Mahkumiyet
Sanıklar hakkında Çorum 1. Asliye Ceza Mahkemesinin 2002/664 Esas sayılı dosyasında emniyeti suistimal suçundan açılıp birleştirilen kamu davası ile ilgili karar verilmesi mümkün görülmüştür.
Yapılan duruşmaya toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, soruşturma neticelerine uygun şekilde oluşan inanç ve takdirine, incelenen dosya içeriğine göre sanıklar müdafilerinin yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddine, ancak;
1- 6762 sayılı TTK’nın 688. maddesi uyarınca senet metninde bulunması gerekli zorunlu unsurlardan olan “kime ve kimin emrine ödenecek ise onun ad ve soyadının” bulunmaması halinde senedin özel belge niteliğinde olacağı cihetle; dosyadaki mevcut senet örneklerinde alacaklının ad ve soyadının yazılı olmadığının anlaşılması karşısında adli emanetteki senet asılları getirtilip belirtilen zorunlu unsuru taşıyıp taşımadıkları araştırılmadan eksik inceleme sonucu karar verilmesi,
2-Kabule göre; birden fazla hayali kişi adına düzenlenen senetlerle ilgili suç tarihinde yürürlükte bulunan 765 sayılı TCK.nun 80. maddesinin koşulları oluşmakta ise de, farklı bir düzenleme getiren 5237 sayılı TCK.nun 43. maddesinin uygulanabilmesi için “bir suç işleme kararının icrası kapsamında, değişik zamanlarda bir kişiye karşı aynı suçun birden fazla işlenmesi” gerektiği, aksi halde suçun, aynı anda bir kişiye karşı birden fazla işlenmesi halinde zincirleme suçun gerçekleşmediği gözetilip farklı tarihlerde düzenlendikleri tespit edilemeyen suça konu senetlerin aynı anda şikayetçiye verilip verilmediği sorulup, sanıklar hakkında asgari hadden uzaklaşıp, ceza tayin edilmesi nedeniyle de kararın gerekçe bölümünde; 5252 sayılı Türk Ceza Kanununun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanunun 9/3. maddesi uyarınca suç tarihinde yürürlükte bulunan 765 sayılı Yasa ile sonradan yürürlüğe giren 5237 sayılı Yasanın ilgili bütün hükümleri olaya uygulanarak ortaya çıkan sonuçların birbirleriyle karşılaştırılması suretiyle lehe Yasanın tespiti gerektiği, resmi belgede sahtecilik suçunun yaptırımı 765 sayılı TCK'nın 342. maddesinin 1. fıkrasında 2 yıldan 8 yıla kadar ağır hapis olarak öngörülmüş iken 5237 sayılı TCK.nun 204. maddesinin 1. fıkrasında 2 yıldan 5 yıla kadar hapis cezası şeklinde lehe düzenleme yapıldığı, 765 sayılı TCK'nun 29. maddesinde yer alan ölçütlerin 5237 sayılı TCK'nun 61. maddesinde bu suçla ilgili olarak değişmediği, 765 sayılı Yasa uygulanırken 2 yıldan 8 yıla kadar olan ceza içinden 3 yıl tercih edildiği, 5237 sayılı Yasa ile üst sınırın aşağı çekilmesi nedeniyle yasa koyucunun lehe yaptığı düzenleme de nazara alınarak, temel cezanın tayinindeki ölçütlerin değişmemesi nedeniyle önceki cezadan daha az bir cezanın takdir ve tayin olunması gerektiği de gözetilmeden somut karşılaştırma yapmadan 765 sayılı Yasa hükümlerinin lehe olduğundan bahisle yazılı şekilde karar verilmesi,
Yasaya aykırı, sanıklar müdafilerinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükümlerin bu sebeplerden dolayı, 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK.nun 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 13.12.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.