Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiş olup hükmün davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.
Davacı vekili, davacı ve davalının kardeş olduklarını, ortak murisleri ...'in vefatı ile 2 nolu meskenin kendilerine intikal ettiğini, davacı ve davalı dışında mirasçı bir kardeş daha olduğunu, ancak 2 nolu meskenin tek başına sadece davalı tarafından kullanıldığını, davalının davacıya taşınmazın bedeli üzerinden hissesini verip alacağını söyleyerek yıllarca kandırdığını, davacının uzun zamandır davalıyı şifahi olarak uyardığını, en sonunda davalıya ... 7. Noterliğinden 19.11.2013 tarihli ve 16949 yevmiye nolu ihtarname çekildiğini açıklayarak, davaya konu meskendeki davacının 1/3 nispetindeki miras payına yaptığı haksız elatmanın önlenmesini, fazlaya ilişkin hakkı saklı kalmak kaydıyla geriye dönük 5 yıllık 10.750,00 TL ecrimisilin yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsilini talep etmiştir.
Davalı vekili, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, davanın kabulüne, davacının dava konusu 2 nolu bağımsız bölümden yararlanmasını önleyici şekilde davalı tarafından vaki elatmanın önlenmesine, 10.620,00 TL ecrimisil bedelinin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine karar verilmiştir. Hüküm, süresi içerisinde davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1.Dosya muhtevasına, dava evrakı ile yargılama tutanakları münderecatına, mevcut deliller mahkemece takdir edilerek karar verildiğine ve takdirde bir isabetsizlik bulunmadığına göre davalı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan diğer temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
2. Davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarına gelince;
Mahkemece, dava konusu mesken yönünden ecrimisil isteği haklı görülerek davacı lehine yazılı şekilde alacağa hükmedilmiş ise de dosya kapsamı incelendiğinde verilen kabul kararının yerinde olmadığı anlaşılmaktadır.
Bilindiği ve gerek öğretide gerekse yargısal uygulamalarda ifade edildiği üzere, ecrimisil, diğer bir deyişle haksız işgal tazminatı, hak sahibinin, hak sahibi olmayan kötüniyetli zilyetten isteyebileceği en azı kira geliri, en fazlası mahrum kalınan gelir kaybına karşılık gelen bir bedeldir.
Somut olayda; dava konusu meskenin tarafların ortak murisi baba ... adına tapuya kayıtlı olduğu anlaşılmakta olup, meskende baba ve anne sağ iken onlarla birlikte davalının yaşadığı, 2005 yılında her ikisinin de vefat etmelerinden sonra davalının, davacıyla ve tanık sıfatıyla dinlenen diğer mirasçı kardeş ...'yle meskende oturmak için konuştuğu, sonrasında bir kısım iyileştirmeler yaptırıp evlenerek meskende oturmaya devam ettiği, bu hususun taraf ve tanık beyanlarıyla sabit olduğu, bu şekilde yapılan kullanıma da davacının ses çıkarmadığı muvafakat ettiği açıktır. Davacı taraf eldeki temyize konu davayı açmadan evvel 19.11.2013 tarihli noter kanalıyla gönderdiği ihtarname ile davalıdan ecrimisil talep etmiştir. Dosya kapsamındaki tüm bilgi, belge, uzun süreli kullanım şekli ve tarafların abi-kardeş olması hususları da birlikte değerlendirildiğinde davalının, davacı tarafından gönderilen ihtarname tebliğine kadar kullanımının davacının muvafakatine dayalı olduğunun, ihtarname ile muvafakatin geri alındığının kabulü gerekir. İhtarname incelendiğinde, anılan ihtarname ile tebliğinden itibaren ecrimisilin ödenmesi için 30 günlük sürenin verildiği anlaşılmaktadır. İhtarname öncesi dönem için davalı sorumlu tutulamaz. Bununla birlikte dava konusu meskende davalının bir kısım iyileştirmeler yaptırdığı sabit olup, hükme esas alınan rapor incelendiğinde ecrimisil bedeli hesaplanırken bu husus gözetilmeksizin, iyileştimeler ile meydana gelen durumu üzerinden mesken yönünden ecrimisil hesaplanmıştır.
Mahkemece, davalıya noter ihtarnamesinin tebliğ tarihi ile dava tarihi 13.02.2014'e kadar işleyecek, meskenin davalı tarafından yapılan iyileştirmeler olmaksızın hali dikkate alınmak suretiyle Daire uygulamasına uygun şekilde belirlenecek ecrimisil bedeli yönünden davacının miras payı gözetilerek talebin kabulüne, fazlaya dair talebin ise yukarıda izah edilen nedenlerle reddine karar verilmelidir. Yanılgılı değerlendirme ile meskenin davalı tarafından yapılan iyileştirmeli haline göre belirlenen ve ihtarname öncesi dönemi kapsar şekilde ecrimisile hükmedilmesi isabetsizdir.
Açıklanan yönlerden eksiklik ve hatalar giderildikten sonra oluşacak sonuç dairesinde karar vermek üzere hükmün bozulması gerekmiştir.
Yukarıda (2). bentte gösterilen nedenlerle davalı vekilinin yazılı temyiz itirazları yerinde görüldüğünden kabulü ile hükmün 6100 sayılı HMK'nin Geçici 3. maddesi yollaması ile HUMK’un 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, diğer temyiz itirazlarının (1). bentte gösterilen reddine, taraflarca HUMK'un 440/I maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, peşin harcın istek halinde temyiz edene iadesine, 06.10.2020 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.