Dahili davacı ... davasının kısmen kabulüne, davacı
gerçek kişilerin davasının reddine
vekili

Taraflar arasındaki kadastro tespitine itiraz davasından dolayı yapılan yargılama neticesinde İlk Derece Mahkemesi tarafından verilen karar, yapılan temyiz incelemesi sonunda Yargıtay 7. Hukuk Dairesince bozulmuştur.

İlk Derece Mahkemesince, bozma ilâmına uyularak yapılan yargılama sonucunda; dahili davacı ... İdaresinin davasının kısmen kabulüne, gerçek kişilerin davasının ise reddine karar verilmiştir.

İlk Derece Mahkemesi kararı, dahili davacı ... vekili ile davacı ... mirasçıları vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

Sakarya ili Hendek ilçesi ... Köyü çalışma alanında, 2005 yılında yapılan kadastro sırasında; 156 ada 2 parsel sayılı 235,21 m2 yüzölçümündeki taşınmaz, kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği nedeniyle senetsizden fındıklık vasfıyla; 105 ada 5 parsel parsel sayılı 6.760,35 m2 yüzölçümündeki taşınmaz, kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği nedeniyle senetsizden tarla vasfıyla; 107 ada 20 sayılı 7.629,74 m2 yüzölçümündeki taşınmaz, kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği nedeniyle senetsizden fındıklık vasfıyla; 107 ada 21 parsel sayılı 7.196,93 m2 yüzölçümündeki taşınmaz, kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği nedeniyle senetsizden fındıklık vasfıyla ve 107 ada 28 parsel sayılı 8.407,66 m2 yüzölçümündeki taşınmaz ise, yine kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği nedeniyle senetsizden tarla vasfıyla ölü ... oğlu ... adına tespit edilmiştir.

Davacı ... askı ilan süresi içinde Kadastro Mahkemesine sunduğu dava dilekçesinde; Sakarya ili Hendek ilçesi ... Köyü 156 ada 2,105 ada 5,107 ada 20 ve 107 ada 28 parsel sayılı taşınmazların, tespit maliki olan babası ... tarafından sağlığındayken mirasçıları arasında paylaştırıldığını, bu taşınmazların kendisine düştüğünü ileri sürerek, kadastro tespitlerinin iptali ile taşınmazların adına tesciline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

Tespit maliki ölü ...' in diğer mirasçıları olan davacılar ... ve ... ayrı açtıkları davalarında ise; dedeleri olan tespit maliki ...'in sağlığında taşınmazları bizzat mirasçıları arasında paylaştırdığını ve 107 ada 21 parselin yakın murisleri olan babaları ... 'e isabet ettiğini ileri sürerek, kadastro tespitinin iptali ile taşınmazın adlarına tesciline karar verilmesini talep etmişler; yargılama sırasında davacılar ... ve ... tarafından açılan davalar, bu dava ile birleştirilmiştir.

Dahili davacı ... vekili, askı ilan süresi içinde Kadastro Mahkemesine sunduğu dava dilekçesinde; Sakarya ili Hendek ilçesi ... Köyü 156 ada 2 ve 105 ada 5 parsel sayılı taşınmazların kesinleşen orman kadastrosu sonucu orman sınırları içinde kaldığını ileri sürerek, kadastro tespitlerinin iptali ile taşınmazların orman vasfıyla Hazine adına tesciline karar verilmesini talep ve dava etmiş ve eldeki dava ile birleştirilmeden önce Hendek Kadastro Mahkemesinin 2007/62 Esas sayılı dosyası üzerinden yargılama sonucunda İlk Derece Mahkemesince verilen, 105 ada 5 parselin tespitinin iptaline, orman ve fen bilirkişilerinin müşterek raporlarında (A) harfi ile gösterilen 1.610,70 m2 lik bölümünün orman vasfı ile Hazine adına tapuya tesciline ve (B) harfi ile gösterilen 5.149,65 m2 lik bölümünün ise ... oğlu ... mirasçıları adına veraset ilamında belirtilen hisseleri oranında tapuya tesciline, 156 ada 2 parselin tespitinin iptaline ve tespitteki miktar gibi orman vasfı ile Hazine adına tapuya tesciline ilişkin karar, Yargıtay denetiminden geçerek 19.03.2009 tarihinde kesinleşmiştir.

Davalılar cevaplarında; davanın reddini savunmuşlardır.

İlk Derece Mahkemesince, yapılan yargılama sonucunda verilen, davanın kabulü ile 105 ada 5 ve 107 ada 20 parsel sayılı taşınmazların davacı ... adına, 107 ada 21 parsel sayılı taşınmazın davacı ... ve ... adlarına, 107 ada 28 parsel sayılı taşınmazın davalı ... adına tapuya tesciline, 156 ada 2 parsel sayılı taşınmazın orman parseli olduğu anlaşılmakla bu parsel yönünden açılan davanın konusuz kalması nedeniyle davanın reddine ilişkin ilk hüküm, davalı ...' in temyizi üzerine Yargıtay 7. Hukuk Dairesinin 03.05.2010 tarihli, ve 2009/3556 Esas, 2010/2691 Karar sayılı ilamıyla; "Davanın kapsamı, nitelik ve içeriği dikkate alındığında yerel mahkemece oluşturulan 13.03.2009 tarihli ve 2005/271-2009/31 E.K. sayılı kısa kararda davanın kabulüne, gerekçeli kararda davanın kabulüne denildikten sonra hükmün 3 numaralı bendinde 156 ada 2 parsel sayılı taşınmaz hakkında davanın reddine karar verildiği, kısa kararla gerekçeli kararın bu şekilde çeliştiği, konuya ilişkin 10.04.1992 tarihli ve 7/4 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararına göre kısa kararla gerekçeli kararın çelişkili olmasının başlı başına bozma sebebi sayılacağı, öte yandan yerel mahkeme bozmadan sonra önceki karara bağlı olmaksızın çelişikliği (tenakuzu) gidermek kaydı ile vicdani kanaatine göre hüküm oluşturacağı, bu olgular dikkate alındığında kısa kararla uyumlu olmak üzere (çelişkisiz) gerekçeli kararın oluşturulmasının zorunlu olduğu, öte yandan hüküm yerinde 107 ada 28 parsel sayılı taşınmazın davalı ... adına tapuya tesciline karar verildiği, ...'un ... ile ... ve ... tarafından açılan davaya usulün 53 ve onu izleyen maddeleri hükmü uyarınca yöntemine uygun şekilde katılmadığının dosya içeriği ile belirlendiği, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 74 üncü maddesi hükmüne göre hakimin tarafların isteği ile bağlı olup, istekten fazlasına veya başka şeye hükmedemeyeceği" gerekçesiyle bozulmuştur.

İlk Derece Mahkemesince, bozma ilamı doğrultusunda yargılama sonunda verilen, davanın kısmen kabulüne, 105 ada 5 ve 107 ada 20 parsel sayılı taşınmazların davacı ... adına, 107 ada 21 parsel sayılı taşınmazın birleşen dosya davacıları ... ve ... adlarına, 107 ada 28 parsel sayılı taşınmazın veraset ilamına atıf yapılmak suretiyle ... mirasçıları adlarına tapuya tesciline, 156 ada 2 parsel sayılı taşınmazın orman parseli olduğu anlaşılmakla bu parsel yönünden açılan davanın konusuz kalması nedeniyle davanın reddine dair ikinci hüküm, davalı ... mirasçılarının temyizi üzerine, Yargıtay 7.Hukuk Dairesinin 08.11.2012 tarihli ve 2012/5342 Esas, 2012/7704 Karar sayılı ilamıyla; "Dava konusu taşınmazların tarafların ortak miras bırakanı ...'ten kaldığı yönünde yanlar arasında bir uyuşmazlık bulunmadığı, uyuşmazlığın ortak miras bırakanın ölüm gününden sonra mirasçıları arasında yöntemine uygun şekilde bir paylaşmanın yapılıp, yapılmadığı, yapılmış ise kime düştüğü, miras bırakanın sağlığında davacı tarafa bağışlanıp bağışlanmadığı yönünde toplandığı, kural olarak ortak miras bırakanın ölüm gününden sonra, mirasçıları arasında yöntemine uygun bir paylaşmanın varlığından söz edilebilmesi için ortak miras bırakanın ölüm gününden sonra tüm mirasçılarının, bir araya gelerek terekeyi kendi aralarında pay etmeleri, her bir mirasçının, kendi payına düşeni aldıktan sonra terekedeki diğer miras haklarından vazgeçmesi koşuluna bağlı olduğu, saptanan dava niteliği ile az yukarıda vurgulanan hukuksal olgular da dikkate alındığında yerel mahkemece yapılan araştırma ve soruşturmanın hüküm vermeye yeterli olmadığı, hükme dayanak yapılan keşifte dinlenen yerel bilirkişi ve tanık sözlerinin olaylara dayanmayan soyut nitelikte gerekçesiz sözlerden ibaret olduğu açıklanarak, sağlıklı bir sonuca varılabilmesi için, öncelikle ortak miras bırakanın terekesine dahil dava dışı başka taşınmaz malların bulunup bulunmadığının araştırılması, varsa sözü edilen taşınmazların kadastro tespit tutanakları ve dayanakları belgeleri, davalı iseler dava dosyalarının da getirtilmesi, daha sonra yöreyi iyi bilen, yaşlı, yansız, yerel ve uzman bilirkişi tarafların aynı yöntemle gösterecekleri tanıklar ile tespit tutanağı bilirkişilerinin tümü hazır olduğu halde, taşınmazlar başında yeniden keşif yapılması, yerel bilirkişi ve tanıklardan ortak miras bırakanın ölüm gününden sonra mirasçıları arasında az yukarıda açıklanan hukuksal olgulara göre yöntemine uygun bir paylaşma yapılıp yapılmadığı, yapılmış ise dava konusu taşınmazların hangi mirasçı ya da mirasçıların miras payına isabet ettiği, miras bırakanın dava konusu taşınmazları davacı tarafa bağışlayıp bağışlamadığı bağışlamış ise zilyetliğini devredip devretmediği yolunda yerel bilirkişi ve tanıklardan olaylara dayalı bilgi alınması, diğer mirasçı ya da mirasçıların, miras payına karşılık kendilerine terekeden ne verildiğinin duraksamasız belirlenmesi, bu konularda da yerel bilirkişi ve tanıklardan ayrıntılı bilgi alınması, keşifte dinlenen bilirkişi ve tanıkların anlatımları ile tutanak bilirkişilerinin beyanları çeliştiği takdirde tutanak bilirkişilerinin tümünün taşınmaz başında ayrı ayrı dinlenerek çelişkinin giderilmesi, mirasçılar arasında, aynı nitelikte kadastro mahkemesinde görülmekte olan dava ya da davalar varsa, usulün 45 ve onu izleyen maddeleri hükmü uyarınca davalar arasında, fiili ve hukuki irtibatın varlığı, davalardan biri hakkında verilecek hükmün, aynı nitelikteki diğer davanın sonucunu etkileyeceği gözönüne alınarak dava dosyalarının birleştirileceğinin düşünülmesi, sonuçlanan ve kesin hükme bağlanan, davalar varsa, deliller değerlendirilirken, sözü edilen taşınmazlarla ilgili olarak, yerel mahkemesinden verilen ve kesinleşen hükümlerin de gözönüne alınması, özellikle sözü edilen taşınmaz ya da taşınmazların tespit tutanakları içeriğinde paylaşma olgusuna yer verilip verilmediği yönü üzerinde durulması, uyuşmazlığın niteliğine göre deliller değerlendirilirken paylaşmada her bir mirasçıya eşit yüzölçümde ve eşit verimlilikte taşınmaz ya da ekonomik yönden aynı parasal değerde menkul mal isabet etmesinin paylaşmanın koşulu olmadığının gözönünde tutulması, bir ya da bir bölüm mirasçıya miras payına karşılık menkul mal verilmiş ise niteliği ve adedinin belirlenmesi, uzman bilirkişiden keşfi izlemeye bilirkişi sözlerini denetlemeye imkan verecek şekilde ayrıntılı gerekçeli rapor alınması, paylaşma ve bağışlama olgusuna dayanan tarafın bu olguları ispatla yükümlü olduğunun dikkate alınması, dava konusu 156 ada 2 parsel sayılı taşınmazın tamamının, 105 ada 5 parsel sayılı taşınmazın ise bir bölümünün Hendek Kadastro Mahkemesinin 24.04.2008 tarihli ve 2007/62-2008/141 E.K sayılı ilamı ile orman niteliği ile tapuya tesciline ilişkin kararın kesinleştiği nazara alınarak bu nitelikteki yerlerin zilyetlikle kazanılamayacağının gözönünde tutulması, bundan sonra toplanan ve toplanacak tüm deliller bu çerçevede değerlendirilerek sonucuna uygun bir karar verilmesi" gereklerine değinilerek bozulmuştur.

Bozma ilamı sonrası yapılan yargılama sırasında, dava konusu taşınmazlardan 156 ada 2 parsel ve 105 ada 5 parsel sayılı taşınmazlara ilişkin daha önce Hendek (Kapatılan) Kadastro Mahkemesi'nin 2007/62 Esasında dava açmış olan ... davaya dahil edilmiş ve yine daha önce eldeki dava ile birleştirilen ve davacılar ... ve ...'in 107 ada 21 parsele yönelik açmış oldukları dava, verilen kesin süre içerisinde eksik peşin harç yatırılmadığı gerekçesiyle bu dosyadan tefrik edilerek ayrı bir esasa kaydedilmiştir.

İlk Derece Mahkemesince, bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonucunda; "Davacı ... yönünden uyuşmazlığın 156 ada 2 ve 105 ada 5 parseller yönüden dava konusu taşınmazların orman sayılan yerlerden olup olmadığı, davacı ... yönünden ise bu parseller ile birlikte diğer dava konusu parsellerin taksim edilip edilmediğine ilişkin olduğu, dava konusu yerlerin fındık bahçesi niteliğinde ... adlarına tescilinin yapıldığı, taşınmazın niteliğinin belirlenmesi için yapılan keşif neticesinde her ne kadar mahalli bilirkişiler dava konusu 156 ada 2 ve 105 ada 5 parsellerin fındık bahçesi niteliğinde davalıların yıllardır zilyetliğinde olduğunu bildirmişlerse de, Yargıtay incelemesinden geçerek kesinleşen Hendek Kadastro Mahkemesinin 2007/62 Esas 2008/141 Karar sayılı dosyasında orman bilirkişi kurulunun uygulamış olduğu memleket haritası, hava fotoğrafları ve orman amenajman haritasına göre 156 ada 2 parselin tamamı ile 105 ada 5 parselin orman bilirkişileri ve fen bilirkişilerinin müşterek raporlarında (A) harfi ile gösterilen 1610,70 m2 lik kısmının orman alanlarından olduğu, 105 ada 5 parselde geriye kalan kısmın ise orman sayılmayan yerlerden olduğu, diğer dava konusu ... Köyü 107 ada 20,21,28 parsellerin muris ...'e ait olduğu, muris ... öldükten sonra mirasçılar arasında taksim olduğuna dair herhangi bir delil olmadığı gibi mirasçılar arasında harici veya resmi bir paylaşım olduğuna dair de bir delil olmadığı, yapılan keşif, alınan bilirkişi raporu, mahalli bilirkişiler ve tanık beyanlarına, davalı ...'e ait Hendek Asliye Hukuk Mahkemesine ilişkin tescil kararına göre davacının dava konusu yerlerin taksim edildiğini veya babasından kendisine bağışlayarak kaldığını ispatlayamadığı" gerekçesiyle, davacı ... İdaresinin davasının kısmen kabulüne, tüm davacıların davasının reddine, 156 ada 2 parsele ilişkin tespitin iptali ile orman vasfında Hazine adına tapuya kayıt ve tesciline, 105 ada 5 parsele ilişkin orman bilirkişileri ve fen bilirkişilerinin müşterek raporlarında (A) harfi ile gösterilen 1610,70 m2 lik kısma ilişkin tespitin iptali ile orman vasfında Maliye Hazinesi adına tapuya kayıt ve tesciline, aynı parselde geriye kalan kısmın tespit gibi tapuya kayıt ve tesciline, dava konusu 107 ada 20,21,28 parsellerin tespit gibi tapuya kayıt ve tesciline karar verilmiş; hüküm, dahili davacı ... vekili ile davacı ... mirasçıları vekili tarafından temyiz edilmiştir.

Dava, kadastro tespitine itiraza ilişkindir.

Çekişmeli taşınmazların bulunduğu yerde 6831 sayılı Orman Kanunu'nun (6831 sayılı Kanun) uyarınca yapılıp 24.11.1987 tarihinde ilan edilerek kesinleşen orman kadastrosu mevcuttur.

1. Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, yapılan yargılama ve uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirmesine, uyulan bozma ilamı doğrultusunda hüküm verildiğine ve 6100 sayılı Kanun’un Geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Kanun’un 428 inci maddesi ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrasında yer alan sebeplerin biri de bulunmadığına göre, dahili davacı ... vekilinin tüm, davacı ... mirasçıları vekilinin ise aşağıdaki bendin kapsamı dışındaki sair temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.

2. Ancak; 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun (3402 sayılı Kanun) 1 inci maddesi uyarınca kadastro hakimi doğru, infazı kabil, infaz sırasında tereddüt oluşturmayacak ve taşınmaz hakkında sicil oluşturmaya elverişli şekilde karar vermek zorundadır.

İlk Derece Mahkemesince, yargılama sırasında 11.03.2016 tarihli celsede, 107 ada 21 parsele yönelik açılan davanın bu dosyadan tefrik edilerek başka esasa kaydedilmesine karar verilmesine rağmen, eldeki davada hakkında hüküm kurulmuş olması, infazda tereddüt oluşturacağından usul ve yasaya uygun bulunmamakta ise de, bu yanlışlığın düzeltilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) Geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun 438 inci maddesinin yedinci fıkrası hükmü uyarınca İlk Derece Mahkemesi kararının düzeltilerek onanmasına karar vermek gerekmiştir.

Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle, dahili davacı ... vekilinin tüm, davacı ... mirasçıları vekilinin ise sair temyiz itirazlarının REDDİNE,

Davacı ... mirasçıları vekilinin temyiz itirazlarının, yukarıda (2) nolu bentte açıklanan nedenlerle kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının, hüküm fıkrasının 2 numaralı bendinin 4. paragrafında yer alan "21" ibaresinin hükümden çıkarılmasına ve hükmün, DÜZELTİLMİŞ BU ŞEKLİYLE ONANMASINA,

Peşin harcın istek halinde temyiz eden davacı ... mirasçılarına iadesine,

1086 sayılı Kanun'un 440/I maddesi gereğince Yargıtay ilamının tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yoluna başvurulabileceğine,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,

22.04.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.