Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın kısmen kabulüne karar verilmiş olup, hükmün davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.
Asıl dosyada davacı vekili, vekil edeninin 508 ada 23 parsel sayılı taşınmazın ½ hisseli maliki olduğunu, söz konusu taşınmazın 114 m² lik kısmının davalı ... tarafından bina yapmak suretiyle işgal edildiğini belirterek, 01.01.2003 ile 31.07.2008 tarihleri arasında tahakkuk eden toplam 2.760,00 TL işgal tazminatının her dönem sonu için kanuni faiziyle birlikte davalıdan tahsiline, birleşen dosyada ise, davalının aynı taşınmazın 192 m2 lik kısmını da ikamet olarak kullandığını belirterek 01.10.2005-30.04.2009 tarihleri arasında tahakkuk eden toplam 5.867,00 TL işgal tazminatının her dönem sonu için kanuni faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Davalı vekili, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, bozmadan sonra, davanın kısmen kabulü ile asıl dava için 2636,00 TL birleşen dava için 1429,00 TL olmak üzere toplam 4065,50 TL'nin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, dava tarihinden itibaren asıl alacağa yasal faiz işletilmesine karar verilmiş, hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1. Dosya muhtevasına, dava evrakı ile yargılama tutanakları münderecatına ve uyulan bozma ilâmında açıklandığı üzere işlem yapılıp sonucu dairesinde hüküm tesis edildiğine göre davacı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
2. Davacı vekilinin vekalet ücretine ilişkin temyiz itirazlarına gelince,
HMK'nin 297. maddesinde, hükmün hangi hususları kapsayacağı sayılmış olup, anılan maddenin 2. fıkrasında, hükmün sonuç kısmında taleplerden her biri hakkında verilen hükümle, taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gerektiği düzenlenmiştir.
Somut olayda, hükmün 4. fıkrasında, Avukatlık Asgari Ücret Tarifesince asıl dava yönünden takdir olunan 900,00 TL vekalet ücreti ile birleşen dava yönünden 900,00 TL olmak üzere toplam 1.800 TL vekalet ücreti verilmesine karar verilmiştir. Görüldüğü üzere, Mahkemece, HMK'nin 297. maddesine aykırı olarak, vekalet ücretine takdir edilirken, hangi taraftan tahsil edilip hangi tarafa verileceği yazılmamıştır. Bu durumun da, hükmün infazında tereddüte yol açacağı kuşkusuzdur.
Yine, davacı dava dilekçesinde her dönem sonu için faiz talep etmesine rağmen Mahkemece dava tarihinden itibaren asıl alacağa yasal faiz işletilmesine karar verilmiş olması da doğru görülmemiştir.
Ne var ki, bu hususlar yeniden yargılamayı gerektirmediğinden bozma sebebi yapılmamış, hükmün aşağıda belirtilen kısmının HUMK'un 438/7 (HMK'nin 370) maddesi uyarınca düzeltilerek onanması gerekmiştir.
Yukarıda (2) nolu bentte açıklanan nedenlerle, Yerel Mahkeme hükmünün 2. fıkrasındaki "Dava tarihinden itibaren asıl alacağa yasal faiz işletilmesine" ibaresinin hüküm fıkrasından çıkarılmasına, yerine "asıl alacağa hükme esas 25.06.2015 tarihli bilirkişi raporunda belirlenen dönem sonlarından itibaren işleyecek kademeli yasal faiz işletilmesine" ibaresinin eklenmesine, yine Yerel Mahkeme hükmünün 4. fıkrasındaki ''....Avukatlık Asgari Ücret Tarifesince bu dava yönünden takdir olunan 900,00 TL vekalet ücreti ile birleşen dava yönünden 900,00 TL olmak üzere toplam 1.800 TL vekalet ücreti verilmesine, ....'' ifadelerinin hüküm fıkrasından çıkartılmasına, yerine “Avukatlık Asgari Ücret Tarifesince bu dava yönünden takdir olunan 900,00 TL vekalet ücreti ile birleşen dava yönünden 900,00 TL olmak üzere toplam 1.800 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, ” ifadelerinin yazılmasına 6100 sayılı HMK'nin Geçici 3. maddesi yollaması ile 1086 sayılı HUMK'un 438/7. fıkrası gereğince düzeltilmiş bu şekliyle ONANMASINA, davacı vekilinin diğer temyiz itirazlarının (1) nolu bentte yazılı nedenlerle reddine, HUMK'un 440/III-1,2,3 ve 4. bentleri gereğince ilama karşı karar düzeltme yolu kapalı bulunduğuna,
peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 06.10.2020 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.