Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın kısmen kabulüne ve kısmen reddine karar verilmiş olup hükmün taraf vekilleri tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.
Davacı vekili, dava konusu taşınmazda tarafların paydaş olduğunu, taşınmaz üzerindeki üç katlı bina ile parselin 823 m2’lik kısmının davalı tarafından vekil edenin rızası dışında kullanıldığını, ecrimisil alacağının tahsili için ... 2. İcra Müdürlüğünün 2014/1640 Esas sayılı dosyası ile başlatılan icra takibine davalı tarafın itiraz ettiğini açıklayarak, davalının itirazının iptali ile takibin devamına karar verilmesini istemiştir.
Davalı vekili, vekil edeninin dava konusu taşınmazın kullanımı nedeniyle bir gelir elde etmediğini ve davacının talebinin fahiş olduğunu beyanla davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece; davacının davasının kısmen kabulü ile 31.059,00 TL için davalının itirazın iptaline ve takibin devamına karar verilmesi üzerine; hüküm, taraf vekillerince temyiz edilmiştir.
Dava, paydaşlar arasında ecrimisil isteğine ilişkindir.
Dosya arasında bulunan tapu kaydının incelenmesinden, davaya konu 1 parsel sayılı taşınmazda tarafların paydaş olduğu anlaşılmaktadır. Paylı mülkiyette taşınmazdan yararlanamayan paydaş, engel olan öteki paydaş veya paydaşlardan her zaman payına vaki elatmanın önlenilmesini ve/veya ecrimisil istiyebilir. Elbirliği mülkiyetinde de paydaşlardan biri öteki paydaşların olurlarını almadan veya miras şirketine temsilci atanmadan tek başına, ortak taşınmazdan yararlanmasına engel olan ortaklar aleyhine ecrimisil davası açabilir. Ancak, o paydaşın, payına karşılık çekişmesiz olarak kullandığı bir kısım yer varsa açacağı ecrimisil davasının dinlenme olanağı yoktur. Yerleşmiş Yargıtay içtihatlarına ve aynı doğrultudaki bilimsel görüşlere göre payından az yer kullandığını ileri süren paydaşın sorununu, kesin sonuç getiren taksim veya ortaklığın satış yoluyla giderilmesi davası açmak suretiyle çözümlemesi gerekmektedir.
Somut olaya gelince; davalı ... dava konusu taşınmazda bir kısım alanı kullanmakla beraber, davacının da, davaya konu taşınmazın 2105 m2’lik kısmını kullanmakta olduğu hususu, gerek davacı tarafın kendi beyanlarından, gerek tanık beyanlarından gerekse de yargılama sırasında yapılan keşif neticesinde dosyaya ibraz edilen bilirkişi raporlarından anlaşılmaktadır.
Hal böyle olunca, dava konusu taşınmazda davacının da kullanımında olan bölümler olduğundan, az yukarıda açıklanan ilkeler çerçevesinde, davanın reddine karar verilmesi gerekirken yanılgılı değerlendirme ile davanın kısmen kabulüne ve kısmen reddine karar verilmiş olması doğru olmamış, bozma nedenine göre davacı vekilinin temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine gerek görülmemiştir.
Davalı vekilinin temyiz itirazları yukarıda açıklanan nedenle yerinde olduğundan kabulüyle, usul ve yasaya uygun bulunmayan hükmün 6100 sayılı HMK'nin Geçici 3.maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK'un 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, bozma nedenine göre davacı vekilinin temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, taraflarca HUMK'un 440/I maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine,
peşin harcın istek halinde temyiz edenlere iadesine, 06.10.2020 tarihinde oy birliği ile karar verildi.