İstem; hak sahibince açılan dava yönünden, ölüm aylığının 5510 sayılı Kanun hükümlerine göre kesilmesi yönündeki SGK Başkanlığı işleminin iptali ile aylığın yeniden bağlanması gerektiğinin tespitine, Kurum tarafından açılan dava yönünden ise itirazın iptali ile icra inkar tazminatına ilişkindir.
Mahkemece davalar birleştirilerek yapılan yargılamada, hak sahibince açılan dava reddedilip, Kurum tarafından açılan davada istem aynen karar altına alınmıştır.
Hükmün, hak sahibi avukatı tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hâkimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kâğıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
1-) Dosyadaki yazılara, toplanan delillere ve hükmün dayandığı gerektirici sebeplere göre, hak sahibi vekilinin sair temyiz itirazlarının reddi gerekir.
2-) Hakkında verilen boşanma kararı 05.04.2005 günü kesinleşen davacı hak sahibi kız çocuğuna, 1988 yılında yaşamını yitiren sigortalı babası üzerinden 1479 sayılı Esnaf ve Sanatkarlar ve Diğer Bağımsız Çalışanlar Sosyal Sigortalar Kurumu Kanunu hükümlerine göre bağlanan ölüm aylığının, boşandığı eşiyle fiilen birlikte yaşadığının belirlendiği gerekçesiyle Kurumca 2010 yılının Kasım ayında gerçekleştirilen işlemle başlangıç tarihi itibarıyla kesilerek, 01.05.2005 – 01.11.2010 döneminde yersiz ödendiği ileri sürülen aylıklar yönünden borç tahakkuk ettirilerek icra takibi başlatıldığı, takibe yasal süresinde itiraz sonrasında, birleştirilen işbu davaların açıldığı anlaşılmaktadır.
Davanın yasal dayanağı olan ve 01.10.2008 günü yürürlüğe giren 5510 sayılı Kanunun “Gelir ve aylık bağlanmayacak haller” başlıklı 56. maddesinin ikinci (son) fıkrasında “Eşinden boşandığı halde, boşandığı eşiyle fiilen birlikte yaşadığı belirlenen eş ve çocukların, bağlanmış olan gelir ve aylıkları kesilir. Bu kişilere ödenmiş olan tutarlar, 96. madde hükümlerine göre geri alınır.” düzenlemesine yer verilmiştir. Madde çerçevesinde, gelirin/aylığın kesilme tarihi ile Kurumun geri alım (istirdat) hakkının kapsamına ilişkin olarak, eylemli birlikte yaşama olgusunun gerçekleşme/başlama tarihi esas alınarak bu tarih itibarıyla gelir/aylık kesme veya iptal işlemi tesis edilip ilgiliye, anılan tarihten itibaren yapılan ödemeler yasal dayanaktan yoksun/yersiz kabul edilmeli, ancak, söz konusu madde 01.10.2008 günü yürürlüğe girdiğinden, eylemli birliktelik daha önce başlamış olsa dahi maddenin yürürlük tarihi öncesine gidilmemeli, başka bir anlatımla 01.10.2008 tarihi öncesine ilişkin borç tahakkuku söz konusu olmamalı, böylelikle açıklığa kavuşturulacak yersiz ödeme dönemine ilişkin olarak 5510 sayılı Kanunun 96. maddesine göre uygulama yapılmalıdır.
Yukarıdaki yasal düzenleme ve açıklamalar ışığında yapılan değerlendirmede; boşandığı eşiyle fiilen birlikte yaşadığı belirgin bulunan davacı hakkında, ödenen aylıklar nedeniyle 01.05.2005 – 01.10.2008 dönemi yönünden borç tahakkuk işlemi tesis edilemeyeceği, başka bir anlatımla anılan döneme ilişkin olarak Kurumun geri alım hakkının bulunmadığı gözetildikten, 01.10.2008 – 01.11.2010 dönemi yönünden ise yöntemince yasal faiz tutarı belirlendikten sonra elde edilecek sonuca göre hüküm kurulması gerekirken, mahkemece eksik inceleme ve yanılgılı değerlendirme sonucu, yazılı şekilde karar verilmesi, usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
O halde, davacı hak sahibi vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
S O N U Ç: Hükmün, yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının isteği durumunda davacı hak sahibine geri verilmesine, 13.12.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.