Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiş olup hükmün davalı tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.

Davacı ... vekili, dava konusu taşınmazın tapuda davalı adına kayıtlı iken satışından davacı adına tescil edildiğini, satış ve tescile rağmen davalının taşınmazda oturmaya devam ettiğini ve tahliye etmediğini açıklayarak, davalının el atmasının önlenmesini ve fazlaya dair hakları saklı kalmak kaydıyla 1.000,00 TL'nin faiziyle birlikte tahsilini talep etmiştir. 22.06.2015 tarihli harcını yatırmak suretiyle sundukları dilekçeyle ecrimisil talebi 7.375,50 TL'ye arttırılmıştır.
Davalı ..., dava konusu taşınmazın satışı için davacıyla şahitler huzurunda yaptıkları yazılı anlaşmaya göre taşınmazın tamamı değil sadece bir kısmının davacıya satıldığını, ifraz sonrası diğer kısmın tapuda davalıya devredilmesi üzerine anlaşmalarına ve ifraz gerçekleşmiş olmasına rağmen davacının tapuda devre yanaşmadığını ileri sürerek, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, davacının davasının kabulü ile fenni bilirkişinin dosyaya sunmuş olduğu 14.04.2014 tarihli rapordaki dava konusu taşınmazdan 129 ada 3 numaralı taşınmazda bulunan eve ve diğer alana davalı tarafından yapılan müdehalenin menine, davacının ecrimisil talebinin kabulü ile inşaat bilirkişi tarafından hesaplanan 7.375,50 TL'nin dava tarihinden işleyecek faizi ile davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir. Hüküm, süresi içerisinde davalı tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, mülkiyet hakkına dayalı elatmanın önlenmesi ve ecrimisil isteklerine ilişkindir.
Davalı tarafın çekişmeli taşınmazda kişisel veya ayni bir hakları bulunmaksızın taşınmaza el attıkları ileri sürülmek suretiyle eldeki dava açılmış, ancak dava dilekçesinde isteklerden sadece ecrimisil yönünden dava değeri 1.000,00 TL gösterildiği halde elatılan taşınmaz bakımından bir değer gösterilmemiştir.
Hemen belirtilmelidir ki, gerek 492 sayılı Harçlar Kanunu'nun 16. maddesi, gerekse 1953 tarihli ve 10/2 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı uyarınca elatmanın önlenmesi ve ecrimisil istekli davalarda dava değerinin her isteğe ilişkin dava değerinin toplamından ibaret olacağı öngörülmüştür. Ayrıca davaya devam edilebilmesi, belirlenen değer üzerinden harcın ikmaline bağlıdır. Harcın ikmal edilmemesinin müeyyidesi ise yine Harçlar Kanunu'nun 30 ve 32.maddesinde duraksamaya yer bırakmaksızın belirlenmiştir. Bu nedenle, mahkemece dava dilekçesinde ecrimisil olarak gösterilen değerle bağlı kalınarak, diğer istek elatmanın önlenmesi bakımından bilirkişi raporunda belirlenen değer üzerinden usulüne göre harç ikmal edilmeden neticeye gidilmiş olması doğru değildir.
Bununla birlikte ecrimisil hesabı uzmanlık gerektiren bir husus olup, taşınmazın niteliğine uygun bilirkişi marifetiyle keşif ve inceleme yapılarak ve taleple bağlı kalınarak haksız işgal tazminatı miktarı belirlenmelidir. Alınan bilirkişi raporu, somut bilgi ve belgeye dayanmalı, tarafların ve hakimin denetimine açık, değerlendirmenin gerekçelerinin bilimsel verilere ve HMK'nin 266 vd. maddelerine uygun olarak açıklanması gereklidir.
Bu nedenle, özellikle tarım arazilerin haksız kullanımı nedeniyle ürün esasına göre talep varsa, bu konudaki resmi veriler getirtilmeli, taşınmazın bulunduğu bölgede ekilen tarım ürünlerinin neler olduğu tarım il veya ilçe müdürlüğünden sorulmalı, ekildiği bildirilen ürünlerin ecrimisil talep edilen yıllara göre birim fiyatları ve dekara verim değerleri, hal müdürlüğünden ilgili dönem için birim fiyatlar getirtilmeli, bölgede münavebeli ekim yapılıp yapılmadığı, taşınmazın nadasa bırakılıp bırakılmadığı tespit edilmelidir. Eğer, özellikle arsa ve binalarda kira esasına göre talep varsa, taraflardan emsal kira sözleşmeleri istenmeli, gerekirse benzer nitelikli yerlerin işgal tarihindeki kira bedelleri araştırılıp, varsa emsal kira sözleşmeleri de getirtilmeli, dava konusu taşınmaz ile emsalin somut karşılaştırması yapılmalı, üstün veya eksik tarafları belirlenmelidir.
İlke olarak, kira geliri üzerinden ecrimisil belirlenmesinde, taşınmazın dava konusu ilk dönemde mevcut haliyle serbest şartlarda getirebileceği kira parası, emsal kira sözleşmeleri ile karşılaştırılarak, taşınmazın büyüklüğü, niteliği ve çevre özellikleri de nazara alınarak yöredeki rayiçe göre belirlenir. Sonraki dönemler için ecrimisil değeri ise ilk dönem için belirlenen miktara ÜFE artış oranının tamamının yansıtılması suretiyle bulunacak miktardan az olmamak üzere takdir edilir.
Somut uyuşmazlık incelendiğinde hükme esas alınan bilirkişi raporunda mevcut hesaplama yönteminin Daire uygulamasına aykırı düştüğü anlaşılmaktadır. Raporda, emsal araştırması yöntemince yapılmadığı gibi dava tarihi olan 2014 yılı ecrimisil bedeli belirlenip geriye dönük talep edilen döneme ilişkin olarak hesap yapıldığı görülmektedir.

İzah edilen harç ile rapora yönelik eksiklik ve hatalar giderilip oluşacak sonuç dairesinde elatmanın önlenmesi ve ecrimisil istekleri hakkında bir karar verilmek üzere hükmün bozulması gerekmiştir.

Yukarıda gösterilen nedenlerle davalının yazılı temyiz itirazları yerinde görüldüğünden kabulü ile hükmün 6100 sayılı HMK'nin Geçici 3. maddesi yollaması ile HUMK’un 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, taraflarca HUMK'un 440/I maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine ve peşin harcın istek halinde temyiz edene iadesine 06.10.2020 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.