sayılı ilamıyla; "dava konusu 101 ada 175 sayılı parsele yönelik olarak dava dışı 3. kişiler tarafından 26/06/2001 tarihli dava dilekçeleri ile ... Kadastro Mahkemesinin 2001/48 E. - 2002/12 K. sayılı dosyasında kadastro tespitinin iptali ile adlarına tescilini talep ettikleri, mahkemece 101 ada 175 sayılı parsele yönelik olarak tespit gibi orman vasfında tesciline karar verildiği, verilen kararın Yargıtay 20. Hukuk Dairesinin 07/04/2003 gün ve 2003/1877 E. - 2620 K. sayılı ilamı ile incelenmesi neticesinde bu parsel yönünden herhangi bir bozmasının söz konusu olmayarak, mahkemece verilen kararın 14/10/2003 tarihinde kesinleştiği, böylece 101 ada 175 sayılı parsele yönelik olarak kadastro tutanağı kesinleştiği anlaşıldığından uyuşmazlığın asliye hukuk mahkemesinde görülüp sonuçlandırılmasının gerekeceği, mahkemece öncelikle kamu düzenine ilişkin olan görev konusu re'sen gözönüne alınarak davanın görev yönünden reddine karar verilmesi gereğine " değinilerek bozulmuştur.
İlk Derece Mahkemesince, bozma ilamına uyularak yapılan yargılama neticesinde; "davaya bakmaya görevli mahkemenin ... Asliye Hukuk Mahkemesi olduğu" gerekçesiyle davanın dava şartı noksanlığı nedeniyle usulden reddine karar verilmiş; hüküm, davacı tarafından temyiz edilmiştir.
Somut uyuşmazlık incelenmeden önce usuli müktesep hak üzerinden kısaca durulması gerekmektedir. Usuli müktesep hak, bir davada taraflar, mahkeme ve Yargıtay tarafından yapılmış ve istisnalar kapsamında olmayan bir işlemle taraflardan biri lehine doğmuş uyulması zorunlu olan hakkı ifade eder. Mahkemenin Yargıtay’ın bozma kararını uymasıyla bozma kararı lehine olan taraf yararına bir usuli kazanılmış bir hak doğabileceği gibi bazı konuların bozma kararı kapsamı dışında kalması yolu ile de usuli müktesep hak gerçekleşebilir.
6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) Geçici 3 üncü maddesi yollamasıyla somut uyuşmazlıkta temyiz kanun yoluna dair 1086 Sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu (1086 sayılı Kanun) hükümlerinin uygulanması gerektiğinden söz konusu Kanun incelendiğinde usuli müktesep hakka ilişkin açık bir hükmün bulunmadığı, usuli müktesap hak ilkesi, davaların uzamasını önlemek hukuki alanda istikrar sağlamak ve yargı kararlarına karşı genel güvenin sarsılmasını önlemek amacıyla Yargıtay uygulamaları ve öğretide kabul görmüş usul hukukunun vazgeçilmez ilkelerinden biri haline gelmiştir. Bu ilke, özlü bir biçimde 09.05.1960 tarih ve 21/9 sayılı İçtihadı Birleştirme Umumi Heyeti Kararı ile açıklanmış olup iş bu kararda da belirtildiği gibi, bozmaya uyulmakla bir taraf yararına "usulî müktesep hak" doğar. Artık bozmanın kapsamına girmeyen hususlarda yeni bir karar verilemez. Ancak usulî müktesep hak müessesesinin, özellikle kamu düzeni düşüncesi ile kabul edilmiş bazı istisnaları mevcuttur. Usul hukukunda Yargıtay içtihatları ile kabul edilmiş olan usuli müktesep hak ilkesine, yine Yargıtay içtihatları ile kabul edilmiş istisnalar bulunduğu, bu istisnalardan birisi de maddi hata sonucu verilmiş Yargıtay kararıdır. Yargıtay İçtihadları Birleştirme Büyük Genel Kurulunun 04.02.1959 tarihli ve 1957/13 Esas, 1959/5 Karar, 09.05.1960 tarih ve 1960/21 Esas, 1960/9 Karar sayılı kararlarında açıklandığı üzere Yargıtayca maddi hata sonucu verilen bir karara mahkemece uyulmasına karar verilmesi halinde dahi usuli müktesep hak oluşmaz ve Yargıtayın hatalı kararından dönmesi mümkündür.
Yukarıdaki açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde; mahkemece dava konusu taşınmaz hakkındaki kadastro tutanağının kesinleştiği gerekçesiyle davanın usulden reddine karar verilmiş ise de; yapılan değerlendirme ve varılan sonuç dosya kapsamına uygun düşmemektedir. Şöyle ki; hükmüne uyulan bozma ilamında bahsedilen Yargıtay (Kapatılan) 20. Hukuk Dairesinin 2003/1877-2620 sayılı bozma ilamına mahkemece uyulmasının ardından, dava dışı ... Köyü Tüzelkişiliği tarafından dava konusu 101 ada 175 parsel hakkında açılan dava ile ... Kadastro Mahkemesinin 2003/121 Esas sayılı ( 2001/48 Esas, 2002/12 Karar) dava dosyasının birleştirilmesine karar verildiği anlaşılmaktadır. Bir başka anlatımla, dava konusu 101 ada 175 parsel sayılı taşınmaz hakkında, hükmüne uyulan bozma ilamında bahsedilen ... Kadastro Mahkemesinin 2001/48 Esas, 2002/12 Karar sayılı dava dosyası haricinde, dava dışı ... Köyü Tüzelkişiliği tarafından açılan başka bir dava daha bulunmaktadır.
Yargıtay (Kapatılan) 20. Hukuk Dairesinin uyulan bozma ilamında ise, maddi hataya dayalı olarak, ... Kadastro Mahkemesinin 2001/48 Esas, 2002/12 Karar sayılı dosyasında, mahkemece 101 ada 175 sayılı parsel hakkında tespit gibi orman vasfı ile tesciline karar verildiği, Yargıtay 20. Hukuk Dairesinin 07/04/2003 tarih ve 2003/1877- 2620 sayılı ilamı ile incelenmesi neticesinde bu parsel yönünden herhangi bir bozmasının söz konusu olmayarak, mahkemece verilen kararın 14.10.2003 tarihinde kesinleştiği, böylece 101 ada 175 sayılı parsele yönelik olarak kadastro tutanağının kesinleştiği, bu nedenle kamu düzenine ilişkin olan görev konusu re'sen gözönüne alınarak davanın görev yönünden reddine karar verilmesi gerektiği yazılmıştır. Ne var ki, dava dışı ... Köyü Tüzelkişiliği tarafından dava konusu 101 ada 175 parsel hakkında açılan ve sonradan hükmüne uyulan bozma ilamında bahsi geçen dava dosyası ile birleştirilmesine karar verilen davanın, eldeki davanın açıldığı tarihte henüz kesinleşmediği anlaşılmaktadır. Az yukarıda açıklandığı üzere maddi hata durumunda tarafların lehine veya aleyhine usuli kazanılmış hak doğmaz.
Hal böyle olunca, dava dışı ... köyü Tüzelkişiliği tarafından dava konusu 101 ada 175 parsel hakkında açılan davada verilen karar, eldeki davanın açıldığı tarihte henüz kesinleşmediği anlaşıldığından, mahkemece işin esasına girilerek iddia ve savunma doğrultusunda araştırma yapılıp sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmamıştır.
Açıklanan sebeplerle;
Davalının temyiz itirazlarının kabulü ile temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararının, 6100 sayılı Kanun'un Geçici 3 üncü maddesi yollaması ile 1086 sayılı Kanun'un 428 inci maddesi uyarınca BOZULMASINA,
Peşin harcın istek halinde temyiz edene iadesine,
1086 sayılı Kanun'un 440/I maddesi gereğince Yargıtay ilamının tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yoluna başvurulabileceğine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,
19.09.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.