Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiş olup, hükmün davalılardan ..., ... ve ... vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.
Davacı vekili, ortaklığın giderilmesi davasına konu 1393 parsel sayılı taşınmaz üzerinde, vekil edeni tarafından dikilmiş olan zeytin ağaçlarının bulunduğunu açıklayarak, taşınmazda bulunan zeytin ağaçlarının vekil edenine ait olduğunun tespitine karar verilmesini istemiştir.
Davalılardan ... vekili, taşınmaz üzerinde bulunan zeytin ağaçlarının bir kısmının 1993 yılından önce vekil edeninin dedesi tarafından dikildiğini, davacının 1993 yılında diktiğini iddia ettiği zeytinleri ise tarafların babaları ...’ın diktiğini, tüm masrafların ... tarafından karşılandığını, 1993 yılında davacının 800-1000 tane zeytin ağacı alabilecek gücü bulunmadığını beyanla davanın reddini savunmuş, davalılardan ..., taşınmazdaki zeytinlerin babaları Fehmi tarafından dikildiğini, zeytin ağaçlarının dikiminden önce davacının market işletirken iflas ettiğini ve 800 adet zeytin ağacı alacak bütçesi bulunmadığını, zeytin ağaçlarının ekim dikim masraflarının babaları tarafından karşılanığını, ayrıca taşınmazda dede tarafından dikilen zeytin ağaçları bulunduğunu beyanla davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece; davacının davasının kabulü ile, 1393 parsel sayılı taşınmaz üzerindeki 800 adet zeytin ağacının davacıya aidiyetinin tespitine karar verilmesi üzerine; hüküm, davalılardan ..., ... ve ... vekili tarafından süresinde temyiz edilmiştir.
Dava muhdesat tespiti isteğine ilişkindir.
Muhdesatın tespitine ilişkin davalarda kabul kararı verilebilmesi için, muhdesatın davacı tarafından, kendi geliri ile, kendi nam ve hesabına yaptırıldığı hususlarının duraksamaya yer vermeyecek şekilde ispatı gerekir.
Yargılama sırasında beyanlarına başvurulan davacı tanıkları, zeytin fidanlarını davacının diktiğini ancak masrafın kim tarafından karşılandığını bilmediklerini beyan etmişler, davalı tanıkları ise genel itibariyle, zeytin fidanlarının muris Fehmi tarafından alındığını, her ne kadar fidanları davacı dikse de masrafların Fehmi tarafından karşıladığını, davacının o tarihlerde ekonomik durumunun iyi olmadığını beyan etmişlerdir. Bu durumda, muhdesatın davacı tarafından, kendi geliri ile, kendi nam ve hesabına yaptırıldığı hususu duraksamasız ispat edilemediğinden davanın reddine karar verilmesi gerekirken kabul kararı verilmesi doğru olmamıştır.
Davalılardan ..., ... ve ... vekilinin temyiz itirazları yukarıda açıklanan nedenlerle yerinde olduğundan kabulüyle, usul ve yasaya uygun bulunmayan hükmün 6100 sayılı HMK'nin Geçici 3. maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK'un 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, bozma nedenine göre davalılardan ..., ... ve ... vekilinin sair temyiz itirazlarının incelenmesine yer olmadığına, taraflarca HUMK'un 440/I maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 23.06.2020 tarihinde oy birliği ile karar verildi.