Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın kısmen kabulüne karar verilmiş olup hükmün dahili davalı vekili, davalı vekili ve davacı Belediye vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.

Davacı vekili; dava konusu taşınmazların mera vasfı ile mülkiyetlerinin Hazineye ait olduğunu, bu taşınmazların uzun yıllar öncesinde mera olarak kullanıldığını, ancak zaman içerisinde mera olarak kullanılmadığını, 1994 yılında ... Belediyesi Belediye Meclisinin kararıyla kamusal amaçlı faaliyetlerde kullanılmasına uygun nitelik kazandırılmak için cins değişikliğinin yapıldığını, meclis kararıyla taşınmazların mera vasfının kaldırılmasına ve imar uygulaması yoluyla tarımsal amaçlı düzenlemeler yoluna gidildiği yönünde karar alındığını, taşınmaz üzerindeki zilyetliklerinin devam ettiğini, davaya konu taşınmazların dört tarafının verimli tarlalarla çevrili olduğunu, mera olarak yıllar öncesinden bu yana kullanılmadığını, bu sebeplerle dava konusu taşınmaz üzerindeki zilyetliklerinin korunmasını talep ve dava etmiştir.
Davalı Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı vekili; davanın reddini savunmuştur.
Dahili davalı Hazine vekili; katılmış olduğu 7 nolu celsede davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece; 179 ada 31 parsel ile 193 ada 1 parsel yönünden davacı Belediyenin zilyetliğinin korunmasına, 192 ada 1 parsel yönünden açılan davanın reddine karar verilmiş olup; hüküm, davacı, davalı ... dahili davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.

el atmanın önlenmesi istemine ilişkindir.
TMK'nin 981,982 ve 983.maddelerinde düzenlenen zilyetliğe dayalı davalar ile zilyet, zilyetliğinin bir hakka dayandığını ispat külfetine katlanmadan yalnızca zilyetliğini öne sürerek, zilyetliğin korunmasını ve müdahalenin önlenmesini isteyebilir. Oysa somut olayda davacı Belediye; meraların mülkiyetinin Hazineye, kulanım hakkının ilgili belediyeye ait olması kuralına göre; hakka dayanarak dava açmıştır. Bu sebeple davanın TMK.nin 981 ve devamı maddelerine dayanan zilyetliğin korunması olarak kabulü yerinde değildir, iddianın ileri sürülüş şekline göre dava hakka dayalı el atmanın önlenmesi davası niteliğindedir ve hakka dayalı el atmanın önlenmesi davalarında görevli mahkeme asliye hukuk mahkemesidir.
Uygulanacak kanun maddesini belirlemek 6100 sayılı HMK'nin 33 üncü maddesine göre, hakimin görevi kapsamındadır ve mahkeme hakimi tarafından yargılamanın her aşamasında resen gözönünde bulundurulması gerekir. O halde Mahkemece görevsizlik kararı verilmesi gerekirken, bu husus gözardı edilerek yazılı şekilde uyuşmazlığın esası hakkında karar verilmesi doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.

Hükmün 6100 sayılı HMK'nin Geçici 3. maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK'un 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, bozma sebebine göre HUMK'un 440/III-1,2,3 ve 4. bentleri gereğince ilama karşı karar düzeltme yolu kapalı bulunduğuna, peşin harcın istek halinde davacı Belediyeye iadesine, 20.01.2020 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.