İstinaf başvurusunun esastan reddi

İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ

1.Mersin 8. Ağır Ceza Mahkemesinin 25.10.2018 gün ve 2017/188 Esas ve 2018/257 sayılı kararı ile sanık hakkında silahlı terör örgütüne üye olma suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 314 üncü maddesinin ikinci fıkrası, 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu’nun 5 inci maddesinin birinci fıkrası, 5237 sayılı Kanun’un 62 nci maddesi, 53 üncü maddesinin birinci, ikinci ve üçüncü fıkraları, 58 inci maddesinin altıncı,dokuzuncu fıkraları ve 63 üncü maddesi uyarınca mahkûmiyet kararı verilmiştir.

2.Adana Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesinin, 23.10.2019 tarihli ve 2018/2690 Esas, 2019/1002 sayılı kararı ile sanık hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik sanık müdafiinin istinaf başvurusunun 5271 sayılı Kanun’un 280 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir.

3. Dava dosyası Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca tanzim olunan 05.01.2022 tarihli ve onama görüşünü içerir Tebliğname ile Daireye tevdi edilmiştir.

Sanık ve müdafiinin temyiz sebepleri özetle;

1. Kararın usul, kanun ve içtihatlara aykırı olduğuna,

2. Suçun maddi ve manevi unsurlarının oluşmadığına,

3.Müvekkili hakkında beraat kararı verilmesi gerektiğine,

4.Yasal olarak bankacılık işlemleri yapmasına devletin izin verdiği bir bankada maaş hesabı açma veya para yatırma işlemlerin rutin işlemler olduğuna,

5.Tanık beyanları içeriğinde sanık hakkında suç unsuru bulunmadığına, zorlama yoluyla isnat edilen suça delil bulma çabasından ibaret olduğuna,

6.Müvekkilinin örgüte ait dershanede yaşı ve sağlık sebepleri ve başka bir iş bulamamasından dolayı çalışmak zorunda olduğuna,

7. Müvekkilinin ByLock kullanmadığına,

8. Temyiz dilekçesinde belirtilen diğer sebepler ve sair hususlara,
İlişkindir.

Temyizin kapsamına göre;

A. İlk Derece Mahkemesinin Kabulü
İlk Derece Mahkemesince sanığın eyleminin silahlı terör örgütüne üye olma suçunu oluşturduğunun kabulü ile sanık hakkında mahkûmiyet kararı verilmiştir.
B. Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü
İlk Derece Mahkemesince kabul edilen olay ve olgularda, Bölge Adliye Mahkemesi tarafından bir isabetsizlik görülmediği anlaşılmıştır.

1.Anlatımları hükme esas alınan ve talimat yoluyla dinlenen tanıkların doğrudan aleni duruşmada sanığın huzurunda veya 5271 sayılı Kanun'un 180 inci maddesinin birinci, ikinci ve beşinci fıkraları gereğince SEGBİS kullanılmak suretiyle dinlenip AİHS’in 6/3-d ve Anayasa'nın 36 ncı maddeleri ile teminat altına alınan “iddia/kamu tanıklarını sorguya çekmek veya çektirmek” hakkı tanınması, sanığın örgütteki konumu ile ilgili olarak ayrıntılı beyanının alınması gerektiği gözetilmeden; ifade metininin okunması ile yetinilerek 5271 sayılı Kanun'un 181 inci maddesinin birinci fıkrası ve 210 uncu maddelerine muhalefet edilmesi,

2. Maddi gerçeğin kuşkuya yer bırakmayacak biçimde ortaya konulması bakımından; sanığın adına kayıtlı telefonun ByLock kullanıcısı olduğu değerlendirilen ve hakkında yakalama kararı bulunduğu gerekçesiyle dinlenilmesinden vazgeçilen (tanık) ... S. ile yine olayın yeterince aydınlatılmış olduğu gerekçesi ile dinlenilmesinden vazgeçilen ... P. ile ifadelerde ismi geçen ... A., K., ... Ç,, ... Y.'nin tanık sıfatıyla usulüne uygun olarak dinlenmeleri, tüm beyan ve delillerin CMK'nın 217 nci maddesi gereğince okunup tartışılmasından sonra sanığın hukuki durumunun takdir ve tayini lüzumu,

3. Kabul ve Uygulamaya Göre;
a) Anayasanın 138 inci maddesinin birinci hükmü, TCK'nın 61 inci maddesinin birinci fıkrasında düzenlenen cezanın belirlenmesi ve bireyselleştirilmesine ilişkin ölçütlerle aynı Kanun'un 3 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca; sanık yönünden suçun işleniş biçimi, işlendiği yer ve zaman, meydana gelen tehlikenin ağırlığı göz önünde bulundurularak, hakkaniyete uygun bir ceza tayini gerekirken, temel cezanın belirlenmesinde suçun unsurlarının teşdit sebebi olarak kabul edilmesi suretiyle TCK'nın 61 inci maddesinin üçüncü fıkrasına aykırı davranılarak alt sınırdan uzaklaşılarak fazla ceza tayini,
Bozmayı gerektirmiştir.

Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle sanık ve müdafiinin temyiz istemleri yerinde görüldüğünden, Adana Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesinin, 23.10.2019 tarihli ve 2018/2690 Esas, 2019/1002 Ksayılı kararının 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin ikinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,

Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesi uyarınca Mersin 8. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise Adana Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
19.09.2024 tarihinde karar verildi.