HÜKÜMLER: Mahkumiyet

Dairemizin bozma kararı üzerine yapılan yargılama sonucunda sanıklar hakkında 2863 sayılı Kanuna aykırılık suçundan kurulan hükümlerin sanık ..., sanık ..., katılan vekili tarafından temyizi üzerine yapılan ön inceleme neticesinde 1412 sayılı CMUK'un 317. maddesindeki temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmekle işin esasına geçildi, gereği düşünüldü:

I. HUKUKÎ SÜREÇ

1.Karacasu Asliye Ceza Mahkemesinin 25.12.2014 tarih, 2013/50 Esas, 2014/194 Karar sayılı kararı ile sanık ... hakkında 2863 sayılı Kanun'a aykırılık suçundan, 2863 sayılı Kanun'un 74/1,5237 sayılı Kanun'un 62/1,53. maddeleri gereğince 1 yıl 8 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına, sanık ... hakkında; 2863 sayılı Kanun'un 74/1,5237 sayılı Kanun'un 58/6-7,53. maddeleri gereğince 2 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir.

2. Dairemizin 12.11.2010 tarih, 2017/6420 Esas, 2020/5978 Karar sayılı bozma ilamında; "Olay günü, belediye çöplüğünün yanlarında 01 BAS ... plakalı aracın dolaştığı, içerisindeki kişilerin şüpheli olduğu yönündeki ihbar üzerine kolluk ekiplerince olay yerine intikal edildiği, keşif neticesinde alınan bilirkişi raporuna göre; İzmir II numaralı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Bölge Kurulunun 02/11/1994 tarih 4318 nolu kararı ile korunması gerekli kültür varlığı olarak tescil edilen ... olduğu anlaşılan tümülüs üzerinde bulunan höyüğün girişinde, höyüğün içerisine bakar halde sanık ...’in bulunduğu, höyüğün içerisinde ise; sanık ... ve ...’nin olduğu, ...’nin elinde bulunan kürek ile, ...’in de ayağı ile toprağı deşelediğinin tespit edildiği anlaşılan dosya kapsamında; kazı çukurunun derinliğine ilişkin olarak kolluk tarafından herhangi bir tespitte bulunulmadığı, mahkemece suç tarihinden yaklaşık 1 sene sonra icra edilen keşif neticesinde alınan arkeolog bilirkişi raporuna göre; mezar odasının kuzey cephesinde ve batı cephesinde olmak üzere iki ayrı kazı yapılan alan tespit edildiği, aradan geçen zaman ve kolluk tarafından kazı derinliğine ilişkin tespitte bulunulmaması göz önüne alındığında sanıkların gerçekleştirdiği kazı eyleminden sonra başkaca kişiler tarafından da dava konusu yer kazılarak bilirkişi raporunda belirtilen derinliğe ulaşılıp ulaşılmadığının tespit edilemediği anlaşılmakla; sanıklar ... ve ...’in 2863 sayılı Kanun'un 74/1. cümlesindeki 2863 sayılı Kanun kapsamında korunması gerekli yer olan alanda kazı yapma suçuna teşebbüs suçunu işlekleri gözetilmeksizin, hatalı değerlendirme yazılı şekilde hüküm tesisi,

Kabule göre de;

1-Kendisini vekil ile temsil ettiren katılan kurum lehine karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiğinin gözetilmemesi,

2-T.C. Anayasa Mahkemesinin, TCK'nın 53. maddesine ilişkin olan 2014/140 esas, 2015/85 karar sayılı iptal kararının 24.11.2015 gün ve 29542 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanmış olması nedeniyle, iptal kararı doğrultusunda TCK'nın 53. maddesindeki hak yoksunluklarının yeniden değerlendirilmesi gerekliliğinin gözetilmemesi, " gerekçesiyle hükmün bozulmasına karar verilmiştir.

3.Karacasu Asliye Ceza Mahkemesinin 24.03.2022 tarih, 2021/126 Esas, 2022/59 Karar sayılı kararı ile sanık ... hakkında 2863 sayılı Kanuna aykırılık suçundan, 2863 sayılı Kanun'un 74/1,5237 sayılı Kanun'un 35,62/1,53. Maddeleri gereğince 1 yıl 3 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına, sanık ... hakkında; 2863 sayılı Kanun'un 74/1,5237 sayılı Kanun'un 35,58/6-7,53. Maddeleri gereğince 1 yıl 6 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiş olup, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca tanzim edilen 27.12.2022 tarih, 2022/146433 sayılı ve düzeltilerek onama görüşlü tebliğname ile Dairemize tevdi olunmuştur.

Sanık ...'in temyiz isteği; kararın usul ve yasaya aykırı olduğuna, suç işlemediğine ve diğer temyiz sebeplerine ilişkindir.

Sanık ...'ın temyiz isteği; kararın bozulması gerektiğine, kazı yapmadığına ve diğer temyiz sebeplerine ilişkindir.

Katılan vekilinin temyiz isteği; kurum lehine vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiğine ilişkindir.

Mahkemece, olay günü, belediye çöplüğünün yanlarında 01 BAS ... plakalı aracın dolaştığı, içerisindeki kişilerin şüpheli olduğu yönündeki ihbar üzerine kolluk ekiplerince olay yerine intikal edildiği, keşif neticesinde alınan bilirkişi raporuna göre; İzmir II numaralı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Bölge Kurulunun 02/11/1994 tarih 4318 nolu kararı ile korunması gerekli kültür varlığı olarak tescil edilen ... olduğu anlaşılan tümülüs üzerinde bulunan höyüğün girişinde, höyüğün içerisine bakar halde sanık ...’in bulunduğu, höyüğün içerisinde ise; sanık ... ve ...’nin olduğu, ...’nin elinde bulunan kürek ile, ...’in de ayağı ile toprağı deşelediğinin tespit edildiği anlaşılan dosya kapsamında; kazı çukurunun derinliğine ilişkin olarak kolluk tarafından herhangi bir tespitte bulunulmadığı, mahkemece suç tarihinden yaklaşık 1 sene sonra icra edilen keşif neticesinde alınan arkeolog bilirkişi raporuna göre; mezar odasının kuzey cephesinde ve batı cephesinde olmak üzere iki ayrı kazı yapılan alan tespit edildiği, aradan geçen zaman ve kolluk tarafından kazı derinliğine ilişkin tespitte bulunulmaması göz önüne alındığında sanıkların gerçekleştirdiği kazı eyleminden sonra başkaca kişiler tarafından da dava konusu yer kazılarak bilirkişi raporunda belirtilen derinliğe ulaşılıp ulaşılmadığının tespit edilemediği anlaşılmakla; sanıklar ... ve ...’in üstlerine atılı 2863 sayılı Kanunun 74/1. cümlesindeki 2863 sayılı Kanun kapsamında korunması gerekli yer olan alanda kazı yapma suçunun teşebbüs aşamasında kaldığı gerekçesiyle sanıkların mahkumiyetlerine karar verildiği anlaşılmıştır.

Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanıklar tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç vasfı ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından, sanık ... ve sanık ...'ın yerinde görülmeyen temyiz sebeplerinin reddine, ancak, "Kendisini vekil ile temsil ettiren katılan kurum lehine karar tarihi itibariyle yürürlükte bulunan AAÜT gereğince vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiğinin gözetilmemesi" hususları
Kanuna aykırı bulunduğundan hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden aynı Kanun’un 322 nci maddesi gereği hükme son bent olarak "Katılan kurum kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihi itibariyle yürürlükte bulunan AAÜT gereğince 5.100,00 TL vekalet ücretinin sanıklardan eşit olarak alınarak katılan kuruma verilmesine" cümlesinin eklenmesi suretiyle hükmün, oy birliğiyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA,

Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,

19.09.2024 tarihinde karar verildi.