Davanın kısmen kabulüne
Taraflar arasındaki genel mahkemeden aktarılan kadastro tespitine itiraz davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davacılar ..., ..., ..., ..., ..., asli müdahiller ... ve ...'nın davalarının kabulüne, diğer davaların reddine karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararı asli müdahiller ... ve arkadaşları, davacılar ..., ..., davacılar birleşen davanın davalıları ... ve ..., asli müdahiller ..., ..., ..., davalı ... ve davalı Hazine vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
Kadastro sırasında, Edirne ili Keşan ilçesi ... Köyü çalışma alanında bulunan 474 parsel sayılı 938.515,00 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz, Asliye Hukuk Mahkemesinde dava konusu olduğundan söz edilerek malikhanesi açık bırakılmak suretiyle tespit edilmiştir.
Aynı çalışma alanında bulunan 55 parsel sayılı 2.900,00 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz ise tapu kaydı nedeniyle ... ve müşterekleri adına tespit edilmiştir.
Davacı ... dava dilekçesinde; ... Köyünde kain 01.12.1983 tarihli ve 1 ile 3 sıra numaralı tapu kayıtlarının öncesinde bütün iken sonradan ikiye ayrıldığını, 1 numaralı tapu kaydının vasfının bahçeli ev, 3 numaralı tapu kaydının vasfının ise tarla olarak yazıldığını, taşınmazların yan yana ve sabit sınırlı olduğunu ileri sürerek, tapu kayıtlarının birleştirilerek vasfının tarla olarak yazılması ve yüzölçümlerinin tashihine karar verilmesi istemiyle Asliye Hukuk Mahkemesinde dava açmıştır.
Davacılar ... ve ... dava dilekçesinde; irsen intikal, taksim ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanarak, çekişmeli 55 parsel sayılı taşınmazın kadastro tespitinin iptali ile bu taşınmazın bir bölümünün çekişmeli 474 parsel sayılı taşınmaz içerisinde kaldığını ileri sürerek, 55 parsel sayılı taşınmaz ile 474 parsel sayılı taşınmaz içerisinde kalan bölümün adlarına tescilini istemişlerdir.
Davacı ... dava dilekçesinde; irsen intikal ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanarak, adlarına tespit edilen dava dışı 311,323 ve 324 parsel sayılı taşınmazların eksik tespit edilen ve dava konusu 474 parsel sayılı taşınmaz içerisinde gösterilen bölümlerin, ... mirasçıları adına tescilini istemiştir.
Davacılar ... ve ... dava dilekçesinde; tapu kaydı ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanarak, adlarına tespit edilen dava dışı 212,261 ve 355 parsel sayılı taşınmazların eksik tespit edilen ve dava konusu 474 parsel sayılı taşınmaz içerisinde gösterilen bölümlerin, adlarına tescilini istemişlerdir.
Davacılar ... ve ... dava dilekçesinde; irsen intikal ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanarak, adlarına tespit edilen dava dışı 221 parsel sayılı taşınmazın eksik tespit edilen ve dava konusu 474 parsel sayılı taşınmaz içerisinde gösterilen bölümün, ... mirasçıları adına tescilini istemişlerdir.
Davacılar ..., ... ve ... dava dilekçesinde; tapu kaydı ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanarak, adlarına tespit edilen dava dışı 56 parsel sayılı taşınmazın eksik tespit edilen ve dava konusu 474 parsel sayılı taşınmaz içerisinde gösterilen bölümün, adlarına tescilini istemişlerdir.
Asli müdahiller ... ve ... müdahale dilekçesinde; irsen intikal, taksim ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanarak, çekişmeli 474 parsel sayılı taşınmazın bir bölümünün adlarına tescilini istemişlerdir.
Asli müdahil ... müdahale dilekçesinde; kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanarak, adına tespit gören dava dışı 146,158,333 ve 354 parsel sayılı taşınmazların bazı bölümlerinin kadastro sırasında dava konusu 474 parsel sayılı taşınmaza dahil edildiğini ileri sürerek, bu kısımların adına tescilini istemiştir.
Asli müdahil ... müdahale dilekçesinde; vergi kaydı, irsen intikal, taksim, satın alma ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanarak, adına tespit gören dava dışı 52 parsel sayılı taşınmazın bir bölümünün kadastro sırasında dava konusu 474 parsel sayılı taşınmaza dahil edildiğini ileri sürerek, bu bölümün adına tescilini istemiştir.
Asli müdahil ... müdahale dilekçesinde; kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanarak, adına tespit gören dava dışı 54 parsel sayılı taşınmazın bir bölümünün kadastro sırasında dava konusu 474 parsel sayılı taşınmaza dahil edildiğini ileri sürerek, bu bölümün adına tescilini istemiştir.
Asli Müdahil ... ve arkadaşları vekili müdahale dilekçesinde; tapu kaydına dayanarak, çekişmeli 474 parsel sayılı taşınmazın bazı bölümlerinin müvekkilleri adına tescilini istemiştir.
Asli müdahil ... müdahale dilekçesinde; irsen intikal, taksim ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanarak, çekişmeli 474 parsel sayılı taşınmazın bir bölümünün adına tescilini istemiştir.
Asli müdahil ... müdahil dilekçesinde; adına kayıtlı 25.11.1982 tarihli ve 5 sıra nolu tapu kaydının kapsamında kalan kısmın adına tescilini istemiştir.
Asli müdahil ... ve arkadaşları vekili müdahale dilekçesinde; tapu kayıtlarına dayanarak, çekişmeli 474 parsel sayılı taşınmazın bazı bölümlerinin müvekkilleri adına tescilini istemiştir.
Davalı Hazine vekili; dava konusu 474 parsel sayılı taşınmazın mera olduğunu ve zilyetlikle kazanılmasının mümkün bulunmadığını belirterek, davanın reddine karar verilmesini savunmuştur.
Asliye Hukuk Mahkemesinde açılan tapu kaydında yüzölçümü tashihi davası, davaya konu olan parsel hakkında tutanak düzenlenmiş olması nedeniyle Kadastro Mahkemesine aktarılmıştır. Kadastro Mahkemesinde çekişmeli parsel tutanağı ile dava dosyaları birleştirilerek yapılan yargılama sonunda davanın reddine dair verilen karar Yargıtay tarafından bozulmuş olup, bozma ilamında özetle; "mahkemece yapılan araştırma ve soruşturmanın hüküm vermeye yeterli bulunmadığı belirtilerek; öncelikle katılan davacılar ..., ... ve ..., ..., ... ve ...’nın dayandığı tapu kayıtlarının tarih ve sayısının ayrı ayrı sorulup saptanması, tapu kayıtları bu şekilde belirlendikten sonra tutundukları tapu kayıtlarının ilk oluştuğu günden itibaren tüm tedavülleri ile birlikte Tapu Kadastro Genel Müdürlüğü ve Tapu Sicil Müdürlüğünden getirtilmesi, kayda dayanan tarafın kayıt maliki ya da malikleri ile akdi, irsi ilişkisi saptandığı takdirde dayanılan kaydın dava dışı başka taşınmazlara revizyon görüp görmediğinin, Tapu Sicil Müdürlüğü ve Kadastro Müdürlüğünden sorulup saptanması, revizyon görmüş ise dava konusu taşınmaz ile revizyon gördüğü dava dışı taşınmazlara komşu taşınmazları da bir arada gösterecek şekilde geniş kapsamlı birleşik harita ile komşu taşınmazların tespit tutanakları, varsa dayanakları kayıtların Kadastro Müdürlüğü ve Tapu Sicil Müdürlüğünden getirtildikten sonra yöreyi iyi bilen yerel ve uzman bilirkişisi, tutanak bilirkişilerinin tümü, taraf tanıkları ile taşınmazlar başında yeniden yapılacak keşif sırasında dayanılan tapu kayıtlarının yerel bilirkişi yardımı, uzman bilirkişi eliyle yerine uygulanması, kayıtlarda tarif edilen sınır yerlerinden yerel bilirkişice bilinemeyen sınırlar yönünden tanık bilgisine başvurulması, uzman bilirkişiden keşfi denetlemeye imkan verecek şekilde rapor alınması, dava konusu taşınmazın kaydın kapsamında kalıp kalmadığının saptanması, tapu kayıtlarının dava konusu 474 parsel sayılı taşınmazın tamamı ya da bir kısmını kapsadığının belirlenmesi halinde dava konusu taşınmazın Hazinece iskanen dağıtılan taşınmazlardan olup olmadığı, mera niteliğini yitirip yitirmediğinin açıklığa kavuşturulması, taşınmazın dağıtılan yerlerden olduğu ve mera niteliğini yitirdiğinin saptanılması halinde davacılar ve katılan davacılar yönünden zilyetlik araştırmasının yapılmalı ve taşınmaz edinme koşullarının gerçekleşip gerçekleşmediğinin belirlenmesi, bundan sonra toplanan ve toplanacak tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna uygun bir karar verilmesi" gereğine değinilmiştir.
İlk Derece Mahkemesince, bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonunda; "dava konusu 474 parsel sayılı taşınmazın Yargıtay bozma ilamı öncesinde alınan teknik bilirkişi raporunda 1 ila 60 arasında gösterilen bölümlere yönelik asli müdahiller tarafından tapu kayıtlarına dayanılarak adlarına tapuya tescili isteminde bulundukları, bozma öncesi verilen ret kararını bir kısım asli müdahillerin temyiz etmemeleri nedeniyle bu asli müdahiller yönünden hükmün kesinleştiği, bozma ilamı sonrasında yapılan keşifte, taşınmazın bu bölümlerinin asli müdahiller tarafından kullanılmadığı, bozma öncesi bilirkişi raporunda tapu kayıtlarının kapsadığı yer olarak belirtilen bölümlerin zeminde tam karşılığının olmadığı, bugüne kadar bu yerlerin bu şekilde zeminde hiç bölünmediği, dinlenen mahalli bilirkişi ve tanıkların kimin yerinin neresi olduğunu bilemedikleri, tarafların da kendi yerlerini bilmediği gibi yer gösterme dahi yapamadıkları, hali hazırda dava konusu 474 sayılı mera parseli içinde bulunan ve fiilen mera oldukları, halen de mera olarak vasfını korudukları, mera olarak tüm köylüler tarafından ortak kullanıldığı, asli müdahillerin dayandıkları tapu kayıtlarının bilirkişi raporunda belirtilen bu bölümlere uyduğunu ispatlayamadıkları; dava konusu 55 parsel sayılı taşınmazın tespitine esas tapu kaydının taşınmaza uymadığı, bu taşınmazın tespit maliklerinden olan davacılar ... ve ...'ın dayandıkları 1937 tarihli ve 187 tahrir nolu vergi kaydının 55 parsel sayılı taşınmaz ile birlikte dava konusu 474 parsel sayılı taşınmazın teknik bilirkişi raporunda (K1) ile gösterilen bölümü kapsadığı, 55 parsel sayılı taşınmazın tespit malikleri arasında yapılan taksimle 55 parsel sayılı taşınmaz ile 474 parsel sayılı taşınmazın (K1) ile gösterilen bölümünün davacılar ... ve ...'a kaldığı, zilyetlikle iktisap koşullarının davacılar lehine oluştuğu; dava dışı 52,54 ve 56 parsel sayılı taşınmazların tespitlerine esas olan vergi kayıtlarının taşınmazlara uyduğu, vergi kayıtlarının dava konusu 474 parsel sayılı taşınmaz yönünü hendek okuduğu, hendeğin ise 474 parsel sayılı taşınmaz içerisinde bulunan ve teknik bilirkişi raporunda (K2), (K5) ve (K6) ile gösterilen bölümleri 474 parsel sayılı taşınmazdan ayıran sabit sınır olduğu, bu bölümler üzerinde asli müdahiller ..., ... ile davacılar ... ve ... lehine zilyetlikle iktisap koşullarının oluştuğu; dava konusu 474 parsel sayılı taşınmaz içerisinde bulunan ve teknik bilirkişi raporunda (K7) ile gösterilen bölümün bu parselden ayıran yolun kadim yol olduğu, taşınmaz bölümünün tarla olduğu, mera olmadığı, bu bölüm üzerinde davacı ... lehine zilyetlikle iktisap koşullarının oluştuğu; davacı ... ve müşterekleri adına tespit edilen dava dışı 311 parsel sayılı taşınmazın tespitine esas olan 1937 tarih ve 207 tahrir nolu vergi kaydının dava konusu 474 parsel sayılı taşınmaz yönünü yol okuduğu, yolun ise 474 parsel sayılı taşınmaz içerisinde bulunan dava konusu olan ve teknik bilirkişi raporunda (K3) ile gösterilen bölümü ayıran kadim yol olduğu, ... mirasçıları lehine taşınmaz bölümü izerinde zilyetlikle iktisap koşullarının oluştuğu, bu bölümlerin mera olmadıkları; dava konusu 474 parsel sayılı taşınmaz içerisinde kalan ve teknik bilirkişi raporunda (K4), (K8), (K9), (K10), (K11), (K12) ve (K14) ile gösterilen bölümler ile 474 mera parseli arasında sabit ve doğal sınırın bulunmadığı, dava dışı komşu taşınmazların tespitlerine esas vergi kayıtlarının dava konusu taşınmaz bölümlerini mera okuduklarından miktarlarıyla geçerli olduğu, dava dışı bir kısım komşu taşınmazların tespitlerine esas tapu kayıtlarının sınırlarının bilinemediği, 474 sayılı mera parseline doğru genişletildikleri ve meradan açıldıkları" gerekçesiyle, davacılar ..., ..., ..., ..., ..., asli müdahiller ... ve ...'nın davalarının kabulüne, diğer davaların reddine, 55 parsel sayılı taşınmaza, dava konusu 474 parsel sayılı taşınmazın 20.09.2019 tarihli bilirkişi raporunda (K1) ile gösterilen 14.000,00 m2 lik kısmın eklenmesi suretiyle toplam 16.900,00 metrekare yüzölçümlü olarak 55 parsel numarasıyla ve tarla vasfıyla hüküm yerinde gösterilen payları oranında ... ve müşterekleri adına; aynı bilirkişi raporunda 474 parsel sayılı taşınmazın (K2) ile gösterilen 4.250,00 metrekarelik bölümü, (K3) ile gösterilen 3.220,00 metrekarelik bölümü, (K5) ile gösterilen 3.180,00 metrekarelik bölümü, (K6) ile gösterilen 5.150,00 metrekarelik bölümü ve (K7) ile gösterilen 3.550,00 metrekarelik bölümünün 474 parsel sayılı taşınmazdan ifraz edilerek son parsel numaraları verilmek suretiyle ve tarla vasfıyla (K2) ile gösterilen bölümün eşit payla ... ve ... adına; (K3) ile gösterilen bölümün hüküm yerinde gösterilen payları oranında ... ve müşterekleri adına; (K5) ile gösterilen bölümün ... adına; (K6) ile gösterilen bölümün hüküm yerinde gösterilen payları oranında ... ve müşterekleri adına; (K7) ile gösterilen bölümün ... adına tapuya kayıt ve tescillerine; taşınmaz bölümlerinin ifrazından sonra 474 parsel sayılı taşınmazın 905.165,00 metrekare yüzölçümlü olarak mera niteliği ile sınırlandırılmasına ve mera özel siciline yazılmasına karar verilmiş; hüküm, asli müdahiller ... ve arkadaşları, davacılar ..., ..., davacılar birleşen davanın davalıları ... ve ..., asli müdahiller ..., ..., ..., davalı ... ve davalı Hazine vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyulan bozma ilamı doğrultusunda inceleme ve araştırma yapılarak, mevcut deliller takdir edilerek karar verildiğine, uygulanması gereken hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığına, bozmaya uyulmakla taraflar lehine ve aleyhine kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin yeniden incelenmesine hukukça imkan olmadığı gibi 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) Geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (1086 sayılı Kanun) 428 inci maddesi ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrasında yer alan sebeplerin biri de var olmadığına göre, İlk Derece Mahkemesi kararında yazılı gerekçeler dikkate alındığında temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup asli müdahiller ... ve arkadaşları, davacılar ..., ..., davacılar birleşen davanın davalıları ... ve ..., asli müdahiller ..., ..., ..., davalı ... ve davalı Hazine vekilinin temyiz dilekçelerinde ileri sürdükleri nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
Yukarıda açıklanan sebeplerle; temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararının ONANMASINA, 1086 sayılı Kanun'un 440/I maddesi gereğince Yargıtay ilamının tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yoluna başvurulabileceğine, harçtan muaf olduğundan Hazineden harç alınmasına yer olmadığına, 54,40 TL peşin harcın onama harcına mahsubu ile kalan 373,20 TL'nin temyiz eden asli müdahil ... vd., müdahil ... vd. ayrı ayrı alınmasına, dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine, 22.04.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.