Yukarıda tarih ve numarası yazılı mahkeme kararının müddeti içinde temyizen tetkiki davalı ve davacı taraflarından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden daireye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü:

Alacaklı banka tarafından borçlu aleyhinde, sabit faizli konut finansmanı sözleşmesi teminatı olarak düzenlenen 282.886,93 TL'lik kati borç ipoteğine ve hesap katı ihtarına dayalı olarak, ipoteğin paraya çevrilmesi yolu ile ilamlı takip başlatılmıştır. Borçlu, icra emri tebliği üzerine süresi içerisinde, icra dairesinin yetkisine, temerrüd oluşmadığı halde hesabın kat edilmesine, katı tebliğinin usulsüzlüğüne...vs'ye ilişkin itirazlarla, takibin ve ödeme emrinin iptaline karar verilmesi talebinde bulunmuştur. Mahkemece yetki itirazının reddiyle, hesap katı ihtarının tebliğ edildiği ve muacelliyet şartının oluştuğu gerekçesiyle, şikayetin kısmen kabul ile icra emri ve takip talebinde istenen işlemiş faiz miktarının düzeltilmesine karar verilmiştir. Borçlu vekilince karar temyiz edilmiştir.
4077 ... Tüketicinin Korunması Hakkında Kanuna 4822 ... Yasanın 15. maddesi ile eklenen 10. maddesinde; "Tüketici kredisi tüketicilerin bir mal veya hizmet edinmek amacıyla kredi verenden nakit olarak aldıkları kredidir." şeklinde tanımlandıktan sonra maddede bu tür sözleşmelerin yapılma koşulları ile borcun muaccel kılınabilmesi ve temerrüt koşulları gibi farklı ve özel şartlara yer verilmiştir. Yasaya eklenen 10/A maddesinde; kredi kartı ve nakit çekim sureti ile kullanılan kredilerde 10. madde hükümlerinin uygulanacağı belirtildikten sonra, aynı Yasaya 21.02.2007 tarihli 5582 ... Yasa'nın 24. maddesi ile eklenen 10/B maddesinde ise; "Konut Finansmanı sözleşmeleri" de bu yasa kapsamında değerlendirilerek, konut finansmanı sözleşmelerinin düzenlenme koşulları, borçlunun temerrüdü durumunda finansman sağlayan bankanın yükümlülükleri, borcun muaccel kılınabilmesinin ve muacceliyet uyarısının koşulları gibi hususlar özel olarak ve ayrıca düzenlenmiştir. Açıklandığı üzere Tüketicinin Korunması
Hakkında Kanun, kredi kartı ve "Konut Finansmanı Kredisi" gibi tüketici kredisi kullanan borçluları,diğer kredi borçlularından ayrı tutmak, tüketicinin koşullarını iyileştirmek ve kolaylaştırmak amacıyla getirilmiş özel bir yasa olup, bu kanun kapsamında verilen krediler nedeniyle borçluların temerrüde düşüp düşmedikleri, borcun muaccel olup olmadığı, muaccel olan borç miktarının ve faizinin, yapılan özel sözleşmelerin Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun koşullarında değerlendirilmesi gerekir.
Tüketici Yasasına göre daha genel bir yasa olan İİK.nun 149. maddesi, bu özel yasanın kapsamında kalmayan krediler için uygulanabilir olup, yasa koyucunun anılan kredilere açıkça Tüketici Yasasında yer vermiş olması da, maksadının bu yönde olduğunu ortaya koymaktadır. Aksinin kabulü halinde tüketici kredilerinde de İİK.nun 149. maddesi koşullarında ilamlı takip yapılacak özel yasada düzenlenen muacceliyet ve temerrüt koşulları tartışılmadan alacağın tahsili, gayrimenkulün satışı gerçekleşecek, tüketici lehine getirilen yasa maddelerine rağmen diğer kredi borçluları ile aynı koşullarda icra takibine muhatap kılınarak mağdur edilecektir. Bu durumda alacağın tüketici kredisinden kaynaklanması halinde, borçlunun temerrüde düşüp düşmediği, alacağın muaccel olup olmadığı, ne miktarının tahsil edilebilir olduğu, faiz miktar ve oranlarının tespiti, Tüketici Yasası koşullarında yargılama yapılmasını gerektirmektedir.
O halde İİK.nun 149. maddesinin tüketici kredilerinde uygulanma olanağı yoktur.
Somut olayda, "Konut Finansmanı Sözleşmesi" kapsamında alınan kesin borç ipoteğine dayalı olarak ipoteğin paraya çevrilmesi yolu ile takibe geçilip borçluya İİK.nun 149. maddesi kapsamında icra emri gönderilmiştir.
Yukarıda açıklandığı üzere alacağın varlığı ve miktarı 4077 ... Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun kapsamında yargılama yapılmasını zorunlu kıldığından mahkemece taleple bağlı kalınarak İcra emrinin iptaline karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde sonuca gidilmesi isabetsizdir.
Borçlu vekilinin temyiz isteminin kabulü ile mahkeme kararının yukarıda yazılı nedenlerle 6100 ... HMK.nun Geçici 3. maddesinin yollamasıyla 1086 ... HUMK.nun 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, alacaklı vekilinin temyiz isteminin bozma içeriği itibarıyla incelenmesine yer olmadığına, taraflarca HUMK.nun 388/4. (HMK m.297/ç) ve İİK.nun 366/3. maddeleri gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 10 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, 13.12.2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.