B O Z MA Ü Z E R İ N E
HÜKÜMLER: Mahkûmiyet
Bozma üzerine yapılan ön inceleme neticesinde; sanık hakkında kurulan hükümlerin temyiz edilebilir olduğu, temyiz edenin hükümleri temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, temyiz isteminin süresinde olduğu, temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
Sanığın üzerine atılı hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma suçunun 7188 sayılı Kanun’un 26. maddesi ile değişik 5271 sayılı Kanun'un 253. ve 254. maddeleri gereğince uzlaşma kapsamında olması nedeniyle, dosyanın uzlaştırma bürosuna tevdi edildiği ancak uzlaşmanın sağlanamadığı belirlenerek yapılan incelemede;
Bozmaya uyularak yapılan yargılamaya, toplanıp gerekçeli kararda gösterilerek tartışılan delillere, Mahkemenin oluşa uygun şekilde oluşan inanç ve takdirine, incelenen dosya içeriğine göre, sanık müdafiinin diğer temyiz nedenleri yerinde görülmemiştir, ancak;
1.Yargıtay (Kapatılan) 15. Ceza Dairesi'nin 08.09.2020 tarihli ve 2020/5191 Esas, 2020/7894 Karar sayılı bozma ilamında da belirtildiği üzere, kuyumcu olan sanığın kendisinden parası verilerek satın alınan emaneten muhafaza etmesi için müşterileri olan katılanlar tarafından teslim edilen altınları mal edindiği iddia olunan olayda, taraflar arasında hizmet ilişkisi bulunmadığından, eylemlerinin 5237 sayılı Kanun'un 155/1. Maddesinde düzenlenen, şikayete ve basit yargılama usulüne tabi olan güveni kötüye kullanma suçunu oluşturduğu gözetilmeksizin suç vasfında hataya düşülerek hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma suçundan hükümler kurulması,
2.Kabule göre de; Yargıtay bozma ilâmına konu hükümleri sadece sanığın temyiz ettiği, bu nedenle bozma ilâmında, 1412 sayılı Kanun'un 326 ncı maddesinin son fıkrası uyarınca sanığın sonuç ceza miktarı bakımından kazanılmış hakkının korunduğu, ancak bozma ilâmına uyulmasına karar veren Mahkemece sanık hakkında yeniden kurulan hükümlerde belirlenen adli para cezalarının, bozma öncesi hükümlerde bulunduğu hâlde, 5237 sayılı Kanun'un 52/4. maddesi yarınca taksitlendirilmesi hususunda herhangi bir hüküm kurmayarak sanığın kazanılmış hakkının ihlâl edilmiş olması,
Yasaya aykırı, sanık müdafiinin temyiz nedenleri bu itibarla yerinde görüldüğünden, hükmün 5320 sayılı Kanun'un 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK'un 321. maddesi uyarınca, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,aynı Kanun'un 326/son maddesi uyarınca sonuç ceza miktarı yönünden sanığın kazanılmış haklarının saklı tutulmasına,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
19.09.2024 tarihinde karar verildi.