İstinaf başvurusunun esastan reddi

İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ

1. Van 2. Ağır Ceza Mahkemesinin, 19.02.2019 tarihli ve 2019/89 Esas, 2019/196 sayılı Kararı ile, sanık hakkında Terör örgütüne yardım etme suçundan açılan dava hakkında, 5271 sayılı Kanun’un 223 üncü maddesinin yedinci fıkrası uyarınca ret kararı verilmiştir.

2. İlk Derece Mahkemesi kararının sanık müdafii tarafından istinafı üzerine, Erzurum Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesinin, 15.01.2021 tarihli ve 2019/633 Esas, 2021/48 sayılı Kararı ile, sanık hakkında verilen hükme yönelik istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

3. Bölge Adliye Mahkemesi kararının sanık müdafii tarafından temyizi üzerine, dava dosyası Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca tanzim olunan 26.03.2022 tarihli ve onama görüşünü içerir Tebliğname ile Daireye tevdi olunmuştur.

Sanık müdafiinin temyiz sebepleri özetle:

1. Bölge Adliye Mahkemesi kararının gerekçe içermediğine,

2. Soruşturma aşamasında işlemlerinin gizlilik/kısıtlama kararı ile yürütüldüğüne, sanık lehine olacak delillerin toplanmadığına,

3. Eksik soruşturma ve inceleme ile karar verildiğine,

4. Davaya dayanak olarak gösterilen etkin pişmanlıktan yararlanan şüpheli ifadesinin gerçeği yansıtmadığına,

5. Davanın reddine gerekçe gösterilen dava dosyası ile iş bu dosyadaki iddia ve fillerin bütünüyle farklı olduklarına,

6. Sair temyiz itirazlarına ilişkindir.

Temyizin kapsamına göre;

A. İlk Derece Mahkemesinin Kabulü
İlk Derece Mahkemesince sanık hakkında, “silahlı terör örgütüne üye olma” suçundan Van 5. Ağır Ceza Mahkemesinin 06.04.2018 tarihli, 2017/202 Esas, 2018/140 sayılı kararı ile teşdiden cezalandırılmasına dair kararın istinafı üzerine Erzurum Bölge Adliye Mahkemesi 6. Ceza Dairesinin 23.11.2018 tarihli, 2018/878 Esas 2018/617 sayılı Kararı ile esastan reddine karar verildiği ve dosyanın temyiz incelemesinde bulunduğu, 5271 sayılı CMK'nın 223/7 maddesinde" aynı fiil hakkında aynı sanık için önceden verilmiş bir hüküm veya dava var ise davanın redddine karar verilir" hükmü yer almakta olup, sanık hakkında "silahlı terör örgütüne yardım etme" suçundan açılan kamu davasının CMK'nın 223/7 maddesi gereğince reddine karar verilmiştir.
B. Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü
İlk Derece Mahkemesinin kararında usule ve esasa ilişkin herhangi bir hukuka aykırılığın bulunmadığı, yapılan işlemlerde herhangi bir eksiklik olmadığı Bölge Adliye Mahkemesince belirlenerek istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

Ayrıntıları Dairemizin 2015/3 Esas sayılı kararında ve Dairemizce de benimsenen, istikrar kazanmış yargısal kararlarda açıklandığı üzere;
Örgüt üyesi, örgüt amacını benimseyen, örgütün hiyerarşik yapısına dahil olan ve bu suretle verilecek görevleri yerine getirmeye hazır olmak üzere kendi iradesini örgüt iradesine terk eden kişidir. Örgüt üyeliği, ... katılmayı, bağlanmayı, ... hakim olan hiyerarşik gücün emrine girmeyi ifade etmektedir. Örgüt üyesi örgütle organik bağ kurup faaliyetlerine katılmalıdır. Organik bağ, canlı, geçişken, etkin, faili emir ve talimat almaya açık tutan ve hiyerarşik konumunu tespit eden bağ olup, üyeliğin en önemli unsurudur. ... yardımda veya örgüt adına suç işlemede de, örgüt yöneticileri veya diğer mensuplarının emir ya da talimatları vardır. Ancak örgüt üyeliğini belirlemede ayırt edici fark, örgüt üyesinin örgüt hiyerarşisi dahilinde verilen her türlü emir ve talimatı sorgulamaksızın tamamen teslimiyet duygusuyla yerine getirmeye hazır olması ve öylece ifa etmesidir.
Silahlı ... üyelik suçunun oluşabilmesi için örgütle organik bağ kurulması ve kural olarak süreklilik, çeşitlilik ve yoğunluk gerektiren eylem ve faaliyetlerin bulunması aranmaktadır. Ancak niteliği, işleniş biçimi, meydana gelen zarar ve tehlikenin ağırlığı, örgütün amacı ve menfaatlerine katkısı itibariyle süreklilik, çeşitlilik ve yoğunluk özelliği olmasa da ancak örgüt üyeleri tarafından işlenebilen suçların faillerinin de örgüt üyesi olduğunun kabulü gerekir. ... sadece sempati duymak ya da örgütün amaçlarını, değerlerini, ideolojisini benimsemek, buna ilişkin yayınları okumak, bulundurmak, örgüt liderine saygı duymak gibi eylemler örgüt üyeliği için yeterli değildir (Evik, Cürüm işlemek için örgütlenme, Syf 383 vd.).
Örgüt üyesinin, ... bilerek ve isteyerek katılması, katıldığı örgütün niteliğini ve amaçlarını bilmesi, onun bir parçası olmayı istemesi, katılma iradesinin devamlılık arz etmesi gerekir. ... üye olan kimse, bir ... girerken örgütün kanunun suç saydığı fiilleri işlemek amacıyla kurulan bir örgüt olduğunu bilerek üye olmak kastı ve iradesiyle hareket etmelidir. Suç işlemek amacıyla kurulmuş ... üye olmak suçu için de saikin "suç işlemek amacı" olması aranır (Toroslu özel kısım syf.263-266, ... Cürüm İşlemek İçin Örgüt syf. 28, Özgenç Genel Hükümler syf.280).
Suç örgütünün tanımlanıp yaptırıma bağlandığı 5237 sayılı TCK’nın 220. maddesinin 7. fıkrasında yardım fiiline yer verilmiştir. “Örgüt içindeki hiyerarşik yapıya dahil olmamakla birlikte, ... bilerek ve isteyerek yardım eden kişinin, örgüt üyesi olarak” cezalandırılacağı belirtilmiş, anılan normun konuluş amacı, gerekçesinde; “... hakim olan hiyerarşik ilişki içinde olmamakla beraber, örgütün amacına bilerek ve isteyerek hizmet eden kişi, örgüt üyesi olarak kabul edilerek cezalandırılır.” şeklinde açıklanmış, 765 sayılı TCK’nın sistematiğinden tamamen farklı bir anlayışla düzenlenen maddede yardım etme fiilleri de örgüt üyeliği kapsamında değerlendirilerek, bağımsız bir şekilde ... yardım suçuna yer verilmemiştir.
Yardım fiilini işleyen failin örgütün hiyerarşik yapısına dahil olmaması, yardımda bulunduğu örgütün TCK’nın 314 üncü maddesi kapsamında silahlı terör örgütü olduğunu bilmesi, yardımın örgütün amacına hizmet eder nitelikte bulunması yardım ettiği kişinin örgüt yöneticisi ya da üyesi olması gereklidir. Yardımdan fiilen yararlanmak zorunlu değildir. Örgütün istifadesine sunulmuş olması ve üzerinde tasarruf imkanının bulunması suçun tamamlanması için yeterlidir.
Yardım fiilleri ... silah sağlama ve terörün finansmanı dışında tahdidi olarak sayılmamıştır. Her ne surette olursa olsun örgütün hareketlerini kolaylaştıran ve yaşantısını sürdürmeye yönelik eylemler yardım kapsamında görülebilir (Yargıtay Ceza Genel Kurulu 11.11.1991 tarih, Esas 9-242, Karar 305). Yardım teşkil eden hareketin başlı başına suç teşkil etmesi gerekmez. Yardım bir kez olabileceği gibi birden çok şekilde de gerçekleşebilir. Ancak yardım teşkil eden faaliyetlerde devamlılık, çeşitlilik veya yoğunluk var ise örgüt üyesi olarak da kabul edilebilecektir.
Bu açıklamalar ışığında;
Sanık ... müdafiinin temyizi üzerine Dairemizin 2024/6521 Esas sırasına kaydedilen Erzurum Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesinin 18.09.2023 tarihli ve 2023/707 Esas, 2023/704 Karar sayılı dosyasında, 17-18.11.2016 tarihinde gerçekleşen eylemlere ilişkin olarak sanık hakkında “silahlı terör örgütüne üye olma” suçundan Van 5. Ağır Ceza Mahkemesinin 06.04.2018 tarihli ve 2017/202 Esas, 2018/140 Karar sayılı dosyasında verilen mahkumiyet kararının Bölge Adliye Mahkemesinin esastan red ve Yargıtay (Kapatılan)16. Ceza Dairesinin bozma kararı üzerine en son Van 5. Ağır Ceza Mahkemesinin 14.12.2021 tarihli ve 2020/215 Esas, 2021/352 Karar sayılı dosyasında değişen suç vasfı ve geçitli suçlardaki özellik nedeniyle "Devletin birliğini ve ülke bütünlüğünü bozma" suçundan cezalandırılmasına karar verildiği, temyiz incelemesine konu iş bu dosyada ise terör örgütüne yardım etme suçundan suç tarihi 2016 Kasım ayı ve öncesi olan 31.01.2019 tarihli iddianame ile dava açıldığının anlaşılması karşısında; silahlı terör örgütüne üye olma suçunun temadi eden suçlardan olması, hukuki ve fiili kesintinin gerçekleşmediği, sanık hakkında Van 5. Ağır Ceza Mahkemesinin 14.12.2021 tarihli ve 2020/215 Esas, 2021/352 Karar sayılı dosyasında daha ağır cezayı gerektirecek suçtan cezalandırılmasına karar verildiği gözetilerek,
Mahallinde hukuka uygun olarak ikame olunup usulünce tartışılan delillere ve dosya kapsamına göre, İlk Derece Mahkemesinin ve Bölge Adliye Mahkemesinin kararlarında bir isabetsizlik bulunmadığı anlaşılan sanık hakkında;
Yargılama sürecindeki işlemlerin usul ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, incelenen dosya kapsamına göre delillerde ve işlemlerde herhangi bir eksiklik olmadığı, davanın reddi yönünde verilen kararın dosya kapsamına uygun bulunduğu anlaşılmakla; sanık müdafiinin yukarıda ilgili bölümde ileri sürdüğü temyiz sebepleri ve sair hususlar yerinde görülmemekle, kurulan hükümde hukuka aykırılık bulunmamıştır.

Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle Erzurum Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesinin, 15.01.2021 tarihli ve 2019/633 Esas, 2021/48 sayılı Kararında sanık müdafii tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve 5271 sayılı Kanun’un 289 uncu maddesinin birinci fıkrası ile sınırlı olarak yapılan temyiz incelemesi sonucunda hukuka aykırılık görülmediğinden 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin birinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle TEMYİZ İSTEMİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKMÜN ONANMASINA,

Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca Van 2. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise Erzurum Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
19.09.2024 tarihinde karar verildi.