Davanın kısmen kabulüne ve kısmen reddine

Taraflar arasındaki kadastro tespitine itiraz davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesi tarafından verilen karar, yapılan temyiz incelemesi sonunda Yargıtay (Kapatılan) 7. Hukuk Dairesince bozulmuştur.
İlk Derece Mahkemesince, bozma ilamına uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davacılar ..., ... ve müdahil ... tarafından açılan davaların reddine, davacı Hazine tarafından açılan davanın kabulüne karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararı, davacı ... mirasçılarından ... tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

Diyarbakır ili ... ilçesi ... Köyü çalışma alanında 1956 yılında yapılan tapulama sırasında, 137,138,139 ve 140 parsel sayılı taşınmazlar tapu ve vergi kayıtları ile kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği nedenlerine dayalı olarak, eşit paylarla davalılar adına tespit edilmiştir.

Davacı Hazine, tespitin hatalı olduğunu ve miktar fazlası bulunduğunu; davacı ... ve müdahil ..., tapu kayıtlarının bulunduğunu ileri sürerek ve davacı ... ise, vergi kaydına ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanarak, kadastro tespitinin iptali istemiyle dava açmışlardır.

İlk Derece Mahkemesince, " eksik araştırma ve incelemeye dayalı olarak karar verilmesinin isabetsizliğine " değinen bozma ilamına uyularak yapılan yargılama neticesinde; Bismil ilçesi ... Köyü 138,139 ve 140 parsel sayılı taşınmazlar yönünden, davacılar ..., ... ve ...'in davalarının reddine, davacı Hazinenin davasının kabulüne, dava konusu 138,139 ve 140 nolu parsellere ilişkin kadastro tespit tutanaklarının iptali ile 138 parselin fen bilirkişisi tarafından tanzim edilen 09.01.2020 havale tarihli raporunda (D) harfi ile gösterilen 11.028 m2 lik kısmının, aynı köy 139 parselin aynı raporda (F) harfi ile gösterilen 22.056 m2 lik kısmının ve aynı köy 140 parselin aynı raporda (H) harfi ile gösterilen 22.056 m2 lik kısmının aynı parsel numaraları altında, 4/8 hisse Hazine adına, 1/8'er hisse davalılar adına olacak şekilde tapuya kayıt ve tesciline, 138 parselin fen bilirkişisi tarafından tanzim edilen 09.012020 havale tarihli raporunda (E) harfi ile gösterilen 68.381,88 m2 lik kısmının, aynı köy 139 parselin aynı raporda (G) harfi ile gösterilen 21.164,43 m2 lik kısmının ve aynı köy 140 parselin aynı raporda (I) harfi ile gösterilen 760,87 m2 lik kısmının birliğin son parsel numaraları altında 1/4'er hisse ile davalılar adına tapuya kayıt ve tesciline; Bismil ilçesi ... Köyü 137 parsel yönünden, davacı ...'nün davasının reddine, davacı Hazinenin davasının kabulüne, 37 nolu parsele ilişkin kadastro tespit tutanağının iptali ile 137 parselin fen bilirkişisi tarafından tanzim edilen 09.01.2020 havale tarihli raporunda (A) harfi ile gösterilen 29.408 m2 lik kısmının aynı parsel numaraları altında, 4/8 hissesinin Hazine adına 1/8'er hissenin davalılar adına olacak şekilde tapuya kayıt ve tesciline, (B) harfi ile gösterilen 100.000,00 m2 lik kısmının, birliğin son parsel numarası altında, 1/4'er payla davalılar adına tapuya kayıt ve tesciline, (C) harfi ile gösterilen 78.596,78 m2 lik kısmının miktar fazlası olarak davacı Hazine adına birliğin son parsel numaraları altında tapuya kayıt ve tesciline karar verilmiş; hüküm, davacı ... mirasçısı ... tarafından temyiz edilmiştir.

İlk Derece Mahkemesince, yazılı şekilde karar verilmiş ise de, bu karar usul ve yasaya uygun bulunmamaktadır. Şöyle ki; dosya kapsamı incelendiğinde, yargılama devam ederken davacı ...'nün 19.02.2015 tarihinde, davalı ... Müjdecinin ise 03.08.2007 tarihinde vefat ettiği anlaşılmaktadır. Ölümle taraf ehliyeti son bulur. Taraf teşkilinin sağlanması, kamu düzenine ilişkin dava şartlarından olduğundan, taraf teşkili tamamlanmadan, davanın esasına girilerek sonuçlandırılması usulen mümkün olmadığı gibi, davanın devamı sırasında da taraf koşulunun varlığı re'sen gözönünde tutulmalıdır.
Ne var ki İlk Derece Mahkemesince, yargılama sırasında vefat eden davacı ...' nün mirasçıları davadan haberdar edilmedikleri gibi, yine yargılama sırasında vefat eden davalı ...' nin mirasçılarının yöntemince davaya katılımları da sağlanmamış ve böylelikle taraf teşkili eksik bırakılmıştır.

Hal böyle olunca; İlk Derece Mahkemesince, yargılama sırasında vefat eden davacı ...' nün mirasçılarının davadan haberdar edilmeleri ve ayrıca yine yargılama sırasında vefat eden davalı ...' nin mirasçılarının yöntemince davaya katılımları temin edilerek, taraf koşulu sağlanmalı ve bundan sonra işin esasına girilerek toplanan tüm delillerin birlikte değerlendirilmesi suretiyle oluşacak sonuca göre bir karar verilmelidir.

İlk Derece Mahkemesince, bu husus gözetilmeksizin, yöntemince taraf teşkili sağlanmadan işin esası hakkında karar verilmesi isabetsiz olduğundan, hükmün bozulmasına ve bozma nedenine göre sair temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına karar vermek gerekmiştir.

Yukarıda açıklanan nedenlerle;
Davacı ... mirasçısı ...' in temyiz itirazlarının kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının 6100 sayılı HMK'nin Geçici 3. maddesi yollamasıyla uygulanacak olan 1086 sayılı HUMK'un 428. maddesi gereğince BOZULMASINA,

Bozma nedenine göre sair temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına,
Peşin harcın istek halinde temyiz eden davacıya iadesine,
1086 sayılı Kanun'un 440/I maddesi gereğince Yargıtay ilamının tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yoluna başvurulabileceğine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,
22.04.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.